Hz. Muhammed’den önce de malum o bölgedeki insanlar gelip hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret ederlerdi. Bir gün henüz Hz. Muhammed M ekke’den Medine’ye göç etmediği bir sırada Süveyd b. S amit adında biri Kâbe ziyaretine gelir ve Hz.Muhammed’le görüşür. Hz. Muhammed onu İslam’a davet edince adam ona, “Senin anlattıkların bende de var, ben de onları bilirim” diyor. Hz. Muhammed, Nasıl bilirsin?” diye soruyor. Adam, “Benim yanımda Lokman’ın bilgi ve belgeleri var” diye yanıtlıyor. Hz. Muhammed ona, “Peki gösterebilir misin?” deyince adam çıkarıp gösteriyor. Muhammed onları görünce, “Bunlar güzel şeylerdir; ancak ben Allah’tan gelen peygamberim” diyor. Adam elbette inanmıyor ve haccını yapıp memleketine geri dönüyor. Bu arada adam da Muhammed’e, “Senin de söylediklerin güzeldir; ancak benimki daha güzeldir” diyor.Adamla Muhammed arasında geçen bu diyalogu birçok İslam tarihçisi yazmıştır. Bunlar arasında İbni Kesir, Taberi, İbni Hişam, İbni Esir gibi tarihçiler vardır. Bu kısa örnekten çıkan mesaj şu: Hz. Muhammed her taraftan bilgi alıyordu. Nerde bir umut bulsa hemen gider ondan bilgi alırdı. Kur’an’da anlatılan hikâyeleri ise zaten o bölgede nerdeyse herkes biliyordu.
Bu dünyada gelip gitmemizin kazancı nerde?
Ömrümüzün umut ipliği ne oldu,nerde?
Bu feleğin çemberinde nice temiz canlar
Yandı kül oldular,hani dumanları,nerde?
- İnsanlar nerde? diye sormuş nihayet küçük prens. Çölde insan kendini biraz yalnız hissediyor...
- İnsanların arasında da yalnız hissedilir, demiş yılan.
Sayfa 57 - Türkiye İş Bankası - Kültür Yayınları·Kitabı okudu