Nakledildiğine göre, dönemin bir nevi istihbarat şefi olan Dâvûd Bin Bestâm, Ahmet bin Hanbel'in amcasına bir gün o günkü haberlerin kendisine ulaşmadığından yakınmış, amcası ise haberleri kendisine ulaştırması için o zamanlar henüz çocuk olan yeğeni Ahmed'e (yazılı olarak) verdiğini söylemiş, sonra ona verdiği haberlerin neden yeni ulaşmadığını sorunca Ahmed (rahimehullah):
"Ben o haberlere ulaştırır mıyım hiç, onları suya attım!" demiştir.
Bunun üzerine İbnü Bestâm " Bu çocuk bundan sakınırken, bizim halimiz nice olur" demiştir.
Yine mesela onun vaktiyle pek sevdiği küçük, sırtı siyah ve göğsü beyaz, oynak bir köpeği varmış. Bir kırlangıca benzediği için ona "İrondel" [Hirondelle] ismini takmışlar. Bir gün bu köpek kaybolmuş. Nice zamanlardan sonra İrondel sokakta mahzun mahzun köpeğini düşünerek giden Fahim Bey'i bulmasın mı? Fakat hayvancağız birdenbire buna o kadar sevinmiş ki hazzından ne yapacağını şaşırıp aklını kaybetmiş! Bir türlü usta bir baytar bulup zavallı köpeğin aklını yerine getirememişler. Artık bu biçare mahluk herkesin önüne dikilir, vaktinde mülayim ve şimdi çılgın gözlerini haddinden fazla açarak ve yan yan bakarak sanki boğazında yutamadığı bir şey kalmış gibi, uzun uzun bir havlama, bir ulumadır tuttururmuş. Ondan kurtulmak için bir tek çare varmış: Onu ismiyle, "İrondel" [Hirondelle] diye çağırmalıymış. Zira bu garip hayvan unuttuğu eski benliğinden korkuyormuş gibi ismini duyar duymaz derhal gülünç bir eda ile çabuk çabuk koşmaya başlar, ta uzaklara kaçar, saklanır, susarmış. Kimsenin dayanamadığı bu yürekler acısı haykırışlarına rağmen Fahim Bey, kendisine muhabbetini aklını kaybetmesi pahasına ispat etmiş olan köpeğini bir türlü terk etmeye razı olmamış ve ikide bir boğazında bir kılçık kalmış gibi haykıran bu çılgın hayvanı yanından ayırmayarak onu senelerle dinlemiş durmuş.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nice güller solacak denilmişti
Nice güller
Kökleri her yerinde dünyanın
Yaprakları bağrımızda nice güller
Ve doğacak olan gün
Daha doğmadan kararacak denilmişti
Hepsi gerçekleşti bir yıldırımla
Bir şey kaldı unutulan
Solan güllerin kökleri yine toprakta
Yine dimdik ve tomurcuğa durmakta
Belki yorgun
Belki yenik
Belki yaralı
Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek