Niçee her yerdesin, her yerdeee
Havada parmak izi var felsefenin / ona koyu bir ad veriyor Nietzsche; 'fiziksel tereddüt' olabilir mi bu? Ama çekiniyorum — "Benim fetiş hayvanım bedeni oluşturan hücredir" diyerek çirkine yaklaşırken Antoni Casa Ros.
Kutulmuş'un oğlu Süleyman 1072 yılında yılında, Alp Arslan'ın oğlu ve halefi Melikşah tarafından, kendisini imparatorluğun merkezinden uzaklaştırmak için memleketin her tarafında gezip dolaşan ve düzen ve asayişi tehdit eden Türk kıtalariyle birlikte Küçük Asya'ya gönderilmişti. Bu cüretli ve anî bir baskınla Bizanslılardan Anadolu'nun kuzey batısını koparıp aldı ve 1081 senesinde karargahını bizzat Bizans için bile tehdit edici bir mesafede bulunan İznik'te (Nicée) kurdu. Fakat islâmın bu en uçtaki ileri karakolu ilk Haçlı seferleri sırasında tekrar elden çıktı. Süleyman'ın doğuda bir siyasi mevki elde etmek olan asıl maksadı baki idi. Daha 1084 yılında Antakya'yı (Antioche) ele geçirdi ve 1086 da Halep'e yaptığı bir hücumda şehid düştü. Bunun oğlu Kılıç Arslan, babasının planlarını tahakkuk ettirmek için yeni bir üs aradı. Fakat orada bir rakible, ihtimal Ermeni aslından olan Türk emiri Danişmend'le karşılaştı, Danişmend Gazi, Türk uç gazilerinden oluşan birliklerle Bizanslılar tarafından terk edilmiş olan Sıvas'ta, kuzeyde Ankara'ya, Amasya ve Niksar'a (Neocaesarea), güneyde Elbistan'a (Abulastayn) kadar genişlettiği bir egemenlik kurmuştu.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şarap içelim. Akan yolları izleyelim. Filmimiz öyle bitsin. Biz Nice’e dönerken.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Nicee
Reş nabe warê Ahmedê Xanî, Wekî pirsa dîn-dewletê danî, "Mem û Zîn" kire beyta ruhanî...
Kurdî
Nicee
2 = 1 Kim o, deme boşuna.. Benim, ben. Öyle bir ben ki gelen kapına; Başdan başa sen.
Yapı Kredi Yayınları-­2792 Şiir­-­255 (Epub)
Edebiyat
Arzuları hiç değişmemişti, sağlam ve kekremsi, geçmiştekilerden, yani onları terk etmiş olduğum dönemlerden ne daha az ne de daha fazla yavandılar. Kişiler değişmişti ama düşünceler hep aynıydı. Hâlâ, her zamanki gibi, kimi gidip az çok tıpta otlanıyordu, kimi de bir parça kimya alıyordu ya da Hukuk hapı, toplu zooloji, iyi kötü hep aynı saatlerde, mahallenin öbür ucunda. Sınıflarının üstünden geçerken savaş onların içinde hiçbir şeyi harekete geçirmemişti, onların düşlerine bulaşmaya kalktığınızda da, sırf sempatiklik olsun diye, sizi doğrudan doğruya kendi kırklı yaşlarına götürüyorlardı. Böylece de kendilerine bir mutluluk yaratmayı hedefleyen sebatkâr tasarruflar için yirmi yıllık, yani iki yüz kırk aylık bir hedef koyuyorlardı önlerine. Harcıâlem bir görüntüydü onların gözünde mutluluğu, aynı zamanda da başarıyı simgeleyen, hem de gayet kademeli, özenIi bir başarıyı. Onlar kendilerini son kertede, fazla kalabalık olmamakla birlikte akıllara durgunluk verecek derecede değerli, eşsiz bir ailenin ilgi merkezi olarak düşlüyorlardı. Oysa neredeyse dönüp de söz konusu ailelerinin suratına bile bakmış değillerdi. Ne gereği var. Aile dediğin her işe yarar, suratına bakılmaktan gayri. Her şey bir tarafa, babanın gücü, mutluluğu, ailesini asla suratına bakmadan öpmektir, bu onun şiiridir. Yenilik niyetine yapıp edecekleri, yanlarında drahomalı eşleri, arabayla Nice’e gitmekten ibaretti, bir de banka havaleleri için ola ki çek kullanmayı benimsemek. Ruhun utanılası yönleri için de, herhalde bir gün eşlerini de götürmek randevu evine. O kadar. Dünyanın gerisi günlük gazetelerin içine hapsedilmiştir ve polis nezaretindedir.
Sayfa 397·Kitabı okudu