9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:35
SPOILER kitabin bitiminde 'benimle' konusmaya basladiginda konusmuyor olsam da bogazim dugumlendi. zuhreyi, degili bilemiyor olusumuza o kadar uzgunum ki... keske ruyalariniza cagirabilseydiniz onlari. hayir anlamiyorum da zuhrenin gelmiyor olusunu, oldu ve beyni onlar gibi korunmadi mi? degil'e ne demeli, ruyabaz degiller mi bunlar niye cagiramiyorlar degil'cimi? o kucuk cocuk dunyada neler oldugunu tanrisina anlatti ve gercekten asla affedilmemek uzere lanetlendik. kor asil'in bu konuya dahil oldugunu hatirlamiyordum ve okurken o kadar uzuldum ki... leylifer en cok isteyecegi yerde, yoldasina sarilirken oldu ve bununla yetinecegim. cok guzel ve cok ozel bir kitap. bunu sonsuza kadar okuyamicak olsaniz da tesekkurler nihat hocam.
Gölgeİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2016469 okunma
8/10
·222 syf.··
2025 26. kitabı
Bende acısı derin olan kitaplardan biridir darağacında 3 fidan. hepimizin bildiği gibi deniz gezmiş, Hüseyin inan ve Yusuf aslanın o noktaya nasıl geldiklerini incecik ama güzel bir şekilde anlatır. lise zamanımda okumuştum, bu kitapla birlikte bu konuda bir çok kitap okumuş olmamdan mütevelli hafızam çok temiz değil. aklımda kalanlar, ölüm yoluna gittiklerinden yüzde yüz emin olarak inandıkları uğruna savaşmaya devam etmiş olmalarıdır. birde veda mektupları. okuduğum yaşımda, onlara inanılmaz imrenerek bakmış olsam da, bugün uğruna savaştıkları şeyi başarmaları için çok genç olduklarını görebiliyorum. gençlik bile bilse, yaşlılık yapabilse cümlesinin vücut bulmuş hali bu gençlerin verdiği mücadele. silahlı mücadeleyle gerillalık yapmaya başlamamış olsa, daha iyi ve farklı bir düzen içine de girebilirlerdi belki.. herkes okusun mu derseniz, inandığı uğruna yapılabileceklerin sınırsızlığını görmek için okusunlar ama unutmasınlar ki, ölüm, sahneden çekilmen için bir bahanedir. Kalıp aydınlatmaya devam edebilmek için yol bulmak ve o şekilde inandıklarını savunmaya devam etmek gerekir.
Darağacında Üç FidanNihat Behram · Everest Yayınları · 201913,2bin okunma
Reklam
Kuşlar Yasına Gider
6/10
·248 syf.··
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:34
Kuşlar Yasına Gider Merhabalar bugün sizlere @burcu_karaoglan06 'yla birlikte başladığım ve bitirdiğim Hasan Ali Toptaş'ın bir kitabıyla geldim. Yazarın kalemiyle ilk tanışmam oldu bu eser. Okurken içinizi ısıtacak samimi bir hissiyat oluşturacak. Kitapta entrika olay aksiyon aramayın. Köy havasında farklı kelimelerin yani o köy ağzı dediğimiz kelimelerin yer aldığı bir hüzünlü biraz da sevecen bir tarafı var. Yazar ile babası Aziz Bey arasındaki derin ilişkiye odaklanan otobiyografik ve destansı bir baba-oğul romanıdır. Ölümle yüzleşme sürecini, aile bağlarını ve İç Anadolu kültürünü işleyen dokunaklı ve çok katmanlı bir eserdir. Gelelim kitabın konusuna... Gençliğinde şoförlük yapan Aziz Bey, uzun süreler evden uzak kalmış (hatta çarşıya diyerek çıkıp on gün eve gelmediği olurmuş ve her geri döndüğünde ise bir araba vs alıp gelirmiş) ve aile hayatında bazı kopukluklar yaşanmasına sebep olmuştur. Oğlu (yazar/anlatıcı) ile arasında zaman zaman mesafeli, ancak kopmaz bir bağ vardır. Eser, yaşlı ve hasta olan Aziz Bey'in son günlerini anlatır. Ölümün yaklaşmasıyla birlikte yazar, babasının tedavisi için Ankara ve Denizli arasında mekik dokur ve bu süreçte geçmişteki eksiklikleri, pişmanlıkları ve babasının gizemli yönlerini sorgular. Yazar, bu süreçte yolda beyaz bir atın peşinden koştuğunu görür ve beyaz gömlekli bir çocuğu sürekli evlerinin bahçesinde dolandığına şahit olur. Bu esrarengiz şeyleri bir tek kendisi şahit olurken kimseye anlatma cesareti bulamaz. Yazar evli ve bir kız çocuğuna sahiptir. Bu süreçte yanında olan erkek kardeşi Nihat döneme şahitlik eder. Hayat dolu, renkli, aklına eseni yapan, kimseye haber vermeden yollara düşen ve zaman zaman etrafındakileri şaşırtan bir yapıya sahip olan Aziz Bey'in iç dünyası gözler önüne serilir. Yazar, babasının
Roman
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
7/10
·224 syf.··
2026 29. kitabı
Büyükada'da gezintiye çıkan bir çift ; Rum Yetimhanesi civarında bir erkek cesedi bulur.Ceset uzun zamandır orada olduğundan çürümeye başlamış ve bir kısmı kemirgenler tarafından yenmiştir,en ilginç yanı da başı kesilmiştir ve kimliği tespit edilemez. Başkomiser Nihat ,ekibe yeni katılan Gülcan ve ekibi bu cinayetin peşine düşer.Önce kimliği tespit etmek sonra da bu cinayetin kim tarafından ve hangi amaçla işlendiğini bulmaya çalışırlar. Bunu yaparken İstanbul'daki Van'a gitmeleri , arkeolojik bilgiler almaları, tekrar dönüp İstanbul sokaklarından Sapanca'ya iz sürmeleri gerekir. Sevgili Semra tavsiyesi ile Mayıs ayında okumayı planladığım lakin haziran ayına nasip olan bu kitabı severek okudum.Üniversite yıllarında Adli Tıp ve Kriminoloji derslerine de severek katılmıştım.Bu kitapta o tadı hissettim.Okuyucuya bu konularda bilgi veren , arkeolojik konularda da bilgi içeren emek verilmiş bir eserdi. Karmaşık bir cinayetin asıl sebebi ise beni elbette şaşırttı.Bu karmaşık olaylar içinden insanoğlunun nasıl basit ve adi bir canlı olduğunu gösteren bir eserdi bence.Ayrıca çocukluk travmalarına ve sevgisizliğe de vurgu yapıyordu. "Beni öldüren bıçak değil.Katilimin gözlerindeki soğuk,ölümden bile beterdi."cümlesi ise can almanın ne kadar canice olduğunu gösteriyordu kesinlikle. Severek okuduğum, katilin bulunması üzerine ferahladığım, ölümün soğuk yaşamın ise en güzel şey olduğunu ve hayatımızda yaşama tutunacak bir sürü sebep bulunduğunu düşündüren bu eseri sizlere de tavsiye ederim.
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
Bazı Davalar Çözülmez
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 13:44
Emine Işınsu ne yazarsa okuyacağım yazarlardan bir tanesidir.Okuduğum beşinci eseri sancı kitabı aslında Ertuğrul Dursun Önkuzu’nun hayatını anlatırken,onun yaşadığı süreç ve etrafında olan olaylar,bu olayların devamındaki bağlantılar ve şahıslardan bahsetmektedir. Arif Nihat Asya’nın öğrencisi olan Emine Işınsu’nun kalemine sağlık. Çok net olan ışınsu gerçekçi milliyetçi güçlü olan duruşu sayesinde kitaplarını okuduktan sonra ideolojisi,fikirleri değişen doğruyu yanlışı görebilen insanlar olduğunu söylemek mümkün. Her iki görüşü okuyup tartıp aklı selim düşünmenin önemli olduğunu fark etti insanlar. Sahaya bilinçsizce piyon gibi salınan çocuklar,öğrenciler kendilerini kullandırmamaya başladılar. Artık bilinçlendiler bir şeylerin farkına vardılar. Asıl merak ettiğim sonunu kestiremediğim bir şey daha var solcu olan ve hayatıyla tehdit edilen Leyla, ülkücü olan kardeşi Ali’nin de hayatını tehdit eden solcular Leyla’ya ne yaptılar ?Leyla’ya ve ailesine ne oldu? Gazi eğitimde Leyla’yı öldürüp suçu ülkücülere mi attılar yoksa Leyla ve ailesi Amerika’ya gidebildi mi? Dilerim gidebilmişlerdir.Çok etkileyici bir kitap hüzünlü,merak uyandırıcı,akıcı. Üniversite dönemimde yaşanılanları bu kitapta tekrar yaşamış gibi oldum. Okudum okudukça gözümün önüne gelen fen edebiyat kantinin de iktisat kantininde olan çatışmalar,çözülemeyen kavgalar… Kitap tavsiyemdir. Şimdiden keyifli okumalar.
SancıEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,172 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:37
Emine Işınsı uzun zamandır okumak istediğim biri yazardı. Çiçekler Büyür eseriyle okumaya başladım. Çok fazla kitabı olan bir yazar. Kitaplarının konuları genellikle tarihi olaylar üzerine olan milliyetçi bir yazar. Sadece roman değil oyun, deneme, hikayede yazan aynı zamanda ödüller alan biri yazar. Çiçekler Büyür eserinde yazar, 1970li yıllardan itibaren Bulgaristan’da yaşayan Türklerin başına gelenleri küçük bir grup üzerinden anlatıyor. Eserde İlay adlı baş kahramanımız var. İlay çok zeki bir genç. Küçüklükten itibaren yaşadığı şeylerin farkında olan, bu farkındalıkla bir şeyleri değiştirebileceğini düşünen, çok zeki ve zekasının farkında olan bir genç kız. Bunun yanı sıra babası tarafından sevilmeyen, babası sevmediği için annesinin de sevmeye cesaret edemediği bir çocuk. Ailede İlay‘ın en sevdiği kişi dedesi. Dedemiz zamanında Çanakkale Savaşı’na katılmış, Türk olduğunun bilincinde olan ve bazı faaliyetlerde yer almış bir adam. İlay büyüdükçe dedesi yaşadıklarını ve yaptıklarını ona anlatıyor. İlay zamanla köydeki gençlerden olan Arif ile arkadaşlık kuruyor ve bu sayede Türkiye’de yazılmış olan kitapları okumaya başlıyor. Biz burada Osman Turan’ı Hüseyin Nihal Atsız’ı, Ziya Gökalp’i, Arif Nihat Asya gibi isimleri görüyoruz. Okuduğu kitaplarla birlikte idealleri de gelişiyor. Aslında doktor olmak istiyor ancak başına gelenler nedeniyle toprak işçisi olmasına karar veriliyor. İlay zaten Türk olduğu için doktor olamayacağını biliyor. Onun zekası ondan asla vazgeçilmemesine neden oluyor. Hikayemizin en önemli kısımlarından olan İlay‘ın aşık olduğu genç Mehmet Ali… Türk olan Mehmet Ali küçüklükten itibaren İlay’la birlikte büyüyor ama ideal olarak Mehmet Ali, İlay’dan farklı düşüncelere sahip. O Sovyetler otoritesine bağlı ve bu sayede yükselebileceğinin farkında
Çiçekler BüyürEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,925 okunma
Reklam
Reklam