Nisa Nur Akbaş

Nisa Nur Akbaş
@nisaakb0
87 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
8/10
·198 syf.··
2023 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2023 19:35
Aslında hiç aklımda olmayan, sadece adını daha önce duyduğum bir kitap olmasına rağmen yinede merakla başladığım bir eser olmuştu. Kitap; kendi iç dünyasında çatışmalar yaşadığı, insanlara karşı nefret kustuğu, hayatı anlamaya çalışan ergenlik dönemindeki Holden Coulfield'in 4.okulundan atılmasından sonraki bir kaç günlük yaşamını konu alıyor. Çıktığı dönemde çevrede büyük bir tepki almasının nedeni; argonun sıkça kullanılması ve 'Seçkin Sınıfa' hakaret olarak algılanması nedeniyle defalarca yasaklanmıştır. Ama gelin görün ki çoğu roman gibi bu da zamanın ilerlemesiyle tüm o tepkileri yok etmiş ve kendisini ortaya koymuştur. Konusuna bakınca oldukça basit duruyor. Zaten bir olay, mecera bekleyeceğiniz bir roman değil. Psikolojinin ağır olduğu bu roman aslında benim okumayı sevdiğim eser kategorisine giriyor. İnsanların iç çatışmalarını, düşüncelerini, hayata ve insanlara bakış açılarını okumak benim oldukça hoşuma gidiyor. Okurken sıkılmadım, sadece bazı yerlerde durağanlaştım o kadar. Zaten bu aralar kitap okuyamadığım için de elimde biraz can çekişti diyebilirim. Eğer birer ebeveyseniz, çocuklarınızı ergenlik döneminde daha iyi anlamınızı sağlayacak bir eser. Eğer ergenliği yaşayan bireylerseniz de, Holden'le arkadaşlık kurma şansını elde edeceksiniz ki bence bu çok güzel bir şey. Holden'in ergenlik döneminin yanı sıra, geçmişte yaşadığı acıların üzerinde bıraktığı etkiyi de okuyacağınız bu eser, size tatlı güzel ve oldukça faydalı bir hikaye sunuyor. Kitabı okuduysanız siz ne düşünüyorsunuz? Yazarın başka kitabını okumadığım için, kalemine pek hakim değilim ama siz başka kitaplarını okuduysanız önerebilirsiniz. J. D. Salinger Çavdar Tarlasında Çocuklar
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Toprak Ana
10/10
·136 syf.··
2023 16. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 20:05
Dakikalar önce bitirdiğim ve kesinlikle her sayfasında duyguyu iliklerime kadar hissettiğim bir eserdi. Cengiz Aytmatov kesinlikle bu kadar az sayfayla bir okura bu kadar duyguyu aynı anda ve yoğun yaşatan az yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum. Aytmatov'un daha önce bir kitabını okumaya çalışmış ama okuyamamıştım. Sorun bendeydi çünkü kitap okumaya ilk başladığım zamanlar ve daha çok yabancı yazarlar okuduğum içindi. İçten içe Aytmatov'a bir mesafe besliyordum ve o mesafeyi bu kitapla kapattım. Hemen başka bir kitabını alıp okuyacağım. Kısaca yazardan bahsetmem gerekirse. Yazar Kırgız Türklerinden ve bunu da eserlerinde kullanmaktadır. Yazarın Kırgız Türklerini böyle güzel işlemesi sizi daha çok kitaplarını okumaya sevk ediyor. Kesinlikle akıcı ve bir sonraki sayfayı merakla çevireceğiniz bir eserdi. Konusu ise; ll.Dünya Savaşı sırasında savaşın vurduğu bir köyü ve aileri ele alan yazar konuyu Tolunay ve Savankul'a adlı iki gencin birbirine aşık olması ve aile kurması üzerinden anlatıyor. Savaşın etkilerini öyle hissediyorsunuz ki, o dönemi o şartları yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Kıtlıkla savaşan halk, çocuklarının karnını doyurmaya çalışan anneler, eşlerini bekleyen kadınlar, oğlullarını bekleyen anneler... Her sayfasında gözüm doldu. Ve dedim ki, bunlar gerçekler. Savaş vardı. Ve savaş bunları yaşattı. Ben okurken sarsıldım ve yaşayanları düşününce işin içinden çıkılmaz bir hâl aldım. Benim gibi okumak için geç kalanlar varsa ertelemesinler:)
Edebiyat & Roman
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Kendimi sorguladığım bir roman!
9/10
·272 syf.··
2023 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2023 22:42
Nerden başlayacağımı bilemediğim harika bir romanla karşınızdayım. Aslında kitabı okuyalı üç hafta oldu ama araya giren olaylar felan derken bir türlü bu incelemeyi yazamadım. Okuduğum ikinci Alexandre Dumas klasiğiydi ve kesinlikle altın değerinde bir kitaptı. Düşüncelerin ön planda olduğu, olay ise bu düşünceleri bizlere sunmak için ele alınmış bir romandı. Genellikle olayın ön planda olduğu, düşüncelerin yavaş yavaş aşılanmaya başladığı romanlar okumayı sevsemde bu roman bunu yok etti. Dorıan adındaki gencimizin kendisiyle olan çatışmaları üzerinde ilerleyen bir roman okudum. İlk sayfalarda Dorian'ın aşığı olmuştum. Harika biriydi. Anlayışlı, kibar, hayatla ve kendisiyle barışık harika bir karakterdi. Ama baş karakterimizin yakın arkadaşlarından olan Harry'in zehirli ve kesinlikle Dorian'ın düşüncelerine ters düşen düşüncelerle çatışmasıyla kitap hiç beklemediğim şekil de ilerlemeye başladı. Ben Dorıan ve Basil Hardward'ın dostluğuna imrenirken ve dostluklarını kıskanırken böyle tepe taklak olacağımı hayal etmemiştim. Basil kesinlikle, düşünceli, yetenekli ve inanılmaz bir karakterdi. Ama Harry'in düşüncelerinin istilasına uğrayan Dorıan için zamanla Basil'le olan arkadaşlığı bir düşmanlığa dönüştü. Dorıan'in neden Basil'den nefret ettiğini oturdum bir de kendim düşündüm. Neden dedim, neden böyle bir dostluk Dorıan tarafından bozulur? İnsaoğlu gerçekten göründüğünden fazlasıymış. Düşünceler bir çağı değiştirebilir, bir devrim yaratabilirmiş. Ve düşünceler sizi bir canavara da dönüştürebilirmiş. Bir türlü gerçek kendini bulamayan ve düşünceler okyanusunda boğulan Dorian'ın sonu içler acısıydı. Özellikle dönüştüğü acımasız canavar beni hayrete düşürdü. Kesinlikle Dorian'ın böyle bir sonu haketmediğini söyleyebilirim. Ve hepsinden çok Basil... Kitapta hiçe giden, yazık olan
Dünya Klasikleri
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Kamelyalı Kadın
Puan vermedi·234 syf.··
2023 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 15:39
Kitabı okuyalı iki hafta oldu ama bugün okuduğum, en çok okununan Türk romanı olan, KÜRK MANTOLU MADONNA'yla bağdaştırdığım çok kısım olmasıyla da inceleme yazmaya karar verdim. Aslında kitabın bana yaşattığı duyguların etkisinden çıkamamış olduğumu fark etmekte beni bu incelemeyi yazmaya itti. Hangi duygular? Aşk, nefter, intikam, üzüntü! Bu duyguları karakterlerle birlikte öyle yaşadım ki, iyiki okumuşum dediğim harika bir romandı. Okumayanlar pişman olurlar. Alexandre Dumas (flis) kitabı öyle güzel ele almış ki, o zamanki Paris'in sığ demiyim ama fahişilere tiksinirekek bakan, fahişeleri insandan bile görmeyen toplumuna ters bir kitap yazmış. Bir fahişinin aşık olabileceğini, bir fahişenin duyguları olabileceğini insanların yüzüne çarpmış. Marguerita ve Armand Davul'un tutkulu ve hüzünlü hikayesi insanların kalplerine kesinlikle dokunuyor. Özellikle Marguerita'yı bencil, para düşkünü, çıkarcı, ahlaksız ve iğrenç bir kadın olarak gören toplumun aksine -hatta yazarında nerdeyse böyle ele almış olmasına rağmen-aşkı en iyi hissettiren kişinin bu kadın olması, aşkı için yaptıkları ile tüm bilindikler tabuları yıkıyor. Aşk ne büyülü ne ihtiraslı bir kavram değil mi? Özellikle bir fahişenin kalbinde aşkın yeri olabileceğini düşünmek, bir fahişenin de aşk gibi büyülü bir duygunun etkisine kapılacağını düşünmek zor. Oysa bu kadın öyle saf öyle güzel seviyor ki, kendisi bile inanmıyor, hatta bu aşkın sonunu getireceğine bile ihtimal vermiyor. Ben asla insanları belirli kalıplara koyarak, insanları yargılayan biri olmadım. Zaten kitapların dünyasında olan insanların çoğu da böyledir. Bizim gerçek hayatta yargıladıklarımız, yazarların süslü, anlaşılır kalemlerinde döküldüğünde farklı bakış açıları kazanır ve yargıladığımız her şeyin aslında boşa olduğunu, bizlerin dünyaya,
1000k
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201924,1bin okunma
Yalın Tutku
7/10
·56 syf.··
2022 10. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2022 18:06
Uzun süredir karşıma çok çıkan kitabın yorumuyla geldim. Çok uzun uzun yazmayacağım. Kitabı elime aldığımda 54 sayfa olduğunu yeni fark etmiştim. O kadar merak etmiştim ki sayfa sayısına bakmamıştım. Dedim; yazar bu kitapta ne anlatı ki bu kadar, herkes okuyor. Kitaba başladım ve bitirdim. Benim bir saatimi almadı okumam. Bir kadının, evli bir adama karşı duyduğu gerçekten hastalık derecesinde olan takıntısını ele almıştı yazar. ( Aşk demeyeceğim çünkü bu aşktan da öte bir şey hastalıktı.) Karakterin saplantısını yanlış buldumuğu söylemeyeceğim sadece yer yer gerçekten bu kadar saplantılı olması mümkün mü, dediğim yerler oldu. Ama mümkünmüş. Kitabın konusu değilse bu kadar okunmasının sebebi cinsellik mi diye düşündüm. Ama cinsel kelimelerden başka öyle ayrıntıya inmemişti yazar. Demem o ki; kitapta bir kadının saplantılı duygularını ve boyutunu okumak çoğu kişinin dikkatini çekmiş. Benim de dikkatimi bu çektiydi. Okumasamda olurmuş dediğim ama yine olsa yine okıyacağım bir kitaptı. Şöyle ki en azından bu kadar okunan hatta Nobel Edebiyat Ödülü almış olan bu kitabın içeriğini ve yazarın kalemiyle tanıştığım için güzeldi. Yazarın diğer kitaplarınıda okuduğumda, yazarın kalemiyle ilgili daha ayrıntılı konuşabilirim. Kitabı okuyunca aklıma Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi geldi. Onu okumadım ama araştırmıştım. Orda da erkeğin bir kadına duyduğu hastalıklı denebilecek bir aşkı anlatıyordu diye biliyorum. Yalın Tutku Annie Ernaux Babamın Yeri Seneler
Edebiyat
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma