'Normal insan,' dedi. 'Kimdir normal insan? Onursuz, utanç verici bir işe hiç kalkışmamış olan mı? Belki, ama hiç mi dizginleyemediği düşünceler geçmemiştir kafasından? Belki geçmemiştir. Ama belki on yıl önce, otuz yıl önce, içinde bir şeyler kımıldamıştır, bir kuruntu boy vermiştir belki, ama bastırmıştır, unutmuştur sonra da, korkmaz da artık ondan, çünkü gelişip serpilmesine eyleme yol açmasına izin vermeyecektir asla. Ama şimdi, ansızın, güpegündüz o şeyle… o düşünceyle yüz yüze gelir, ete kemiğe bürünmüş, kendi benliğine sanki perçinlenmiş, yok edilemez biçimde. Nerede olduğunu bilmek ister... Biliyor musun nerededir o adam?' 'Nerede?' 'Burada,' diye fısıldadı Snow, 'Solaris'te.'
Bu normal bir yağmur değil, baksana, silahlanmış da yağıyor; Demek var bir husumeti senle, benle, şimdi kaçışan öpüşmelerle. Telefon aç, haberdar et bizim çocukları, boş dolaşmasınlar; Hayırlara vesile ki bu gece bu sağanak hepimizi pek kötü vuracak. Hay Allah, fazla da kalabalıklar; damlaların ağızlarından çıkanlar ağır. Söve söve geliyorlar, peşleri sıra da şimşekler, delikanlı gök gürültüleri. Hele bir de yıldırımı getiriyorlarsa yanlarında, işimiz bitti demektir. Seller, fırtınalar, girdaplar da yağmurun sıkı arkadaşlarıdır, yandık. Sabaha çıkmadan hepimiz başka başka yerlerde boğulur gideriz. İyisi mi dobra dobra duralım altında, kabullenelim; artık ne olacaksa olsun. Islanmak ölmekse seninle beraber eğer, ölümümüz tufanın elinden olsun. Her kıyamette sen benden, ben senden doğuyoruz ya inadına; sevgilim, yeni yaşımız dosta düşmana kutlu olsun. :::
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"İyi bir hayat için yanlış olan şeyleri hayatınızdan çıkarmak yeterli değil," diyor Mihaly. "Olumlu bir hedef de gerekiyor; yoksa devam etmenin anlamı kalır mı?" Normal hayatımızda birçoğumuz dikkat dağınıklığını sözgelimi televizyon karşısına çökerek tedavi etmeye çalışıyoruz, günün getirdiği aşırı yükten bu şekilde kurtulmaya çabalıyoruz. Ama dikkat daginikhgindan dinlenerek uzaklastginizda yerine pesinden koştuğunuz olumlu bir hedef koymadığınızda er ya da geç yeniden oraya çekiliyorsunuz. Dikkat dağınıklığından çıkışın daha etkili yolu akışınızı bulmaktan geçiyor.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
“Kaçıyor musun? Hayır, kaçmıyorum. Öyleyse neden saklanıyorsun?” “Daha az yorulmak için.” “Bu kaçmak değil mi?” “….” “Buradan kaçsam başka bir yol mu var sanki? Kaçmakta ne sakınca var ki?” “Ne?” “Yoruldum, biraz dinleneyim. Bu yanlış mı? İlla her konuda tutkuyla mücadele mi etmeliyim? Neden? Başkaları öyle yapmıyor ki. Senin ‘normal’ dediğin insanlar yorulunca mola veriyor, zorlanınca geri çekiliyor. Ben de bildiğimi yapacağım. Çünkü çok sinirliyim.”
Alıntı
Normal kadın kimdir? Sıfatsız düşünemiyor, tanımlayamıyoruz. "Normal kadın"ın da birtakım sıfatları var. Kanıksadığımız sıfatlar bunlar: Anaç/barışçıl/şefkatli/duygusal vb… Alışmışız. Böyle öğrenmişiz büyüklerimizden ve böyle öğretmişiz küçüklerimize. Sorgusuz sualsiz kabullenmişiz. Kadınlara atfedilen sıfatlan "normal" ve "doğal" addetmişiz. Oysa bunların ne katlan doğuştan? Ne kadarı sonradan edinilmiş, yani toplumsal? Acaba sahiden doğuştan duygusal ya da anaç mı doğuyor kız çocuklan yoksa toplum, aile ve kültür tarafından böyle mi şekillendiriliyorlar peyderpey?
Sayfa 156·Kitabı okudu
Alıntı
Her şeyi anlama­nın en yakın, en normal sonucu tembellikten, yani bile bile eli böğründe durmaktan başka nedir? Bundan yukarıda söz etmiştim. Yineliyorum, özellikle yineliyorum: İçlerinden geldiği gibi davranan insanlar, işadamları dar kafalı olduk­ları için, kafaları çalışmadığı için iş becerirler. Bunu size şöyle açıklayacağım: Bu tür insanlar dar görüşlü olmaların­dan ötürü, önlerine çıkan ilk sebepleri ikinci dereceden de olsa ana sebep sanırlar. Davranışlarına sağlam bir dayanak bulduklarına herkesten çabuk ve kolay inandıklarından do­layı da içleri rahatlatır. En önemlisi de bu değil mi zaten? Herhangi bir işe girişmeden önce, bütün kuşkulardan arınarak huzur içinde olmalıdır insan. Peki ama ben kendimi nasıl huzura erdireceğim? Nerede bana destek olacak ilk se­bepler, ilk dayanaklar? Bunları nasıl bulacağım? Şöyle bir düşünmeye başlıyorum, elime aldığım herhangi bir ilk se­bep hemen peşinden kendisinden önceki sebebi sürüklüyor ve böylece uzayıp gidiyor. Anlamanın, düşünmenin içyüzü budur. Bundan çıkardığımız sonuç yine aynıdır.