"...Affectus, qui passio est, desinit esse passio simulatque eius claram et distinctam formamus ideam."
( Bize acı veren duygular, onun berrak ve kesin bir resmini çizdiğimiz anda acı olmaktan çıkar. )
"...İşte Ayasofya, gecenin bittiği ve henüz güneşin doğmadığı bir vaktin eseri, bir fecr-i sadıktır. Şimdi siz, fecr-i sadık'ı geceye ait mi sayarsınız, henüz gün doğmadığı için; yoksa güneşe ait mi? Elbette güneşe ait."
"...Evet, Ayasofya Müslümandır.Yapıldığı tarihten İstanbul'un fethine kadar gizli Müslümandır,haniftir.Beş yüz yıldan beri de açık Müslümandır.
Fil vakası gibi, bin yıl hiç sönmeden yanan Mecusi ateşinin sönmesi gibi Peygamberin(sav) doğuşunu haber veren işaretlerden bir işarettir ve bu işaretlerin en önemlilerinden biridir Ayasofya'nın yapılması."
"...Unutmayalım ki, Ayasofya Camii bizim sadece Cumhuriyetle elde ettiğimiz bir "kazanım" olmayıp Fatih Sultan Mehmed'in Kostantiniyye'yi fethiyle başlayan ve bu şehrin beş buçuk asırlık Müslümanlaşma sürecinin kopmaz bir parçasıdır. Müslümanlığımızın ve bu topraklarda egemen olduğumuzun bayrak ve ezan kadar güçlü ve manevi bir sembolüdür. Ayasofya'ya bu tarihi derinlikten bakmazsak fena hâlde yanılırız."
"...Öte yandan Ayasofya'yı müze yapmak sanki, Fatih Sultan Mehmed'in kafası böyle işlere pek basmazdı, biz şimdi modern, medeni ve ileri bir halk olarak Ayasofya Camii'ni müzeye çeviriyor, insanlığın hizmetine açıyor, böylece Fatih'in hatasını düzeltiyoruz gibi gülünç bir imaj çizdiğimizin ve Büyük Hakan'a ağır bir kusur isnat ettiğimizin, dahası onu cahillikle, iş bilmezlikle, hamhalatlıkla itham ettiğimizin farkında bile değiliz."