Dilara

"Baofeng, Baofeng beni sevmeni istiyorum, ikimizin bir arada olmasını istiyorum… Kaç yıldır aklımdasın, yemek yerken, uyurken, yürürken hep seni düşünüyorum, seni düşünmekten serseme döndüm, aklım fikrim sensin, kaç kere duvara ya da ağaca tosladığım oldu, gören aklımın işimde olduğunu sanır ama ben hep seni düşünüyorum."
Dilara
Etrafı sargı bezleriyle çevrili küçük bir ağızdan çıkan bu sevda sözlerini çok saçma buldum, gözlerinde garip bir parıltı vardı, ıslak kömür topaklarını andırıyordu. (...) o sargı bezlerinin arasından görünen ağızdan sakınmaya çalışıyordu kendini. “Benim dediğimi yap!.. Savaşma benimle…"
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kapalı sistem yarattıklarının dış dünyaya karşı beslediği korkudur. Yaşama korkusudur. Fütuhat da, herkese ve her şeye boyun eğdirerek bu korkudan kurtulma çabasıdır. Dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin kor­kusudur. Bir şehire kapanıp, bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. Sarayı kaleye çevirenlerin korkusudur. Kardeşleri tarafından öldürülmeyi bekleyen Saray'ın korkusudur. (...) Kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır. Temel kav­ramların onu bir hiçe indireceği korkusudur. (...) Müeyyideler hayatı zehir edecek ka­dar korkutmalıdır; ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır. Neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldıramasın.
Dilara
"Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, 'de­neme' bunun için tehlikelidir, roman ve hikaye bunun için tehli­kelidir. (...) Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir."
Sonunda insanlar anlasın ne demek istediğimi de sormasınlar gerisini. Can sıkıcı anılarımdan kurtul­mak için daha iyi bir yol bilmiyorum. Perşembe günlerini sev­mem. Daha ne istiyorsun benden? Sevmiyorum işte. Neyi seviyorum ki? Çiçekleri de, iki kiloluk gaz tenekelerinin içine doldur­duğum toprakların ortasına sapladım: arsız çiçekler yetiştiriyorum. Tenekeler düşmesin diye pencerenin iki kasası arasına çıta­lar çaktım: daha çirkin oldu görünüşleri. Çiçeklerle birlikte her soluk alışımızda havayı kirletiyoruz. Daha ne istiyorsunuz ben­den?
Sayfa 16·Kitabı okudu
Dilara
"Bazıları da diyor ki: bize ne senin perşembe günlerini sevme­menden ve ondan sonraki tatsızlıklardan. Haklısınız. İnsanlar acıklı sözler dinlemek istemiyorlar. Onları üzmek çok zor: kitabı suratınıza kapatıveriyorlar; sıkışıp kalıyorsunuz sayfaların arasın­da."