Hepimizin de şu ya da bu şekilde travma yaşadığımıza kesinlikle inanıyorum. Kusura ana babalar, kardeşler, komşular, arkadaşlar dünyası dışında nasıl olur da böyle şeyler yaşamazdık? Sonra çoğu şeyin bağlı olduğu, bu travmaya maaş tepki gösterdiğimiz sorusu var: bu travmayı kabullenmemiz ya da bastırmamız ve bunun başkalarıyla olan ilişkilerimizi nasıl etkilediği. Bazıları tramvayı kabul edip onu hafifletmeye uğraşıyor, bazıları yaşamlarını travma görmüş başkalarına yardım ederek geçiriyor ve bir de esas kaygısı, ne pahasına olursa olsun kendilerine daha fazla zarar verilmesinden kaçınmak olanlar var. Bunlar acımasız olanlardır ve dikkat edilmesi gereklidir.
Zaman şimdi değilse, an kaçar, geçmişe kayar; sen bekleyedurursun. Zaman nehrinde kürek çekersin amaçsızca, hedefsizce…
Aranan gelecekte değil, şimdi ve buradadır.
Bulmak maharet ister, bulmayan mazeret sıralar…
Zamanı anlamak için geçmişin geçmişte kaldığını, geleceğinde gelip gelmeyeceğinin bilinmediğini hatırlamakta fayda vardır. O yüzden gün bugündür.
Erteleme, öteleme, hiçbir şeyi zamana bırakma. Her şey zaman alır fakat zaman sonunda her şeyi sizden alır. Dün dündür. Harın gelir mi belli değildir sadece varsayımdır. An bu an, nefes bu nefes, dem bu demdir.