1948'de Elvis Presley 13 yaşındayken anne ve babasının evlenirken kullanmış olduğu formu bulup tekrar doldurarak o zamanki kız arkadaşı Magdalene Morgan'a evlenme teklifinde bulunmayı planladı. Belki de küçük Elvis için birbirini seven iki karşı cinsin bir araya gelmesi sadece evlilikle sonuçlanabilirdi. Formda kızın ismini yanlışlıkla "Magdline" olarak yazmıştı. Ama teklife fırsat bulamadan aile şehirden ayrılarak Memphis'e taşındı.
Sayfa 524·Kitabı okuyor
Ah, O kalpler ki enkaz yüklü, Anımsanmayacak umuda gebe, Tozlu raflarda yırtıldığı için Saklanmış Bir kitap gibi Satır aralarında arar ki, Yarına dair bir kutlu işaret Ve umulur, Haybeye çekilen zifiri karanlık zihinden Geceye, Bir şafak sökebilir mi belki, Şu acıyan kasvetin ardından?
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Bilirim! Senin gönlündeki O'dur, O'nundur. Allah'tan gayrı ne fikrin var, ne zikrin. Senden istenen her ne ise onun üzerine giderken asla için titremesin! Ne beni, ne de evlatlarını kendine mihnet edin."
Sayfa 42 - Paradoks yayınları·Kitabı okuyor
Elektriğin ışığı her zamankinden daha azdı, göğsü daraltacak kadar azdı. Elektriğin ışığı pis bir renkte idi, esmer kırmızı renkte idi. Bu saat, bütün evlerde, bütün kahvelerde, meyhanelerde, parkta ve çocuk bahçesinde, ampullerin yandığı ve bütün radyoların Ankara'dan halk türküleri taşıdığı saattir, fabrikanın kasabaya elektrik yetiştiremediği saattir. Radyomuz, köşede, her zamanki yerinde, fakat mazisinden, hatıralarından dolayı utanırmış gibi duruyor. Aylā, sedirin üstüne kıvrılıvermiş; kendinden geçmek üzere. Yavrucak uykusuzluktan bitkin; fakat gene de: "Ömer'in yanında kalacağım" diye direniyor, yukarı, yatağına çıkmıyor. Ömer, yatakta ve yorganla bile baş edemiyecek kadar mecalsiz. Ömer çok ağırlaştı. Ayla daldı, gitti. Karım yavaşça doğruldu, onu kucağına aldı: Yatağına götürecek. Fakat daha odanın kapısına varmadan Ayla uyandı ve ağlıyarak: "İstemiyorum, istemiyorum" dedi. Karım: - Sus, Ayla sus; ağbeyn Ayla, ağbeyn uyanır sonra, dedi. Ayla, burnunu çekerek mırıldandı: - Amma ben, istemiyorum. - Bırak Hurrem, dedim; kalsın. Yukarıdan şilte ve yorgan getirdim. Yere serdik, Ayla'yı yatırdık. Karım: - Sen de yat, dedi. - Sen? dedim.
Sayfa 64·Kitabı okuyor
Bilim, bütün renkleriyle, bütün çelişkili çeşitliliğiyle, bütün zenginliğiyle yaşamı tümüyle teğet geçiyor - bütün bunlardan çıkardığı sadece zayıf, solgun bir gölge. Bilimin araştırma yöntemleri ne kadar sıkı, ne kadar katıksız olursa, en küçük yaşam parçasının bile kavranmasından kaçınması da o kadar bilinçli, o kadar derin oluyor. İşte bu yüzden bilime hizmet eden bilim insanları da kendi kendini dumura uğratmak, yazı masasına ve zihinsel kansızlığa bağımlı yaşamak durumunda.
Sayfa 10·Kitabı okudu
"Unutma kızım" diye fısıldadı "bu yüce millete özgürlüğünü geri getiren o vatan evlatları, bu topraklara saadeti de geri getirdiler. İste bu yüzden bugün her şey bu kadar anlamlı ve güzel görünüyor gözlerine."
Sayfa 8·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı