Peki, insan ne için yaratılmıştır? -İnsan yalnızca Allah’a âbd olsun diye yaratılmıştır.419
Aynı şekilde Allah, Kur’ân’ı indirmiştir, öyle değil mi! O zaman soralım; insan mı Kur’ân içindir yoksa Kur’ân mı insan içindir? -Kim hangisinden faydalanıyorsa o faydalandığı şey kendisi içindir. Baktığımızda Kur’ân’dan insan faydalanır, öyle değil mi! Şayet insan olmasaydı Kur’ân’ın gönderilmesine gerek olmazdı. O zaman Kur’ân da insan içindir, demektir. Mesela; güneş ısıtıyor, aydınlatıyorsa bu durumda aydınlatacağı ve ısıtacağı birilerinin olması lazım. Güneş kimi aydınlatıyor, ısıtıyorsa bu onun için olduğunu gösterir. İşte, Kur’ân da böyledir; yani insan içindir.
Kur’ân; insan için hidâyettir, insana yol gösterir. Nûrdur, insanın önünü, yolunu, gönlünü, hayatını aydınlatır. Furkândır; ona doğruyu, yanlışı ayırt ettirir. Hikmettir, ona Allah’ın muradını öğretir. Beşirdir, Allah onunla insanı müjdeler. Nezirdir; Allah onunla insanı uyarır, ikaz eder. Bir de insanın yaratılış gayesinin, Allah’ın muradının insan üzerinde gerçekleşmesi için insana lazım olan ilmi, hikmeti, maneviyatı verir.
Neresinden bakarsak bakalım Kur’ân insan içindir. Hâl böyleyken Kur’ân için “bu, Allah’ın kelamıdır, onu kendi başına okuyamaz, anlayamazsın, dikkatli ol, sakın âyetleri kendi kendine okumaya, anlamaya çalışma” demek yanlıştır; çünkü Kur’ân, kulun manevi gıdasıdır. Nasıl ki insan zahiri gıdasını almadan yaşayamazsa kul da Kur’ân gıdasını almazsa manevi olarak karanlıkta kalır, yolunu bulamaz, rabbini, kendini tanıyamaz, niçin bu âlemde bulunduğunu anlayamaz, dolayısıyla manevi olarak ölür. Böylelikle Allah’ın muradı hiçbir zaman onun üzerinde gerçekleşmez. Dünyaya tıpkı bir çekirdek gibi gelmişken yine bir çekirdek gibi kalır ve ağaç olmadan geri gider; yani ebedi hayatına dair hiçbir şey