Puan vermedi·88 syf.··
2026 74. kitabı
Kitabı okurken sanki bir roman değil de, bir insanın yıllarca içinde biriktirdiği öfkenin patlamasını dinliyormuşum gibi hissettim ama ne öfke o neydi arkadaş. Kitabın merkezinde Edgardo Vega var… Yıllardır Kanada’da yaşayan bir sanat tarihi profesörü.Kanada pasaportu iste hayatının tek anlamı. Annesinin ölümü üzerine El Salvador’a geri dönüyor ama bu dönüş bir “eve dönüş” değil; resmen geçmişiyle zorunlu bir yüzleşme Ve bir barda arkadaşı Moya’ya anlattıkları boyunca ülkesine dair ne varsa nefretle, öfkeyle ve tiksintiyle parçalayarak anlatıyor. Ama kitabı güçlü yapan şey sadece öfke değil bence… O öfkenin gerçekliği. Çünkü anlatılan yozlaşma, şiddet, savaş travmaları ve toplumdaki çürüme hissi o kadar gerçek geliyor ki okurken rahatsız oluyorsun El Salvador’un iç savaş sonrası atmosferi, insanların birbirine yabancılaşması ve umutsuzluk hissi kitabın her yerine sinmiş gibi. Adam sadece siyasetten ya da sistemden nefret etmiyor biradan, yemeklerden, insanlardan, hatta kendi ailesinden bile Yani okurken bazen “bu kadar da olmaz” dedim ama tam olarak o kadar oldu. Vega tamamen içi nefretle dolu bir kişi. 2 saatlik Moya'ya anlattıkları daha önce benim hiç böyle bir karaktere denk gelmediğimi farkına vardırdı. Yazarın dili de çok sert ve filtresiz. Kitap boyunca tek bir uzun öfke monoloğu okuyormuşum gibi hissetim. Kitap kısa ama insanın içine huzursuzluk bırakan kitaplardan biri oldu benim için.
TiksintiHoracio Castellanos Moya · Jaguar Kitap · 2025491 okunma
9/10
·424 syf.··
2026 25. kitabı
Merhabalar sevgili kitap severler, nasılsınız? Bugün sizlere @elmayayinevi ’nden @serkan_karaismailoglu ’nun kaleminden çıkan #PiaMater serisinin ilk kitabı ile geldim. Bu eseri size anlatmak istiyorum… Bir zamanlar, kalbin sırlarını çözmeye çalışan bir genç vardı: Tesla. O, beynin derinliklerinde dolaşırken kalbin neden bir başkası için çarptığını merak ederdi. Kalbin sesi ona “sev” diye fısıldarken, beynin mantığı “dikkat et, yanılırsın” diyordu. İşte bu çatışma, onun en büyük yolculuğunun başlangıcı oldu. Tesla’nın yanında, kokuların büyülü dünyasında kaybolan Alef vardı. Alef’in duyuları, sıradan insanların göremediği kapıları açıyordu. Onlara rehberlik eden ablası Meryam ise geçmişin yükünü taşıyan bilge bir karakterdi. Üçü birlikte, aşkın büyüsüyle karşılaştılar, ihanetin gölgesine düştüler, intikamın ateşini hissettiler. Her adımda bilimin ışığı onlara yol gösterdi. Çünkü bu hikâye sadece bir aşk masalı değil; aynı zamanda beynin gizemli dünyasına açılan bir kapıydı. Yazar, sinirbilimin gerçeklerini romanın içine öyle ustalıkla yerleştirmişti ki, okurken hem bir masalın büyüsünü yaşadım hem de bilimin derinliklerinde dolaştım. Ve sonunda Tesla şunu öğrendi: Kalp ile beyin arasındaki çatışma, insanı insan yapan en büyük mucizesiydi... Eğer hem bilimsel düşünceyi hem de masalsı bir hikâyeyi bir arada yaşamak isterseniz, Pia Mater tam sana göre. Okurken hem düşünecek, hem hissedecek, hem de uzun bir yolculuğun büyüsüne kapılacaksın. Mutlu Okumalar Dilerim “Kalp neden bir başkası için atar?”
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Merhaba, Kendini Tanımaya Hazır mısın ?
8/10
·295 syf.··
2026 10. kitabı
Sevgili Okur, Arada fırsat bulup bu kitabı üçüncü kez okudum. Bazı kitaplar vardır; bir kez okunup rafa kaldırılmaz. Hayat ilerledikçe, deneyimler arttıkça tekrar tekrar okunmalıdır. Çünkü her okuyuşta kitabın farklı yönlerini, satır aralarında saklı farklı mesajlarını keşfetmeye başlarsınız. İlk okuduğumda daha çok borsa uygulamalarına ve yatırım yöntemlerine odaklanmıştım. Ancak sonraki okumalarımda dikkatimi çeken asıl konu, yazarın kendi hatalarını nasıl fark ettiği, bunları nasıl gözlemlediği ve aynı hataları tekrar etmemek için nasıl önlemler geliştirdiği oldu. Borsa ile ilgilenip başarılı olmak isteyen herkesin yılda en az bir kez dönüp tekrar okuyabileceği kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Hatta kitap, borsanın sadece para kazanma işi olmadığını; aynı zamanda insanın kendini tanıma ve yönetme sanatı olduğunu da bir kez daha hatırlatıyor. Borsayla ilgilenmeyi düşünen, hâlihazırda ilgilenen ya da bu alanda deneyimli olan herkes için değerli dersler barındırıyor. Çünkü piyasalarda değişen araçlar olsa da insanların yaptığı hatalar çoğu zaman aynı kalıyor. Kendinizi her gün biraz daha iyi tanıdığınız, her sabah yeni bir farkındalıkla uyandığınız günler dileğiyle... İyi okumalar.
Bir Borsa Spekülatörünün AnılarıEdvin Lefevre · Scala Yayıncılık · 20161,857 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:37
2024 Don Kişot İyi Edebiyat ödülü’nü kazanan Kül Şehir kitabı ile geldim. Arkadaşımın övgüleri ile okumaya başladığım bir kitaptı ve kesinlikle söylendiği kadar varmış. Okuduğum en güzel dönem kitaplarından birisi oldu. 1870’li yılları konu alan bu eser, akıcı ve anlaşılır diliyle okuru daha ilk sayfalardan içine çekiyor. Merak duygusunu sürekli diri tutan anlatımı sayesinde kitabı elinizden bırakmadan okumak istiyorsunuz. Romanda, bir baloda yolları kesişen Rum kızı Panayota ile Türk kızı Şefika’nın dostluğuna tanıklık ediyoruz. Farklı kültürlerden gelen bu iki genç kızın kısa sürede kurduğu bağ mektuplaşmalarla daha da derinleşir ve dönemin toplumsal yapısına rağmen güçlü bir arkadaşlığa dönüşür. Bir gün Panayota’nın yaşadığı bölgede büyük bir yangın çıkar. Bu felakette ailesini kaybetmesi ve kardeşi Mihail ile birlikte tulumbacı Sarı Ali tarafından kurtarılması, onun hayatını tamamen değiştirir. Yangın sonrası yardım için kurulan çadırlarda geçen zorlu yaşam, açlık, hastalık ve yalnızlıkla verdiği mücadele, onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor bize. Panayota’nın yaşadığı acılara üzülmemek mümkün değil ancak hayata tutunma çabası ve pes etmeyen ruhu hayranlık uyandırdı bende. Genel olarak eser, hem duygusal hem de sürükleyici anlatımıyla uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, düşündüren ve hissettiren güçlü bir roman. Özellikle dönem kitaplarını seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Kül ŞehirHakan Karakaşoğlu · The Kitap · 202478 okunma
5/10
·88 syf.·
2026 150. kitabı
Heyula Halide Edib Adıvar Halide Edib'in ilk defa bir eserini okuyorum. Eser, yazarın tamamlanmış ilk kurmaca metni olma özelliğini taşıyor. 88 sayfalık ince bir kitap olmasına rağmen, barındırdığı yoğun ve tekinsiz atmosfer sebebiyle acele etmeden, zamana yayarak okuduğum bir süreç oldu. Dili oldukça ağır, neyse ki kitabın sonuna geniş bir sözlük eklenmiş. Hareketli bir hikaye bekleyenlere yavaş gelebilir ancak insan psikolojisini, dönemin sinir hastalıklarını ve gerilimlerini merkeze alan yapısıyla karakterlerin ruh halini çok güçlü hissettiriyor. Kelime anlamı "ürkütücü hayal" olan Heyula, üst sınıf Osmanlı kadınlarının histerikleştirildiği metinler silsilesinin önemli bir parçası. Bu yönüyle Fatma Aliye ve Ahmet Mithat’ın Hayal ve Hakikat’ini hatırlatırken, bir yandan da yazarın sonraki ünlü eseri Handan’ın ön metni gibi konumlanıyor. Eserde bir nevi "Heyula"mız olan, içine kapanık Selma'nın hikayesini okuyoruz. Bir adamın ona duyduğu derin aşkın yanında, Şahap’ın Paris’ten getirdiği hipnoz teknikleriyle Selma’yı iradesizleştirip kendine tabi kılması, edebiyatımızda psikolojik tasvir ve tedavi teması açısından oldukça öncü bir durum... Haşim Bey ve Ziya Bey'in de tanıklık ettiği bu dramatik savrulmada, zavallı Selma'nın buhranını okuyoruz...
Edebiyat
HeyulaHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2019289 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 4100. kitabı
Bazı kitaplar vardır; okurken bir yazarın hayat hikâyesini değil de karşılıklı oturup uzun uzun sohbet ettiğiniz bir insanın iç dünyasını dinliyormuş gibi hissedersiniz. Anne Bir Sabah İyiler Kazanacak benim için tam olarak böyle bir kitaptı. İrfan Değirmenci bu kitapta yalnızca yaşadıklarını anlatmıyor; korkularını, umutlarını, kırgınlıklarını, mücadelelerini ve en önemlisi annesiyle kurduğu o güçlü bağı tüm samimiyetiyle okuyucunun önüne bırakıyor. Bunu yaparken de ne acılarını büyütüyor ne de yaşadıklarını dramatize etmeye çalışıyor. Tam tersine, son derece doğal, içten ve dürüst bir anlatımla yaşadıklarını paylaşıyor. Kitabı okurken sık sık kendimi satırların içinde durup düşünürken buldum. Çünkü anlatılanlar sadece İrfan Değirmenci'nin hikâyesi değil; aynı zamanda toplumun önyargılarıyla, kalıplarıyla ve kabulleriyle yüzleşen birçok insanın da hikâyesi. Bu yüzden kitap zaman zaman hüzünlendirse de içinde güçlü bir umut taşıyor. En çok etkilendiğim şeylerden biri de annesine duyduğu sevginin ve saygının her satırda hissedilmesiydi. Kitabın merkezinde yalnızca bir bireyin yaşam mücadelesi değil, aynı zamanda koşulsuz sevginin, anlayışın ve aile bağlarının gücü de var. Bir kadın olarak okurken kendimi bu yolculuğun içinde hissettim ve yazarın cesaretine hayran kaldım. Yaşamını böylesine açık yüreklilikle anlatmasının ne kadar zor olduğunu düşündüm. İnsan kendi hikâyesini anlatırken en çok da kırılgan yanlarını ortaya koymaktan çekinir. Ancak İrfan Değirmenci bunu büyük bir cesaretle yapmış. Üstelik bunu yaparken okuyucudan acıma beklemiyor; sadece yaşadıklarını olduğu gibi paylaşmayı tercih ediyor. Kitabın dili son derece akıcı. Sayfalar ilerledikçe sanki karşınızda oturan biri size hayatını anlatıyormuş hissi veriyor. Bu samimiyet de kitabın en güçlü yanı olmuş.
Anne Bir Sabah İyiler Kazanacakİrfan Değirmenci · Destek Yayınları · 2025137 okunma