Bu ânı böylesine net hatıra etmiş olan zihnim, sonrasını hatırlamıyor. Nasıl oldu da tanışmıştık, ben mi onun yanına gitmiştim yoksa o mu benim yanıma gelmişti, bilmiyorum.
Bildiğim, bir yabancıya, ötekine yakınlık duymuştum. Esmer tenli, beyaz gülüşlü bir "öteki" peri.
En az benim kadar sessizdi. Benden de sessizdi. Kendi sessizliğimi bir kenara koyup, onun bana dokunan sessizliğini kırmaya çalışırdım.
Bir şey hoşuna gittiğinde gülümserdi.
Gülümsediğinde dünyada bir beyaz delik açılırdı. Ben o yaz o beyaz delikten içeri atladım.
Eve dönmek istedi birden. Aslında istemedi. Evdeyim ve hala eve gidesim var. Bunu der gibi oldu ama içinden. Çok içinden. Başka bir yere dönmek istedi. Nereye dönmek istiyorsun? Evet gitmek istediği değil de dönmek istediği bir yerin özlemi, içindeki. Güldü.
“…Türk kırımı, bir doktor ve müteahhit tarafından
düzenlenmiş, yâni herhalde eşkıya tarafmdan düzenlenmemiştir. Bu Ermenilerin adlarını iyice bilemediğim için burada anamayacağım. Her türlü savunmadan yoksun ve silâhsız 800’den fazla Türk öldürülmüştür. Büyük çukurlar açılmış ve zavallı Türkler bu çukurların başına götürülüp hayvan gibi boğazlanmış ve bu çukurlara
doldurulmuş. Ermenilerden birisi sayarmış: “Yetmiş mi oldu? On kişi daha alır, kes” deyince on kişi daha keserler ve çukura atıp üzerine toprak örterlermiş. Bizzat müteahhit, eğlenmek için, bir eve doldurduğu seksen kadar zavallının kapıdan çıkarken birer birer kafalarını parçalamış...”
Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni
Bayram özünü bildi
Bileni onda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni
Avusturya işgal edildi, Almanya'ya bağlandı. Peki, İngiltere ve Fransa'nın bu duruma tepkisi ne oldu? "Koca bir hiç".
Merak etmeyin çok geçmeden sıra onlara da gelecekti...