Kitap ile ilgili yaptığım çözümleme kitabı okuyanlar için yeni bir bakış ortaya koyuyor bunda fazlasıyla iddialıyım.
youtu.be/ip4m-MoHuKE
Camus'un Ölümsüz Eseri Yabancı üzerine yaptığım bu çözümleme bir okur olarak yeniden okumanın getirdiği bir sonuçtur. Camus bu romanında bir hakikat şehidi kurgulamaya çalışırken günümüzde Meursault Narsistik Öznenin etik dışılığına kılıf olmuştur. Yapılan Çözümleme bir yöntemden ziyade varoluşsal bir zorunluluk olarak görünmektedir. Bugün Albert Camus'nün Yabancı romanını, alışılagelmiş "dürüstlük timsali Meursault" anlatısının dışına çıkarak çözümledim. Türkiye'de yıllardır süregelen, romanı sadece Camus'un kendi yorumlarıyla aktarma hatasına düşmeden; birey miti, narsistik patoloji ve hakikati görme ayrıcalığı üzerinden bir "ifşa" süreci yürütüyoruz.
YabancıAlbert Camus
MahremKüçük PrensSamed Behrengiyoutu.be/0pSdGORGU0Y?si=...
Behrengi'nin yaşamıyla neredeyse genetik bir benzerliğe sahip eseri hem sade yapısı hem de çoklu yorumlamaya açık olması bakımından son derece değerli.
Kimi okurların çocuklar için sakıncalı bulduğu eserin sorunsalı demekki hala güncel. Konuyla alakalı inceleme videomu izleyebilirsiniz.
Paul Valery Öncelikle kitap için inceleme yaptığım uzun videonun linkini bırakıyorum. youtu.be/qpivs7Mi2csMonsieur Teste
Paul Valéry’nin Monsieur Teste’si klasik bir kahraman ya da karakter değil; daha çok düşüncenin vücut bulmuş hâli olan reflektif bir figürdür. Olaylardan ziyade kendi bilincinin tanığıdır. Eser tamamlanmamış, Valéry’nin hayatı boyunca tekrar tekrar döndüğü bir düşünce deneyidir.
Teste duygulardan arınmış, ilkelerle ilgilenen, sürekli kendine bakan ve kendini dönüştüren bir zihindir. Onun yaşamı soyut, geometrik ve disiplinlidir; umut, duygu ve toplumsal bağlardan uzaktır. Tanrısız bir mistik gibi, yalnızca potansiyelin tahakkümü altında yaşar.
Kitap farklı bölümlerde Teste’yi anlatıcının, eşinin, dostlarının gözünden ve doğrudan kendi zihinsel seyirlerinden sunar. Teste düşünceleri sabitlemez; sürekli yıkıp yeniden kurar, “kendini gören göz” hâline gelir. Bir karakter ya da filozof olmaktan çok, kendi üzerine kapanmış, sonsuz bir öz-düşünce sürecidir.
Sonunda “sıfırdan sıfıra geçmek” ifadesiyle, bilincin kendi üzerine kapanmasının nihai tükenişe, yani entelektüel ölüme yol açtığı anlatılır. Teste’nin imkânsızlığı tam da burada yatar: potansiyelin tahakkümü altında sürekli yeniden doğan, ama kendi bakışıyla kendini tüketen bir figürdür.
Öncelikle kitabın analizi için hazırladığım videoyu izlemek için tıklayabilirsiniz.
youtu.be/iIiGX2VonU8
Samuel Johnson'un tek kurgu eseri olan bu kitabın yazılma süreci oldukça iç karartıcı. Yazar annesinin cenaze masraflarını tahsil etmek için bu kitabı sadece geceleri yazarak bir hafta gibi kısa bir sürede bitirmiş ve daha sonrasında üzerinde ciddi bir edisyon yapmamış.
İnsanı tüm olumsuz duygularından kurtarmak adına bir hedonist vadi olan "Mutlu Vadi" de yaşamaya zorlarsak ne olur? Mutluluğun sürekli bir lüksle elde edilemeyeceği ve kusursuz mutluluk varsayımı ile yola çıkan Kahramanlarımız gerçekten de hiçbir şey elde edememişler midir?
Çevirmen Barış Yıldırım bu konuya ironik bir cümleyle cevap verir: İsterseniz kitaba sondan da başlayabilirsiniz!
Kitap kusursuz bir kavram olan Mutluluğun imkanının mümkün olmadığını Candide gibi bir ironiyle değil de yazara has karamsarlıkla sonlandırıyor. Eğer her şeyin mümkün olduğuna inanırsanız hayatınızdaki ilk pürüz sizi hiçbir şeyin mümkün olmadığı fikrine getirir.
İyi okumalar.
Habeşistan Prensi Rasselas’ın ÖyküsüSamuel Johnson
Steinbeck'in kısa fakat derin bu eserini tek bir cümleyle anlatsaydım şunu derdim. Doğrunun ağırlığı, merhametin yükü ve Kötülüğün Kaçınılmazlığıdır bu kitap.
İki arkadaş cennetten düşercesine bir çiftlikten kaçarlar. Lenine hafıza sorunu olan çocuksu saf insanı temsil eder. George Milton ise onun aklını okuyabilecek kadar iyi tanıyan akıllı dostudur.
Kitabın kritiğini kanalımda yaptım. İzlemek isteyenler buyursun.
youtu.be/1T7ITuGwh4s