Çoğu kişi Veda Busesi'ni bir aşk şiiri sanır... Ama anlatılan hikâyeye göre gerçek çok daha farklıdır.Bu şiirin yazarı Orhan Seyfi Orhon'dur. Rivayete göre şairin küçük kızı ağır hastadır. Son anlarında babasından bir söz ister: "Ben ölürken ağlamayacaksın..." Baba söz verir. Ancak küçük kız, babasının kollarında can verir. Acıya dayanamayan baba gözyaşlarını tutamaz Ve o an yaşadığı acıyı dizeleré döker: Gelse de en acı sözler dilime, Uçacak sanırım birkaç kelime... Bir alev halinde düştün elime, Hani, ey gözyaşım akmayacaktın? youtu.be/2Qre3XBLsVU?si=...
Müzik
Ne demiş Orhan Baba...
Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum Ömür boyu bitmeyen derdimle yorulmuşum... Gülemem...
Müzik
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
OSMANCIK, KONAK, ÇATI ve DEVLET ANA...
Dünyanın akışına yön veren en önemli hâdiselerden birisi olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin (Yüce Osmanlı Devleti’nin) kuruluşu birçok edebiyatçımıza ilhâm vermiş; saklı bir hazine gibi, nice kalemlere mevzu olmuş, nice roman ve şiirlerin muhtevasını teşkil etmiştir. Bu kaynağa eğilen romancılarımızdan üç tanesinin üzerinde duracağız: “Osmancık” isimli romanıyla Tarık Buğra’nın; “Konak” ve onun devamı “Çatı” isimli romanlarıyla M. Necati Sepetçioğlu’nun ve “Devlet Ana” isimli romanıyla Kemal Tahir’in… Eserlerin tahliline geçmeden önce, yazımıza temel teşkil etmesi bakımından önemli gördüğümüz, Prof. Dr. Erol Güngör’e âit “TARİHİN ROMANI” isimli bir makaleden bazı pasajları aktarmak faydalı olacaktır. Rahmetli Erol Güngör bu yazısını, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Kilit” ve “Anahtar” isimli eserleri vesilesiyle yazmış olsa da, aynı hükümler, “Konak” ve “Çatı” da dahil, yazarın diğer tarihî romanları için de geçerlidir. İşte Erol Güngör’ün tesbitlerinden bazıları: **“Tarihî roman yazmak, hele tarihteki büyük adamların hayat macerasını roman hâline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse giriştiği zaman, yüksek bir ipin etrafında denge kurarak yürümeye çalışan bir canbaza benzer. Bir tarafta işlediği konunun tarihî realitesi, öbür tarafta kendisinin bir yığın malzemeden seçerek inşâ edeceği yeni bir realite vardır. Bu taraflardan birine fazla eğilmek, romancıyı çürük bir sakızı yeniden geveleme basitliğine düşürür, öbür tarafa ağırlık verdiği zaman da, yazdığı şey tarih olmaktan çıkar. Tolstoy “Harp ve Sulh”u yazarken, yarattığı şahsiyetlerin yanı sıra harp vakıasının teknik yönlerini de vermeye çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. Son günlerde onun ve Dostoyevski’nin edebiyat geleneğini devam ettiren Soljenitsin, “Ağustos 1914” adlı romanıyla harbin strateji ve
Kemal Tahir
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair
Bnce mantıklı
​Halk arasında anlatılan meşhur bir menkıbeye göre; Orhan Gazi, Bursa'yı fethinden sonra fırıncıları denetlerken ekmeklerin üzerinde neden 3 çizgi olduğunu sorar. Fırıncılar, bu çizgilerin Hristiyanlık'taki "Teslis" (Baba-Oğul-Kutsal Ruh) inancını simgelediğini söylerler. ​Bunun üzerine Orhan Gazi bir ferman yayınlayarak: ​"Müslüman ekmeği tek çizgili olmalı ki Allah'ın birliğini (Vahdet) hatırlatsın." der.
Tanımadan ölçüsüzce hüküm veriyoruz Oruç tutmakla, namaz kılmakla Müslümanlık olur mu?" Eskici ve Oğulları Orhan Kemal NUR NURQUEEN Adananın Ceyhan ilçesinde 15 eylül 1914 yılında doğar Orhan Kemal her zaman sağ elinin dirseğini masaya dayamış başını avucuna yaslamış düşünen bir adamın hali vardır Orhan Kemalde kimi zaman sorar değerli okuyucumuz NURQUEEN in dediği gibi oruç tutmakla, namaz kılmakla Müslümanlık olur mu?" bu soru birazda Hz Ömerin insanın namazına niyazına değil hareket ve amellerine bakın bugün Adanaya bağlı olan Ceyhan ilçemiz Adanaya 47 km uzaklıktadır Adananın en kalabalık ilçelerinden biri olup 2021 yılı nüfusu 160 bin kişidir şehrin ilk bilinen tarihi MÖ 9 bin yıl öncesine dayanır kimi zaman Orhan Kemalin romanlarında kimi zamanda Yaşar Kemalin romanları ile zihinlerimize kazınan Adana sanayinin endüstrinin alın teri ve işçiliğin şehridir şehir beyaz altın olarakta bilinen beyaz altının ana vatanıdır orhan Kemal eskici ve oğullarında din tüccarlarına bizi din ile sömürenlere soruyor Oruç tutmakla, namaz kılmakla Müslümanlık olur mu? Hz Ömer asırlar öncesinden bize şunu der insanlarla yola çıkmadan alışveriş yapmadan onları tanıdım demeyin evet Ceyhan hitit asur ve bizans uygarlığına ev sahipliği yapan büyük ova peki ne kadarını tanıyor ne kadarını biliyoruz biz tanımak yerine ölçüsüz hüküm vermeyi seviyoruz Orhan Kemal ve ailesi Evde krallığımı ilan ettim… astığım astık, kestiğim kestikti. Baba Evi Orhan Kemal Pisiliokur ❥rbiaa1 Baba evi adlı kitabında orhan Kemal kendi otobiyogrofik hikâyesini anlatır asıl adı Mehmet Raşit öğütçü olan Mehmet Raşit öğütçünün babası milletvekillerimizden Tbmm 1.dönem milletvekili 1920 ve 1923 yıllarında kastamonu milletvekilliği yapan avukat Abdulkadir öğütçüdür baba evi kitabında rbiaa1 adlı değerli
Duygu ve Düşünce