ANANKE
Puan vermedi·559 syf.··
2026 10. kitabı
Victor Hugo’nun en çok sevdiğim eseri Sefiller olsada Notre Dame’ın Kamburu da inanılmaz derecede güzel. Eserlerinden anlaşıldığı üzere inanılmaz bilgisi olan bir yazar. Zaten bu kitabı da Fransa ve Katedral tanıtımı için yazmış. Bir 150 sayfa kadar Fransa betimlemesi var. Betimleme okumayı sevmeyen okurları biraz yorabilen bir kısım ama ondan sonrası su gibi ilerliyor. Çocukluğumda okumuştum bu eseri. Tabi çocuktum okuduğum da çocuk kitabıydı.Çizgi film tadında bir kitaptı ki çizgi film uyarlamasıda çocuk kitabı ile aynı. O zaman okuduğum kitaptan çok farklı bir dünya ile karşılaştım.Gelelim o dünyaya: DIŞ GÜZELLİK; her insanın sahip olmayı istediği bir durum. Nedenini yıllardır sorgularım kendimce, insan neden çoook çokkk güzel olmayı ister. Aslında güzellik her zaman iyi şeyler getirmez, bunun örneğini hayatımda da çok defa gördüm. Esmeralda’nın güzelliği de onun kaderini belirledi açıkçası. Esmeralda’nın içi de dışı da çok güzel ama yetmiyor ki onun bahtının güzel olmasına. Adına sevgi diyen bir nefret onu mahvediyor. Ve o nefret; Yıllarca bastırılmış duyguların bir anda patlak vermesiyle ortaya çıkıyor. Hiçbir ilim hiçbir bilim durduramıyor onu. Çünkü insan kalbini doyurmadan aklını doyurursa o akıl bir canavara dönüşür. Kamburu yakılmaktan kurtarıp evlat edinen Frollo da aslında özünde iyi bir insan. Ama yıllar, kurallar, insan gibi hissetmesini sağlayan keyiflerden uzak bir yaşam ona herşeyi öğretse de insan olmayı unutturuyor. Ve adına sevgi dediği ama sevgi olmaktan çok uzak olan o şey sadece Esmeralda’nın değil kendinin kaderini de çiziyor. Ve gelelim son başkarakterimize; Gerçekten sevmeyi bilen bir canavar. Quasimodo,kilisenin zangocu sanki bir Frankestein; o kadar çirkin ve o kadar vahşi. Ama bedeniyle ters orantılı bir kalbi olan bir centilmen.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Süleymaniye’nin Donsuz Şıllığı!
9/10
·400 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 18:21
Cehennem başkalarıdır, der Jean-Paul Sartre, cevap verir adeta Nermin Yıldırım, “Sadece cehennem değil, cennet de mi başkalarıydı yoksa?” Acı bir şekilde gülümser Fyodor Dostoyevski, cehennem, “Daha sevememekten doğan acıdır.” Daha sevememek, toplumun, senin sevme yetin yok olana dek ruh ve beden sağlığınla oynaması ve yok oluşunun ardından sanki hiç var olmamışsın gibi kayıtsız kalması. “Şu kadın da intihar edecek başka zaman bulamamış mıydı?” ”Allah insanı kötü kişilere akraba değil, komşu bile etmesin!” Her şeyin bittiği yerde başlıyor kitap. Sahil kayalıklarında bir kadın cesedi. “Kadın”, “ceset”. Yaşayan kadınlar var kitapta, ailesine ve topluma rağmen ayakta kalmaya çalışan, nefes alışına yaşamak denilen kadınlar. Ölü bedenlerini sürükleyen, toplumun yüklediği tüm görevleri eksiksiz yapmalarına rağmen tutunamayan, bedenleri “et” olarak görülen, doğuran, tecavüz edilen ve en büyük zararı yine hemcinslerinden gören kadınlar. Ölü kadınlar var kitapta. Bireyin kötülüğünü okuduğunu sanıyorsun okurken, öyle usta portreler çizmiş ki yazar, başlı başına “tip” olmuş, kötüyüm diye haykırıyorlar yüzüne! Lakin hayır diyor Orhan Kemal, onlar kötü değil, kötü olan bir çark ve onlar yalnızca o çarkın dişlileri. Onlar kötü olmasalardı yerine gelecek kişiler kötü olacaktı. “Cehennem toplumdur.” “Kadın, erkeğin arzularına nedensiz, niçinsiz boyun eğmekle yükümlüydü. Çünkü erkek, kadının küçük tanrısıydı.” Olanca sıradanlığıyla devam ediyordu hayatlar. Olanca güzelliğiyle hayalleri vardı insanların. Kimi evinde mutlu olmayı, kimi güler yüzle karşılanmayı istiyordu. “Ne oldum deme,” diyordu hayat, “Ne olacağım,” “Ne öleceğim,” de. Hiçbir kahraman bilemezdi sonunun böyle olacağını, tıpkı şu an sıradan hayatlarımızın içinde sonumuzun nasıl olacağını bilemememiz gibi. Kara gün kararıp gidiyordu.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Reklam
2in1
Puan vermedi·139 syf.··
2026 58. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 13:47
Hemen yazıp kaçıp gideceğim buralardan. Ders çalışmam lazım ve ben yine kitap okumanın güvenli limanına sığınmış vaziyetteyim. Ders çalışmam lazım çalışmıyorum ama yanlış bir şey de yapmıyorum gibi bir rahatlık. İyi hissediyorum. Ama doğru sularda yüzmüyorum. Zweig okumanın sonu yok ki. Adam yazmış ha yazmış. İnsan okur ha okur. Öyle oldum. Bu kitaptaki iki hikâyeyi de derinden seviyorum. Aldın eline bari tek tek alaydın dedim ama olmadı ikisini bir okumuş oldum. Şimdi. "Bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz, o ise kayıtsızca elinin tersiyle kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size." Önce son okuduğum hikâyeyi yorumlayalım. Acayip beter bir his şu yukarıda yazdığım. Berbat ötesi. Ömür verilen şey değsin istiyor insan. Demeyince işte. Beter hissediyorsun. Bir de daha önce dikkatimi çekti mi bilmiyorum ama bu hikayenin asıl can alıcı kısmı bence bu da değil. Bazı kadınlar zannediyor ki ben yapmadığım için bunu yapan yaşayan aciz. Sen de o hisler yoksa otur şükret başkasını yargılama. Kalpte gücümüzün yettiği şeyler var ama belki yüzde birlik bir kısım. Çoğuna gücümüz yetmez. Ama senin kalbin bir his deryası değil diye sanmaki tüm kadınlar öyle. Sen kimsen artık. Ben şahsen, bir kadının serbestçe ve tutkuyla içgüdülerinin peşinden gitmesini, alışılagelmiş olduğu gibi kocasının kollarında onu kapalı gözlerle aldatmasından daha dürüst bulurum. Yani. "Kolayca baştan çıkarılanlara" göre kendini daha güçlü, daha akıllı ve daha temiz hissetmek bazı insanlara haz veriyor olmalı. Ama ben bazı şeyleri anlamak için bazı kadınlarda atan bir kalp olması gerektiğine inanıyorum en başta. Öncelikleri kendisi olan insanların bunu anlaması da imkansız. Sana değer vermeyen birine değer vermek diye bir şey var hayatta. Kendine yazık eden bir adam kıyamamak var.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Bir Kadının Hayatından 24 SaatStefan Zweig · Can Yayınları · 20248,6bin okunma
Küçük Prens
Puan vermedi
Düz düşünüp sade konuşan insanlar için sıradan olabilir fakat çok düşünen, çok okuyan, çok derin anlamlar çıkaran insanlar için mükemmelin ötesi bir kitap. İnsan durup diyor ki "Şu hayatta böylesine derin şeyler düşünen tek ben değilimişim,bunu yazan ve okuyan her kesimden insanlar var ve ben yalnız değilim." Bilmem anlatabildim mi?
Duygu ve Düşünce
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,8bin okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KİMSESİZLER COĞRAFYASI" //ALINTILAR #Hayat, kaybettiklerimizin ardından gelen koca bir keşkeler yığınıydı işte... #Yağmur yağıyordu ölü ruhlarımızın üstüne... #Hayat buydu galiba, insan en sevdiği öldüğünde toprakta açılan bir çukura koyar, üstüne soğuk, ıslak toprağı serpiştirir... #Hayattaki tek varlığımı kurtarmam lazımdı... #Umutsuzluğa kapılma, belki güldürür Rabbim yüzümüzü... #Bir acıyı çekilebilir kılan yegâne şey, yalnız olmadığını bilmekti... #Sesimizi duyan yoktu... #Her şeye herkese yer bulan koca dünya bir beni çok görmüş... #Bu dünyaya fazlayım belki ben. Sanki bu dünya, ben olmasam rahatlayacak... #Bazı coğrafyalarda yaşamak bir imtihandı... #Hayat bazıları için hep böyleydi. Başıma gelse ölürüm dediğin herşey birgün başına gelir, yine de ölmezsin... #Yetim ölür yağmur yağar, gök bile dayanamaz... #Dünyanın binbir türlü hali var... #Lazım bir ömür daha Ölümümüzden sonra Zira süren ömrümüz Geçti umutlanmakla //KİTAP HAKKINDA Merhaba kitapsever arkadaşlar Her birimizin yüreğinde büyük bir acı bırakan 6 Şubat depreminin enkazını bir kez daha kaldırmak zorunda kalarak okuduğum bir eserden bahsetmek istiyorum sizlere. Eserimize başlamadan önce depremde kaybettiğimiz tüm canlara Allah'tan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum. Kitabımız depremde enkaz altında kalan yakınlarından bir küçük haber, bir umut ışığı bekleyen iki yas sahibi insanın hikâyesi. Öyle ki aslında birinin, diğerinin hikâyesinden etkilenip, bunu kaleme alabilir miyim diye izin istediği, hikaye sahibinin de yaz, yaz ki umut olsun insanlara, ışık olsun dediği bir hikâye bu. Etkilenmemenin imkanı olmayan bir hikaye. Iraklı Ali'nin hikâyesi. Birazdan kısacık anlatmaya çalışacağım size lâkin gönlüm ister ki Ferit'in hikâyesi de kaleme alınsın. Onu da yâd
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026106 okunma
2/10
·288 syf.··
2026 60. kitabı
Yorumum spoilerle dolu ama kitabın kötülüğünü ancak böyle anlatabilirim. Bence yorumumu okuyun kitabı okuyup boşuna vaktinizi kaybetmeyin okuyacak çok daha güzel kitaplar var ama yine de inatla kitap okumak istiyorum diyen varsa yorumumu okumasın spoiler içerir. Bence yazarımızın küçük kız babası yaşında adam temalı bir sıkıntısı var ikinci kitapta da aynı şekilde 15 yaş farkı var yine birden daha mantıklı bir de yirmiydi sanırım.Kitapta herkes birbirini aldatıyor ve bu çok normal sayılıyor. Sonsuz aşkta dolu olsan bile sinirliyken başkasıyla yatabilirsin ve bu kavga konusu bile olmuyor kitapta.Nasıl bir dünyada yaşayıp böyle bir dünya hayali kurabilir bilmiyorum. Bu arada ana karakterler hep uyuşturucu kaçakçısı felan. Mafya kötü ötesi iğrenç karakterler. Kız arkadaşlarına devamlı küfrederek konuşuyorlar. Kız ayrılacağım diyor adam buna sen karar veremezsin ben karar veririm diyor ve kız bundan mutlu oluyor. Adam sevişmek istiyor kız yorgunum diyor buna sen karar veremezsin diyor. Saçma sapan bir durum ve kız bu adama aşık. Yine aynı Kız seviştiği başka bir adam için onu seviyor muydum evet abimi sevdiğim gibi diyor. Bu nasıl iğrenç bir cümle. Düşman kadını yakalayınca öldürmeden önce tecavüz ediyorlar ve bunlar ana karakterler. Hikayelerini okuduğumuz bağ kurmamız gereken kişiler. Yazarın hayal gücü çok mide bulandırıcı. Çok zorlanarak okudum. Üçü hiç okumasam mı diye düşünüyorum. Bu kitaptan sonra kampanyadan kitap almamaya karar verdim kampanyadan aldığım kitapların hepsi çok kötü çıktı. 
KatlanılmazMadeline Sheehan · Lapis Yayıncılık · 202452 okunma
Reklam
Reklam