Cihad üç türlüdür. Birincisi kâfirlerle savaşmaktır ki, bu zahirî cihaddır.
Ulu Allah’ın (c.c); “Allah yolunda cihat edenler…” ayet-i celilesinde, cihadın bu çeşidine işaret edilmiştir.
İkinci çeşit cihat ilimle ve inandırıcı deliller ile batılın taraftarlarına karşı verilen cihaddır.
“En iyi usulle onlara karşı koy!” ayet-i kerimesi, bu çeşit cihada işaret eder.
Üçüncü çeşit cihat, kötülüğü emreden nefse karşı verilen cihaddır.
Bunun hakkında Allah şöyle buyurur; “Bizim uğrumuzda cihat edenlere yollarımızı gösteririz”
Peygamberimiz (s.a.v) de bu konuda şöyle buyurur;
“En faziletli cihat, nefse karşı verilen cihaddır.”
Nitekim sahabîler (Allah onlardan razı olsun) kâfirlere karşı verilen bir savaştan dönünce; “Küçük cihaddan büyük cihada döndük” derlerdi.
Nefse, şeytana ve azgın isteklere karşı verilen cihada “Büyük cihad” ismini vermelerinin sebebi şudur;
Nefse ve azgın arzulara karşı verilen cihat aralıksızdır, oysa kâfire karşı ara sıra savaş verilir. Öte yandan cephe savaşçısı düşmanını görür, fakat şeytan görünmez, görünür düşmana karşı cihat vermek, görünmez düşmanla cihat etmekten daha kolaydır.
Bir de şeytana karşı savaşırken onun, senin nefsinde bir destekçisi vardır, bu destekçi nefsin azgın arzularıdır, oysaki kâfirlerle yapılan savaşta onların senin nefsinde öyle bir yardımcıları yoktur, bu yüzden şeytana karşı verilen cihat daha çetindir.
Sayfa 34 - Çelik Yayınevi