öyle
Nereden bakarsanız bakın, zaman çok hızlı akıp gidiyordu. Yaşamak istediklerim, yaşadıklarım, yaşayacaklarım ve yaşayamadıklarım her saniye biraz daha uzaklaşıyordu benden.
Sayfa 23 - Epsilon Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Eğitimcilere baba nasihati
İbn-i utbe, çocuklarının hocasına şöyle demiştir: "Evraklarımı iyi yola getirmezden evvel kendi nefsinizi ıslah edin. Çünkü onların kusuru hep sizin taksirinize bağlıdır. Çocuklara göre sizin yaptığınız her şey iyi, yapmadığınız her şey fenadır. Evlatlarıma Müslümanlığı öğretin. Fakat bu hususta kendilerine ne usançverin çünkü bırakıverirler; ne de onları büsbütün ihmal edin, zira yabancı kalırlar. Şiirlerin yalnız edep ve terbiyeye ,namus ve iffet'e uyanlarını sözünde en güzelini seçilmişini öğretin. Evlatlarımı sağlam bellemedikçe bir bahisten diğerine atlatma. Çünkü kulakta uğuldayan kalabalık sözler, anlayışı şaşırtır. Kendilerini benimle tehdit et. Fakat benim yanımda terbiyeye kalkışma! Öyle bir doktor gibi ol ki, hastalığı iyiden iyiye anlamadıkça tedaviye başlamayasın. Çocuklarıma kafasız insanlara ait hikayeleri söylemekten çekin, ilim ve felsefe erbabının hal tercümesini anlat." Halife Harun reşit de çocuğu emin'in hocasına şu tavsiyede bulundu: "Emir müminin en sevgili ruhunu, yüreğinin meyvesini, bugün sizin terbiyenize tebdiye ediyor size onun terbiyesi hususunda geniş bir salahiyet veriyor ona da hakkınızda tam bir interneti boş kılıyor. Evladımı ahlak dersleri ver eserler öğret. Eş ağır şiirler belli et nerelerde ne söylemek lazımsa göster, icapsız gülmesine mani ol, faydasız vakit geçirtme. Sınav çok dikkat et ki derslerinde, telkinlerin de, sertlikten, kabalıktan, asabiyetten, sakınasın. Sonra çocuğun müfekkiresini öldürmüş olursun.
Sayfa 48 - Yedikita·Kitabı okuyor
Reklam
Sanki diyememiştir öyle ama…
Timur, Hâce ile hamama gidip birer futa ile guslederlerken esnâ-yı kelâmda Timur: "Hoca Efendi, ben ki cihangir bir pâdişâh-ı zi-şânım; satılmaklığım lâzım gelirse beni kaça alırsın?" der. Hâce: "Kırk akçeye ancak alırdım." cevabında bulunur. Timur: "Behey Hocam! Benim futam kırk akçe eder." Hoca: "Ya ben de kırk akçeye futayı alıyorum, yoksa senin gibi bir Moğol parçasını ne yapacağım? Bir mangır bile etmezsin!" dedikte, hazırcevaplılığından Timur Han hazzederek pek çok ihsânlar eder.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Nasreddin Hoca
Bana öyle geliyor ki en saf duygular bile zamanla kirleniyor; ama sevginin o ilk anındaki saflık hiçbir zaman tam olarak kaybolmuyor.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Benim öyle çok şeyim var ki..; iki kalbim, iki adım, iki dudağım, iki...
Almanya'da büyük bir açlığın egemen olduğu dönemdi. Mark öyle düşmüştü ki, ufak bir alışveriş için milyonları çuvalla taşımak gerekiyordu ve lokantaya gidildiğinde, hesabı görmek için käğıt parayla dolu el çantası açılıp masanın üzerine boşaltılıyordu; öyle günler geldi ki, bir mektup pulu için on milyar mark gerekliydi.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam