"Alışıyorsun," "Empati yoksunluğuna. Öteki türlü bir faydan olmazdı bu dünyaya." Haklı değil miydi sahi? Her gidenin arkasından empati kurup acı çekseydi, kendini başkalarının yerine koya koya öldürürdü kendini. Oysa ki devam etmek zorundaydı. Kayıplar her savaşta veriliyordu ve ne yazık ki bu dünyada kazanmaktan daha önemli değildi hiçbir şey. Hele onlar için... Mutlu olmak bile. Dünya baştan aşağı kirliydi ve biz de elimizde çalı süpürgesiyle sokaktaki çöpleri süpürüyorduk.
Alıntı
Yaşadığımız her an, bizim için bir rehberdir. Ve ben her gün bana yol gösterecek fırsatları görmeden, yanlarından geçip gittim. Bildiğimi sanıyordum çünkü, buydu benim talihsizliğim. Ben biliyorum, diyordum. Oysa kim ki bilir; bir daha hiç öğrenemez. Önce, bilmediğini bileceksin.
Reklam
“Refah”, “haz” ve “başarı”nın kaba iplikle dokunabileceğini, oysa en hassas yaratının keder olduğunu henüz bilmiyorsun. Düşünce ya da hareket evreninde kımıldayan hiçbir şey yoktur ki, “keder”i zarif ama korkunç biçimde titreştirmesin.
Mektup
Sanırım kadınlar önce bana aşık oluyor, sonra dünyanın en sarhoş adamı olduğumu fark ederek onlara uzun süre yoğunlaşamayacağımı anlıyor ve bunun üzerine kıskançlığa kapılıyorlar, ben Tanrı'ya Âşık bir aptalım oysa, o kadar. Evet, öyleyim.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Edebiyat
Oysa bildiğiniz gibi, yıllar içindeki bütün ihanetlerine karşın, hiç terk edemeyeceğiniz bir şeydir bedeniniz. Onu sevmeyebilirsiniz, ona küsebilirsiniz, ondan cayabilirsiniz, ama onu terk edemezsiniz. Bedeninizin komşusu olamazsınız, bütün şikâyetlerinize karşın, "beden" denilen "o evde" oturmak ve çilelerine katlanmak zorundasınızdır.
Sayfa 204·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam