“Aşk diye bir şey yoktur. Sadece aşkın kanıtları vardır.” Bir anda bu cümle evrensel bir özdeyiş haline gelmişti. Passan bu cümlede hep derin bir hakikat olduğunu hissetmişti: Aşkta sadece davranışlar önem taşır, kelimelerin hiçbir kıymeti yoktur.
Ah, ağlamayın İnce gönüller!
Ağlamayın, ey
Hurma-gönüUer! Süt-göğüsler!
Meyan köküyle dolu Gönül kesecikleri!
Ağlama Solgun Dudu,
Erkek ol, Züleyha! Yılma! Yılma!
— Yoksa bir şey,
Berkiten, yürek berkiten bir şey mi Uygun düşerdi burda ?
Bir kutsal özdeyiş mi ?
Bir ağır öğüt mü ?
Ha! Çık yukarı, ağırbaşlılık!
Karakterimiz, temelde
alışkanlıklarımızdan oluşur. "Düşünce ek, eylem biç; eylem ek, alışkanlık biç; alışkanlık ek, karakter biç; karakter ek, kader biç," der özdeyiş. Alışkanlıklar yaşamımızdaki güçlü etkenlerdir. Tutarlı ve çoğunlukla bilinçdışı kalıplar oldukları için de, her gün sürekli olarak karakterimizi ortaya koyar ve etkili ya da etkisiz olmamıza yol açarlar.