Özgenur Günyeşil

Özgenur Günyeşil
@ozgegunyesil
    Yüzyıllardan beri ilkelliği horlayan Batı uygarlığı, küçümsediği her şeye ilkel demeyi reva görmektedir. Ona göre Çin uygarlığı ilkeldir. Hint ve İslam uygarlığı ilkeldir. Afrikalı insanlar İlkeldir. Amerikalılar, bu kıtanın yerlileri olan Kızılderililere İlkel, daha kaba olarak vahşi der. Keza Afrikalı insanlar vahşi sayılır.   Oysa ilkel ya da vahşi denilen bu insanlar tabiatla bütünleşmişlerdir. Tabiatı tahrip etmezler. Hayvanları keyif için avlamazlar. Ağaçları, fabrika yapacağız diye kökünden sökmezler. Havayı, suyu kirletmezler. Tabiat, toprak bu insanlar için anadır, bacıdır. Bir Kızılderili lider, yayımlanan bir mektubunda ABD yöneticilerine böyle söylüyordu. Biz diyordu, ağaçlara, kuşlara ana-bacı muamelesi yaparız. Oysa bu insanları ilkel gören Avrupa kaçkını Amerikalılar, Kızılderililerin kökünü kazımak için korkunç vahşetler uyguladılar. Yüz yıl önce 25-30 milyon civarında olduğu söylenen nüfustan, soykırım sonunda canını kurtarabilmiş olanların sayısı birkaç yüz binden fazla değil.   Öte yandan "ilkel insan"ın bugün bizim katlanmak zorunda kaldığımız vahşete bir gün bile dayanabileceğine de ihtimal vermiyorum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aslında bir yere yerleşmek garip bir iştir ve belki de bunun nedeni, amacın yalnızca kendine hizmet etmesi ve o belirli süre biter bitmez ya da o sürenin bitiminden kısa bir süre sonra, orayı terk edip eski durumumuza dönmeye kararlı olduğumuz için yeni bir çevreye alışmanın ve onu benimsemenin getirdiği zorluktur.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Birazdan ziller çalacak. Bir Gece vardiyası boşanacak. Sil gözlerini. Karşıda bütün farlarını yakıp uluyan, düğmeleri, levyeleri ve olanca dişlileriyle bilenip seni bekleyen fabrikaya koş. Kaderini kucakla. Tüylerin diken diken olurken sarıl o soğuk demirden yabancı kadınlara. Motor sesleriyle sarhoş, çarklardan, kayışlardan dökülen nağmelere kapıl. Metal parıltısı karışsın gözbebeklerine, kanlı kanlı bak. Elindeki anahtarını ismi gavurcadır, ezberle. Bu efsunkâr gece uzar gider yıldızlara kadar. Düş içine, düş içinde. Sakın altıotuzbeş trenini unutma. Koşacaksın. Nefes nefese kalacaksın. Siren sesleriyle ürpereceksin. Vinçlerin boşlukta sallanan pençelerinden kan damlayacak. Saçlarında demir tozları. Artık başakları istesen de düşünemezsin. O rüzgarda sallanan türküleri. Sıcak tandır ekmeğinin üzerine cızırdayan tereyağını, yayıktan boşalan ayranı, kınalı elleri. Unut sabah namazında safta durmayı. Nöbettesin. Unut amcaoğlunun cenazesini, fazla mesai. Boynundaki hamaylı çöze at, güldürme kimseyi yavuklunun verdiği çevreyi göstererek. Bak eller dünyayı değiştirmişler, sen de değiştir dünyanı. Yarınlar senin. Çocuğunu başkaları büyütecek, hafta sonları görürsün. Aşını başkaları pişirecek, sen yersin. Karını akşamdan akşama bulursun. Yorgunluktan kemiklerin sızlayacak aldırma. Taksitle al evini, taksitle döşe, taksitle yaşa. Seni de başkaları yaşatıyor, inan buna. Ziller, düğmeler, levyeler, planlar, çok uluslu şirketler. Evet anladık bostana su sabah serinliğinde girermiş, ayrılık olur deyi gözden öpmek iyi değilmiş, tohum ekmeden önce iki rekat namaz kılıp "kurdunan kuşunan, eşinen dostunan yemek nasip eyle" demek gerekmiş.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Clarisse, Bir Ulrich-Yılı Talep Eder
"Günümüzde alçaklığın en büyüğü insanın onu yapmasıyla değil, fakat yapılmasına ses çıkartmamasıyla gerçekleşiyor. Alçaklık boşluğa doğru büyüyor."
Sayfa 21 - YKY·Kitabı okudu
Kendini normal gören insanların, normal olmadığını düşündükleri insanları yargılama merakı vardır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
İlişkiler