Yüzyıllardan beri ilkelliği horlayan Batı uygarlığı, küçümsediği her şeye ilkel demeyi reva görmektedir. Ona göre Çin uygarlığı ilkeldir. Hint ve İslam uygarlığı ilkeldir. Afrikalı insanlar İlkeldir. Amerikalılar, bu kıtanın yerlileri olan Kızılderililere İlkel, daha kaba olarak vahşi der. Keza Afrikalı insanlar vahşi sayılır.
Oysa ilkel ya da vahşi denilen bu insanlar tabiatla bütünleşmişlerdir. Tabiatı tahrip etmezler. Hayvanları keyif için avlamazlar. Ağaçları, fabrika yapacağız diye kökünden sökmezler. Havayı, suyu kirletmezler. Tabiat, toprak bu insanlar için anadır, bacıdır. Bir Kızılderili lider, yayımlanan bir mektubunda ABD yöneticilerine böyle söylüyordu. Biz diyordu, ağaçlara, kuşlara ana-bacı muamelesi yaparız.
Oysa bu insanları ilkel gören Avrupa kaçkını Amerikalılar, Kızılderililerin kökünü kazımak için korkunç vahşetler uyguladılar. Yüz yıl önce 25-30 milyon civarında olduğu söylenen nüfustan, soykırım sonunda canını kurtarabilmiş olanların sayısı birkaç yüz binden fazla değil.
Öte yandan "ilkel insan"ın bugün bizim katlanmak zorunda kaldığımız vahşete bir gün bile dayanabileceğine de ihtimal vermiyorum.
Aslında bir yere yerleşmek garip bir iştir ve belki de bunun nedeni, amacın yalnızca kendine hizmet etmesi ve o belirli süre biter bitmez ya da o sürenin bitiminden kısa bir süre sonra, orayı terk edip eski durumumuza dönmeye kararlı olduğumuz için yeni bir çevreye alışmanın ve onu benimsemenin getirdiği zorluktur.