"Şiir sözcüklerin gerçek hayatını yaşadığı bir ülkedir Bahri Bey. Bizim küçük hesaplarımızdan, planlarımızdan, yalanlarımızdan... ve hayallerimizden kurtulup özgürce nefes aldıkları bir ülke."
“Yaptırım” özgürlüğü kısıtlamaktır. Üstelik kendi özgürlüğünü kısıtlamaktır. “Gelmeli, yapmalı, etmeli, düşünmeli, halletmeli, çözmeli, ilgilenmeli, uğraşmalı, çalışmalı” dediğiniz her noktada kendi mutluluğunuzun sınırlarını daraltırsınız. Özgürce mutlu olma hakkınızı ihlal etmiş olursunuz.
Size göre “gelmelidir” ama gelmediğinde artık mutsuzsunuzdur. Size göre “yapmalıdır” ama yapmadığında artık mutsuzsunuzdur. Size göre “söylememelidir” ama söylediğinde artık kırgınsınızdır, hayal kırıklığına uğramışsınızdır. Yaptırımlı düşüncelerinizden ne kadar uzaklaşırsanız, o kadar mutlu ve iyi hissedersiniz.
Günümüzün zorluğu artık fikirlerimizi özgürce ifade etmememiz değil, söyleyecek bir şeyler bulabileceğimiz yalnızlık ve sessizlik alanları yaratmaktır.
Tek bir örnek vermek gerekirse: Özgür sözcüğü Yenisöylem'den çıkarılmış değildi, ama ancak "Sokağa çıkmakta özgürsün" ya da "Ormanda özgürce gezebilirsin" gibi deyişlerde kullanılabiliyordu. Eskiden olduğu gibi "siyasal özgürlük" ya da "düşünsel özgürlük" anlamında kullanılamıyordu, çünkü siyasal ve düşünsel özgürlük artık birer kavram olarak bile kayıplara karışmış, dolayısıyla da adlandırılmasına gerek kalmamıştı.
Gerçek zenginlik, artı-değer üretmek için harcanan zaman değil; üretim sürecinin dışında kalan, insanın kendi yeteneklerini özgürce geliştirebileceği serbest zamandır...