Bu tür bir sevgi alan yani anne-babasının açık sevgisini gören, bunu yaşayan, beğenilen, desteklenen, daha da önemlisi onlardan korkmayan genç, özgüven sahibi bir birey olarak topluma katılabiliyor.
Theodore John Kaczynski
Bazı bireylerin özerkliğe pek az ihtiyaç duyuyormuş gibi gözüktüğü doğrudur. Ya güç dürtüleri zayıftır ya da o dürtüyü, kendilerinin ait oldukları güçlü bir örgütle özdeşleştirerek tatmin ederler. Bir de —astlarına körü körüne itaat ederek, kullanmaktan oldukça mutlu oldukları dövüş hünerlerini geliştirerek güç duygusu kazanan iyi savaşçı asker misali— tamamen fiziksel bir güç duygusuyla tatmin olmuş gözüken, düşünmeyen, hayvani insanlar vardır. Çoğu insan için kendine değer verme, özgüven ve güç duygusunu kazanma, güç süreci yoluyla —bir amaca sahip olma, özerk bir çaba gösterme ve amaca ulaşma yoluyla— olur. Bir kişinin güç sürecinden geçmek için yeterli fırsatı olmazsa, bunun sonuçları —bireye ve güç sürecinin nasıl bozulduğuna bağlı olarak— sıkıntı, ahlaki çöküntü, kendine az değer verme, aşağılık duygusu, yenilmişlik, depresyon, endişe, suçluluk, hüsran, düşmanlık, eşe ya da çocuğa yönelik taciz, doymak bilmeyen bir düşkünlük, anormal cinsel davranışlar, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları ve benzerleri şeklinde olur.
Alıntı
Reklam
Rousseau marjinal ve güçsüz kesimle özdeşleşen radikal biriydi. Kendini önemsese de büyük bir özgüven eksikliği çekiyordu ve yaşadığı süre boyunca aşırı duyarsızlık sayılabilecek davranışlarda bulunmuştu (örneğin beş çocuğunu da karısının ailesi tarafından kötü yetiştirileceklerini iddia ederek yetimhaneye yollamıştı). Yine de nesiller boyunca okurların gözünde en büyük iyilik elçisi sayıldı. Bilhassa siyasi radikaller onu, Maximilien Robespierre’in deyişiyle, kendini “hemcinslerinin iyiliğine” adamasıyla her yerdeki insan severlere ilham veren bir “kutsal” filozof mertebesine çıkardılar. Rousseau Fransız Devrimi’nden on sene kadar önce ölmüştü ama devrimciler iyi bir toplum tasarısı için onun metinlerine başvurduğundan, devrimin patlak vermesi itibarını göklere çıkardı. Erdemlerine ve yüce gönüllülüğüne düzülen methiyeler adeta bir ilaha dönüşmesine yol açtı. Öte yandan, muhafazakârlar kendisini bir yandan evrensel sevgiyi öğütlerken diğer yandan ailesine ve dostlarına zulmeden laf cambazı bir ikiyüzlü olmakla suçluyordu. 1790’larm ortalarına gelindiğinde devrimci iyilikseverliğin başat ikonu haline gelmiş, “merhametli” felsefesi yüzünden eşit ölçüde sevilen ve nefret edilen birine dönüşmüştü.
Sayfa 41
Psikoloji
... özgüven duymamı gerektirmeyecek kadar bir çaba harcayarak, yalnızca bir avuç kifayetsiz insanla arkadaşlık edip, kendimi mümkün olduğunca küçük bir sosyal çevreye hapsetmiştim.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Alıntı
Bir Stoacı her soruya bir cevap bulmaya ya da her ihtimale karşı bir plan tasarlamaya çalışmaz. Ama bu durum onu telaşlandırmaz da. Neden mi? Çünkü karşılaştığı durumlara uyum sağlayıp onlara göre değişebileceği özgüvenine sahiptir. Talimat beklemek yerine kendilerinde yaratıcılık, bağımsızlık, özgüven, pratik zekâ ve problem çözme yeteneği gibi özellikler geliştirirler. Bu sayede sert değil elastik bir hal alırlar. Aynı şeyi biz de yapabiliriz.
1000Kitap
Reklam
Reklam