9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:35
“Kurallar kaldırıldığında,parametreler ortadan kalktığında,insanların neler yapabileceğine şaşarsın” Bugün size ‘vay canına arkadaş!’dedirtecek bir kitapla geldim. “Biri beni izliyordu. Beni dinliyordu. Beni gözetliyordu. Beni takip ediyordu.” Sydney Denik..Biyoloji bölümünde yüksek lisans öğrencisi.Üniversitede yaşadığı bir takım talihsiz olay sonucunda bursunu kaybetmesinin ardından şaşırtıcı bir kabul alır ünlü Madrona Vakfı’ndan.Son derece gizli bir kuruluş olan Madrona’da Alzheimer üzerinde çalışma süren ekibe katılmak için burs kazandığını öğrenir.Kabul edilmesi zor;hatta imkansız görünse de başarmıştı,bunu kaybetmeyi göze almayacaktı;çünkü gidecek başka bir yeri yoktu! Kendisi gibi başka öğrencilerle birlikte 16 hafta kalacağı Vancouver Adası’na gider.Adaya ayak bastığı andan itibaren gariplikler ortaya çıkar.Bazı öğrencilerin ‘sözde’ geri gönderilmeleri,hayvanlardaki tuhaf hal ve görünümler,mantarlar,gaipten gelen sesler,etrafta dolaşan ‘hayaletler’,ormanın sakladığı sırlar..Bunların hepsi gerçekten oluyor mu?Ya da orası tekinsiz bir yer mi?Belki de zaten DEHB’li olan Sydney’in aklı ona oyun oynuyordur ne dersiniz? Wes Kincaid..Dark romanlardan fırlayıp gelen tesisin yakışıklı beyin cerrahı ve stajyerlerin ‘zorunlu’psikoloğu.Daha ilk karşılaşmalarından itibaren Sydney ile aralarındaki çekim başta hoşuma gitse de,bu kadar kısa sürede gelişen büyük takıntı soru işaretlerine neden oldu(ki eklenen smut sahnelerden rahatsız olmasam da gerekli de bulmadım,hikayeye ne kattı ki?)diyordum ki sonları,tesis ve onlar hakkındaki tüm gerçekleri okuyana kadar.Sonunda soru işaretlerinden eser kalmadı,vay canına’lık kısmı işte tam da o noktada. Sydney’in doğru ve yanlışlarıyla verilmesi ve hatta sonunda ‘hangi kişi olmak istediğini seçmesi’ güzeldi.Betimlemeleri öyle
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202571 okunma
8/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Ölümcül Konular Kitabın Yazarı- Karına Halle Kitabı Çeviren- Cemal Can Tarımcıoğlu Kitabın Sayfa Sayısı- 391 Öyle güzel bir kitap okudum ki… Gizem ve gerilimin eksik olmadığı her sayfada ayrı heyecanın yer aldığı bir kitaptı. Sık sık görüp çok merak ediyordum canım Semra tavsiyesi ile okudum Kitabı bütün olarak çok sevdim aynı zamanda yazarın kalemi ile yeni tanışıyorum ama akıcılığı çok iyiydi. Gerilim, psikolojik-gerilim, gizem, bilim kurgu, aşk, karanlık romantizminde yer aldığı bir kitap. Bu arada yer yer sahneler vardı yaş sınırını göze alarak okuyalım. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum Sydney Denik, büyüksnnesini Alzheimer’dan kaybetmiş, babasının da ölümünden sonra yapayalnız kalmıştır. Yüksek lisans öğrencisidir ancak yaptığı bir hata bursunun kesilmesine ve okuldan atılmasına sebep olur. Gidecek yeri olmayan Sydney için son bir şans daha vardır. Ünlü Madrona Vakfında Vancouver Adasında yürütülmekte olan Alzheimer araştırmaları yürüten ekibe katılır. Ancak adaya adım attığı ilk andan itibaren değişik ve tuhaf olaylar baş göstermeye başlar. Gelen öğrencilerden birinin kaybolması, duvarların ardında gezinen gölgeler, yazın ortasında yağan kar, ölü hayvanların canlanması, değişik mantar türleri, hayaletler ve daha birçok şey… Kitaptan Alıntılar ”Yas böyle bir şeydi işte. Sessizce yanınızda yaşardı, bazen varlığını bile unuttururdu size ama sonra bir düşünce, bir anı ya da bir koku ansızın yumruk gibi saplanırdı içinize, kanayan kalbinizi yakardı ve her şeyi yeniden yaşamak zorunda kalırdınız.” ”Kurallar kaldırıldığında, parametreler ortadan kalktığında, insanların neler yapabileceğini şaşarsın… İşte bu alanı bu kadar büyüleyici yapan da
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202571 okunma
Psikolojik çözülmeler üzerine;
Puan vermedi·112 syf.··
2026 16. kitabı
“Hasta Çocuk” çok derin ve imgesel buhranlar geçiriyordu. Her şey anlamını yitirmiş ve ortadan kalkmış gibiydi onun gözünde. Ruhunu esir almış parametreler her geçen gün daha gözle görünür bir kavrama dönüşmüştü. Daha ne kadar sürecekti ki bu bitmek bilmeyen psikolojik yanılsamalar… Peyami Safa’nın ustalık eseri bu kitabı gerçekten de psikolojik bir romanın ötesinde okumanız dileğiyle
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,2bin okunma
Mağara - José Saramago
8/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2025 105. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 01:53
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, Mağara kitabında, kapitalizmi tokat gibi eleştirirken aynı zamanda bizleri her zaman olduğu düşünmeye ve sorgulamaya sevk ediyor. Başrolde, çömlekçilikle uğraşan yaşlı bir adam olan Cipriano Algor var. Kızı ve damadıyla birlikte yaşıyor. Damadı “Merkez” denen kocaman, yapay, dev bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi. Algor, yaptığı çömlekleri Merkez’e satıyor ama bir gün “artık modası geçti” denilip siparişleri iptal ediliyor. Bu olaydan sonra aile, geçinebilmek için Merkez’e taşınmak zorunda kalıyor ve asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Çünkü burası tam anlamıyla ruhsuz, yapay, güneş ışığı bile görmeyen bir yer. Öyle ki, Algor burada yaşamak için köpeğini bile geride bırakmak zorunda kalıyor. Acaba biz de böyle bir sistemin bir parçası mıyız diye sormadan edemiyor insan. Merkez denilen yerde distopya havası var. Kitap Platon’un Mağara alegorisine gönderme yapıyor: Zincirlerimizi kırıp ışığı görecek cesaretimiz var mı, yoksa gölgeleri gerçek sanmaya devam mı edeceğiz? Kalabalık ama yalnız, konforlu ama ruhsuz modern hayatın içinde, kendi zincirlerimizi fark ettiriyor bizlere. Son olarak Saramago şöyle demişti: "Günah kavramını icat edenler, bunu başkaları üzerinde hakimiyet aracı olarak kullanıp kazanç sağlamak amacıyla icat ettiler." Cesur düşünürün bu değerli sözünü bir iletimde paylaşıp şu şekilde düşüncemi belirtmiştim: "**Günahı icat edenler dolayısıyla Cennet ve Cehennemi de icat ettiler. Bunu anlamanın en kolay yolu, sonsuz yaşam vaat edilen cennetle ilgili tüm vaatlerin erkeklere gelmiş olması ve tüm vaatlerin o dönemin Arap erkeklerini cezbedecek şeyler olması. Çünkü dönemin Arap kültürü ataerkil ve kadına değer vermeyen bir kültürdü. Sonlu bir yaşamdaki
MağaraJosé Saramago · Kırmızı Kedi · 2022147 okunma
Puan vermedi
Teknoloji Toplumu Jacques Ellul İçeriği Jacques Ellul'ün 20. yüzyıl düşünce dünyasına vurduğu damga, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavram üzerinden okunur: teknoloji. Ancak onun başyapıtı olan "Teknoloji Toplumu" (La technique ou l'enjeu du siècle), sanıldığının aksine, bir makine veya aygıt eleştirisi değildir. Bu eser, modern ruhu ve toplumsal yapıyı bir ahtapot gibi saran, görünmez fakat karşı konulmaz bir gücün, Ellul'ün özel bir anlam yüklediği "Teknik"in (La Technique) derinlemesine bir analizidir. Ellul'e göre asıl mesele, kullandığımız aletler değil, o aletlerin ve hayatımızın her alanının tabi olduğu ezici ve tek bir mantıktır: mutlak verimlilik arayışı. Ellul'ün "Teknik" olarak adlandırdığı bu sistem, basitçe teknolojilerin bir toplamı olmanın çok ötesindedir. O, insan faaliyetinin istisnasız her alanında, rasyonel olarak tasarlanmış ve olabilecek en verimli sonucu almayı hedefleyen yöntemlerin bütününü ifade eder. Bu tanımın içine endüstriyel üretimden devlet yönetimine, bürokrasiden savaş stratejilerine, psikolojik manipülasyon tekniklerinden (propaganda, reklam) modern tarıma kadar her şey girer. Bir işi yapmanın geleneksel, ahlaki veya estetik yolları değil, yalnızca matematiksel olarak "en verimli" olan tek bir en iyi yolu vardır ve Teknik'in amacı bu yolu bulup dayatmaktır. Bu sistemin doğasını anlamak, Ellul'ün analizinin kilit noktasıdır. Ona göre Teknik, birkaç temel ve ürkütücü özelliğe sahiptir. Bunların ilki ve en önemlisi otonomidir. Ellul, Tekniğin artık yaratıcısı olan insanın denetiminden çıktığını ve kendi kanunlarına göre, kendi kendini büyüten özerk bir güç haline geldiğini iddia eder. Teknik ilerleme, artık insani değerlere, etik sorgulamalara veya siyasi hedeflere bakmaz; kendi ilerlemesi, onun tek amacıdır. İnsanlar bu süreçte karar verici
1000Kitap
Teknoloji ToplumuJacques Ellul · Bakış Kitaplığı · 200312 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 01:39
Kitabı okuyan bir çok okuyucu gibi ben de bu eserin 1932 de yazılmış olmasına büyük hayret ettim. Günümüzde bile varlığına şaşıracağımız bir distopta ile karşı karşıyayız. Bu distopyada 3 kural var; aile Yok! mahremiyet yok! tek eşlilik yok! Özgürlük nedir? Mutlu olmak mıdır özgürlük? Ya da istediğin şeyi yapmak mıdır? Özgürlük istediğin zaman mutsuz olmaktır bu evrende, istediğin zaman herkesten ve her şeyden uzaklaşıp kendi kabuğuna çekilebilmekmiş özgürlük. Kitap bir Kuluçka ve şartlandırma merkezinde bir grup öğrencinin gezisi ile başlıyor. insanlar istenilen şekilde üretiliyor; ileride ne yapacağı, ne düşüneceği, neyi seveceği, ne karşı güçlü olacağı yani insanı oluşturan bütün parametreler oluşturuluyor. embriyolar için gerekli kuluçka şartları tamamlanıp ileride yapacağı mesleğe uygun şekilde şartlandırılma yapılıyor bu durum şöyle açıklanıyor müdür tarafından "mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek nokta tüm şartlandırmaların amacı budur: insanlara kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek." Farklı sınıfların birbirinden nefret etmesi de sağlanıyor bu distopyada ki toplum içinde yarattıkları düzen bozulmasın. Epsilonlar deltalardan, onlar alfalardan... Her sınıf kendi halinden memnun başka sınıftan olmak kesinlikle istemiyor. Alt sınıf olan en çok çalışan deltalar bile iyi ki alfa değilim diyecek şekilde şartlanıyorlar. Bugünkü düzeni açıklayacak(halinden memnun şüküdar fakirler, kendini fakirlerle karşılaştırınca iyi durumda olduğunu sanan orta seviyedekiler gibi) bir benzetme olduğunu görüyoruz.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma