• “İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah,
    Yardımcısıdır doğruların hazreti Allah.”
    Ziya Paşa
  • - Rus yazar Grigory Petrov, sık sık Finlandiya'yı gezdiğinden bu ülkeyi çok iyi tanıyordu. Ayrıca ülkeye karşı büyük bir heyecan, sempati ve sıcaklık duyuyordu. Bu gezileri sırasında Fin halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için bu ülkedeki bir avuç aydının verdiği olağanüstü mücadeleyi yakından gördü. Beyaz Zambaklar Ülkesinde'yi bu gezileri sırasında tuttuğu notlardan ve edindiği deneyimlerden kaynaklayarak yazdı. Eser ilk kez 1923 yılında Saraybosna'da basıldı. Birçok dile çevirisi yapıldı. Mustafa Kemal Paşa da Türkçeye çevirisini yaptırdı ve okullarda,özellikle de askerî okullarda okutulmasını istedi.

    - Eser bir süredir kitaplığımda sırasını beklemekteydi dün aldım ve okudum. Akıcı, anlaşılır. Zaten boyut olarak da kısa bir eser, dolayısıyla bir çırpıda okunuyor.

    - Gel gelelim içeriğe,

    Yazar Fin halkının geri kalmışlığını, yoksulluğunu, cehaletini, içinde bulunduğu çıkmaz durumunu; eğitimi, sağlığı, sosyal yapıyı, ekonomiyi, coğrafi yapının elverişsizliğini bütün bunların yanında halkın topyekün psikolojik çöküntüsünü ayrı ayrı başlıklar altında detaylarıyla gözler önüne sermiş; bir avuç gerçek aydının bu kadar geri kalmışlığa rağmen bütün bir devleti nasıl o bataklıktan müreffeh bir ülkeye, Beyaz Zambaklar Ülkesi'ne çevirdiğini bir bir anlatmış.

    - Kitaptan tabii ki kendi devletimiz ve milletimiz için çıkaracağımız çooook ders var. Kitabı okurken sık sık kendi toplumumuz gözümün önüne geldi, adamlar bir asır önce kendi milletinin sorununu tespit etmiş, çaba harcamış ve çözüm üretmiş. Peki ya biz ?..
    Geldiğimiz noktada insanlarımızın gerek siyasi, gerek dini, gerek kültürel, gerek etnik birçok konuyu hâlâ aşamamış olması düşündürücü olduğu kadar acı değil midir?..

    ** Alıntı ** ** Sayfa: 12 **

    - Gerek ülkenin dağılması gerekse refah ve denge çerçevesi içinde bir yaşam sürmesi yalnızca devlet için çalışan krallara, milletvekillerine ya da bakanlara bağlı değildir. Bütün bu konular toplumun herbir bireyinin sorunudur. Kadın erkek, genç ya da yaşlı, kentli, köylü, beyin gücüyle ya da kol gücüyle çalışanlar bütün bu sorunları düşünmek zorundadırlar.

    - Ülkelerin güçlü ya da zayıf olması, ulusların ilerlemesi ya da gerilemesi yalnızca yönetimdekilerin yeteneklerinden ya da beceriksizliklerinden kaynaklanmaz. Yöneticilerin iyi ya da kötü olmaları, birer kahraman ya da zalim olmaları sadece kendileriyle ilgili değildir. Çünkü onlar, içinden çıktıkları ulusal ruhun birer aynasıdırlar. Ulustaki bireyler nasılsa devlette görev almış yöneticiler de aynıdırlar.

    20.11.2018 19:50 Erciş
  • İlk olarak şunu söylemek istiyorum. Bu kitabı okumak için Hukuk okuyor olmak zorunda değilsiniz. Veya şöyle söyleyeyim, bu kitabı okumak için herhangi bir kriter gerekmiyor. İslam Fıkhı ve Fıkıh Usulüne merakınız varsa çok sevineceksiniz :)

    •Ahmet Cevdet Paşanın 7 yılda (bir heyetle beraber) bu eseri nasıl ve hangi şartlarda kaleme aldığını öğrenmiş olacaksınız. Çok tuhaf olaylar geçmiş başından malesef.

    •Mecellenin niçin kaleme alındığı güzelce anlatılmış.

    •Mecelleye yönetilen bazı yersiz eleştiriler ve bunlara gayet mantıklı ve ikna edici cevaplar diye bir bölüm hazırlamışlar. Yersiz diyorum çünkü eleştirmek için eleştirmişler malesef.

    •En son olarak da, Mecellenin ilk 100 maddesinin teker teker anlatıldığı bölüme geçiyorsunuz. Her madde Osmanlıca (ve latince yazılmış arapçasıyla) aslıyla yazılmış, bize yabancı gelen her kelimenin manası verilmiş, hemen peşinden günümüz Türkçesiyle kâidenin anlamı verilmiş. Ve son olarak da bol bol misaller verilerek mesele açıklanmış. (Hatta kâidenin istisnaları bile gözardı edilmemiş.)

    Kitabın (bence) en güzel bölümünü sizinle paylaşmak istiyorum.+++++++++++++++++++++++++++++++

    ***MECELLEYİ BİZ BIRAKMIŞIZ, BAKIN KİMLER KULLANMIŞ***

    Filistin'de Mecelle'nin tatbikatı Osmanlı hakimiyetinde iken başlamıştır daha sonra İngilizler burayı işgal etmiştir fakat Mecelle'yi kendi hukuki mevzuatları ile karışık olarak tatbike devam etmişlerdir. Hatta İsrail kurulduktan sonra da mecelle'yi tatbikattan kaldırma mıştır.

    Mecelle'nin tesiri Müslüman devletlerden daha çok İsrail'de görülür. İsrail hukukçularının, Osmanlı hukuk sistemini, bilhassa mecelle'yi iyi bilmeleri gerektiği ve Mecelle'nin, birçok dava ve meselelerde müracaat kaynağı olduğu kanaati hakimdir. Ayrıca İsrail ayni haklar Kanunu'nun pek çok hükümlerinin de Mecellenin ihtiva ettiği bilinmektedir
  • Bir kerre dokunsan teline saz-ı derunun
    Bin türlü nevazişle düzelmez bozulunca*

    Koca Ragıp Paşa

    (Gönül sazının teline hata ile bir dokunmaya gör;eğer bozulursa artık bin defa tamire kalkışsan yine düzelmez...)
  • Zâlim yine bir zulme giriftâr olur âhir
    Elbet olur ev yıkanın hânesi vîrân

    Ziyâ Paşa
  • “Âdeme âdem gerektir âdem etsin âdemi
    Âdem âdem olmayınca âdem netsin âdemi.” (Ziya Paşa)
  • "Kâzım Karabekir Paşa, ana babaları Erzurum ve Erzincan bölgelerinde öldürülen iki bin kadar yetim Türk çocuğunu evlat edinmişti. Bunlar dört ile on dört arasında çocuklardı. Kâzım Karabekir Paşa, çocuklarda feci günlerinin hatırasını silmek için ne gerekirse yapmaktaydı. Onların eğitiminde en büyük rolü müzik oynuyordu. Çocukları bilhassa birer sanat ve meslek sahibi olacak şekilde yetiştiriyordu."