"Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar , o sonsuz gelirimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir."
Bizim kafalarımız birbiriyle hep konuşurdu. Seninki akıllı, benimkisi ise basitti, işler ciddi ve tehlikeli olmaya başlayınca, sen hep susardın. Şimdiyse iş işten geçti, benimle konuşmayıp kalbinin sesini dinleyerek zalimce davrandın ve benim de nasıl davranmam gerektiğini belirlemiş oldun.
Eğer neyi kaybettiğimizi biliyorsak o eksik olan şeyi bulmaya çabalamamız belki birçok zorluğu yenmemizi ve belki de bir çok eziyete katlanmamızı, birçok tehlikeyi göğüslememizi gerektirecek. Bu elbet zor bir durum. Zor, fakat vahim değil. Vahim olan bir şeyin eksik olduğunu bilmek, bir şeyi aramak gerektiğini hissetmek ve giderek onu aramak; lâkin neyin eksik olduğundan, arayacağı şeyin ne olduğundan habersiz kalmaktır.
Ölmek? Ne ki ölmek zaten ?
Ölmek, uyumak sadece! Düşün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak... ama insan düş görebilir uykusunda, Çok kötü, çok kötü!
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,Öyle düşler görebilir insan, bir düşünsene ?
''Bu düşüncedir uzun yaşamayı cehennem eden..
Yoksa kim dayanabilir ki zamanın kırbacına ?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kulluk etmesine iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken kim dayanabilir?''
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altından inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini? Kim dayanabilir ?
Bilinç..Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi.Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.