Hay Bin Yakzan
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:56
Hay bin Yakzan İbn-i Sina İslam aleminin ilk romanı, ilk alegorik romanı ve Robinson Crusoe'a ilham kaynağı olduğu söylenen eser. İnsanın toplum dışında, hiçbir kültürel, bilimsel ve teolojik aktarım olmadan saf insan hali ile bilimsel temel düşünceye, tanrı kavramına, kültürel altyapıya, ahlak anlayışına ve üst teolojik düşünsel yapıya ulaşabileceğine dair bir aktarım içeriyor. Bu aktarımı okurken zihniniz her an açık ve çalışır durumda olacaktır. Çünkü neredeyse her bir cümle biz okuyucuyu düşünsel anlamda yoruyor diyebilirim. Metin karakterimizle beraber bizler aynı düşünsel süreci yaşıyoruz ve metinde ki süreci şu an içerisinde olduğumuz zaman ve mekana taşıyarak karşılaştırmalı düşünme süreci yaşıyoruz. Ki bu düşünme tarzı çok verimli bir şekilde gerçekleşiyor. Tabi ki bu eseri okuyan herkeste aynı etkiyi beklememiz mümkün değil. Eserde de belirtildiği gibi aktarım ehli olanların kolayca yırtabileceği, bilgilere ulaşması sağlıklı olmayanlar içinse kalın sayılabilecek ince bir perde ile örtülmüştür. Teolojik düşünceler içerisinde sürükleniyorsanız, varoluşsal, tanrısal zihin egzersizleri içerisindeyseniz bu eser size çok iyi gelecektir diyebilirim. Unutmayın aramakla bulunmaz ama bulacak olan arayan olacaktır. Sevgiyle ve kitapla kalın. :)
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Çölde isyan (T.E Lawrence)
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Kitabın Özeti Çölde İsyan, I. Dünya Savaşı yıllarında İngiliz destekli Arap İsyanı'nı ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Ortadoğu'yu kaybedişini anlatan, Lawrence'ın günlüğünden esinlenilmiş tarihsel bir eserdir. Şerif Hüseyin ve oğullarının başlattığı ayaklanmanın perde arkasındaki İngiliz desteğinin başrol oyuncularından biri de Lawrence'tır. Ayrıca Lawrence, günlüğünde zorlu çöl yolculuklarını, Arap kabilelerini nasıl birleştirdiğini ve Osmanlı'nın Hicaz Demiryolu üzerindeki asker, yolcu ve erzak taşıyan trenlerini nasıl havaya uçurduklarını ayrıntılı şekilde anlatmaktadır. Bunun yanı sıra, irili ufaklı 79 köprünün yıkılması gibi birçok olaya da yer vermektedir. Bu konu çok merak ettiğim bir konuydu ve sonunda kitabı okuma fırsatı buldum. Meğer bu konuda daha önce dinlediklerim oldukça basit ve yüzeyselmiş. Tarihin bu önemli dönemini daha yakından anlamak isteyenlere kitabı mutlaka tavsiye ediyorum. Lawrence aynı zamanda coğrafyayı, özellikle de çölü, çok iyi gözlemlemiş. Bu kitabı okurken bölgeyi iyi analiz etmek gerektiğini düşünüyorum. Hicaz, Ürdün, Şam yolu, Medine'nin çevresi, Yanbu'nun kıyıları ve Deraa gibi birçok yer kitapta sıkça geçiyor. Osmanlı'nın nerelere demiryolları ve köprüler inşa ettiğini görmek, kitabı okurken haritayı açıp bölgeyi incelemek, anlatılan olayları daha iyi anlamaya ve analiz etmeye yardımcı oluyor. Coğrafya bilmek bu noktada gerçekten çok önemli; hatta kitabın tam anlamıyla anlaşılabilmesi için vazgeçilmez bir unsur diyebilirim.
Tarih
Çölde İsyanT. E. Lawrence · Kronik Kitap · 2023207 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:56
Hüseyin Rahmi Gürpınar ile ilk olarak Efsuncu Baba adlı eseri sayesinde tanıştım. O kitabı okuduktan sonra yazarın kalemini çok sevdim. Hatta yazarla ilgili ilk inceleme yazımı da Efsuncu Baba üzerine yazmıştım. Yazarın anlatımını beğenince ikinci kitabı olarak Gulyabani 'yi okumaya karar verdim. Kitaba geçmeden önce, eserin ortaya çıkış hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, adını vermeyen sıkı bir okuyucusundan bir mektup alır. Bu mektupta okuyucu, yazardan cinli, perili, gulyabanili ve benzeri doğaüstü varlıkların yer aldığı bir roman yazmasını ister. Yazar da bu isteğe kayıtsız kalmaz ve Gulyabani adlı eserini kaleme alır. Romanın başkahramanı Muhsine'dir. Muhsine, bir akrabası tarafından çalışmak üzere büyük bir köşke yerleştirilir. Roman boyunca da köşkte başından geçen ilginç ve gizemli olayları anlatır. Köşkte yaşanan tuhaf olaylar, geceleri duyulan sesler ve etrafta dolaştığı söylenen gulyabani, hem Muhsine'yi hem de beni sürekli merak içinde bıraktı. Sayfaları çevirdikçe olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istedim. Kitapta cin, peri ve gulyabani gibi varlıklardan sıkça söz edilse de yazarın asıl amacı bunların insanların korkularından ve batıl inançlarından kaynaklandığını göstermektir. Hatta bu varlıklara mani söyletmesi, esere hem mizahi hem de farklı bir hava katmıştır. Romanın sonunda yaşanan olayların perde arkası ortaya çıkarken yazar da okuyucuya akılcı düşünmenin önemini hatırlatır. Eserin dili oldukça akıcıdır. Halkın günlük konuşma diline yakın bir anlatım kullanıldığı için kitabı okurken hiç zorlanmadım. Aksine, kendimi olayların içinde hissettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en beğendiğim yönlerinden biri de budur. Dönemin insanlarını, özellikle kadınların yaşamını, günlük konuşmalarını, halkın inançlarını ve sosyal yapısını anlatırken aynı
İnceleme
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518bin okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:56
Selamlar. Çağdaş yazarlarımızdan çok fazla okumasam da Hikmet Hükümenoğlu ile tanışmayı o kadar çok istedim ki kitapları oldukça seviliyor çünkü. Kalemi ile iyi ki tanıştığım dediğim yazarlar listesine girdi bile. Kitaplarını gözüm kapalı okurum. Harika Bir Hayat, adı gibi kendi de öyle olan Harika'nın yaşam öyküsünü anlatıyor. Bu yaşam öyküsünün bir sonu var mı bunu bilemiyoruz. Çünkü kitap da gerçekler ve kurgular iç içe geçmiş durumda. 1919'da başlayan bu hayat hikayesine neler neler sığdırmıyoruz ki. Harika'nın nasıl bir aileye doğduğunu, abisiyle olan ilişkisini, arkadaşlıklarını, aşkını, ilişkilerini, olağanüstü bazı yeteneklerini, şairliğini, oyunculuğunu okuyoruz. Okurken onu tanıyanlardan bilgiler alıyor, dönemin toplumsal olaylarını bazen kurguyla bazense belgelerle görüyoruz. Bunun sonucunda fazlasıyla emek verilmiş bir biyografi okumuş oluyoruz. Erkek bir yazarın bir kadın profilini başarılı bir şekilde işlemesini çok seviyorum. Bunu Hükümenoğlu da gayet başarmış. Violetta kitabını okurken de, Harika Bir Hayat'ı okurken de şunu çok sevdim: Evet bir kişiyi okuyoruz ama arka perde de çoğu toplumsal olaylara şahit oluyoruz. Bu kitapta da iki savaş arasındaki tüm gelişmelere, değişimlere, toplumsal hareketliliklere, fikir ayrılıklarına, görüşlere, siyasete ve daha birçok olaya değinilmişti. Sağ-sol ilişkilerini, döneme damgasını vuran şair ve yazarları, yine siyasetçileri kitabında işlemiş bir yazar. Bunlara tanıklık etmek güzeldi. Bir kitap bitirdiğinizde dolu dolu bir şeyler okumuş, yoğun bir dünyanın içinden çıkmış gibi hissedersiniz ya bu kitap da öyle. Özellikle dönem kitaplarını sevenler mutlaka şans versin bence. Dönem içerisinde bir kadının gelişimini okumak gayet keyifliydi. Tanışmayanlar için kalpten öneriyorum.
Edebiyat
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20252,682 okunma
Ölüler hiç unutulmaz.
10/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 19:45
Ölmek yaşamak mıdır? diye düşündüm. Evet sanırım en çok da ölüler yaşıyor... Ve ya yaşamak için ölmek gerek... Hamnet' i yaşatma arzusuyla bir babanın evladını tiyatroda sahnelemesi var etmeye çalışması ölümle gelen hatırlatma, yaşatma arzusu... Belki de Hamnet o son perde kapanana dek yaşıyordu. Kapanan son perde, son söz "Sakın beni unutma" oldu. Duygu dolu güzel bir hikaye, o kadar sessiz, o kadar sakin anlatılan acılar yüreğimin içinde sessiz ve gizli boşluk bıraktı. Agnes sen nasıl bir imtihan ile sınandın? Evladının ölümü bir anneyi sessiz çığlıkların arkasına nasıl saklar ? Bir acı nasıl sessiz yaşanır? Biliyorum... "İşe yarayacağını bilsem , kalbimi yerinden çıkarır ona verirdim? " Çığlık atmadan da sevebilir, çığlık atmadan da acı çekebilir insan. Kendine ait bir hayatı olmayan sadece çocukları için kaygılanan bir anne... Kulağıma rüzgar kaçtı, duyuyorum Agnes, senin acını içime taşıtı. Okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
HamnetMaggie O'Farrell · Teas Press · 20269,5bin okunma
BİR UYANIŞIN MASALI
10/10
·296 syf.··
2026 29. kitabı
Binlerce yıldır kim olduğumuzu bilmek, hissetmek; bildirmek ve hissettirmek için hikâyeler anlatıyoruz. Bu hikâyeler çok eskiden destan, masal gibi formlarla inşa edilirken şimdi roman ve öykü gibi formlarda muhatabına ulaşıyor. Anlatma ihtiyacı devam eder, formlar değişir ve hatta ölüp yerlerini başka formlara terk ederler. Ancak bu başka bir yazının konusu. İki ayrı anlatı formunun niteliklerinden yararlanmaya çalışacağım bu yazı için. Ele alacağım kitap, bunu mümkün hatta gerekli kılıyor zira. “Uzak Bir Masal” İrem Uzunhasanoğlu’nun dördüncü romanı. Roman bugünün, yaşadığımız zamanın bir anlatı türü. Dolayısıyla yaşadığımız zamanın ruhu da ruhsuzluğu da romanlarda yankılanıyor. Masal ise eski zamanların bir anlatı türü. Yine de bu masalı köhne bir tür kılmaz. Masallar insan olmanın en temel özelliklerine dair sahici ipuçları sunmaya devam ediyor. Her sahih masal, yeniden okunmaya/anlamlandırmaya ve yeniden anlatmaya/yazılmaya imkân tanır. Hâlâ masallardan öğrenebileceğimiz pek çok ders var. Romanın isminde geçen “masal” kelimesi, romanı fiyakalı göstermek için tercih edilmiş artistik bir oyun değil. Bizatihi romanı mümkün kılan çatışmanın ana damarına işaret eden bir isimlendirme. Evet, “Uzak Bir Masal”da masalsı bir anlatım, fantastik unsurlar yok. Daha çok her insanın “kimim ben?” sorusuna verdiği yanıtla ilgili bir “masal” söz konusu. “Masal”, kim olduğunuz bilgisini edindiğiniz ve başkalarına aktarabildiğiniz edebi bir türlerden biri. İsmet Özel, “Waldo Sen Neden Burada Değilsin?” adlı otobiyografik anlatısında, kitabı yazma gerekçesini anlattığı satırlarda “Masalların en kötüsü de kendimiz hakkındaki masaldır. Herkes kendi masalını yıkmalıdır.” der. İrem Uzunhasanoğlu ise “Uzak Bir Masal”da otobiyografik bir metne değil romana imza atıyor. Ancak bu yıkılan bir
Uzak Bir Masalİrem Uzunhasanoğlu · Doğan Kitap · 2023319 okunma