Yataktan kalkma, tramvay, dört saat çalışma, yemek, uyku ve aynı uyum içinde salı çarşamba perşembe cuma cumartesi, çoğu kez kolaylıkla izlenir bu yol. Yalnız bir gün "neden?" yükselir ve her şey bu şaşkınlık kokan bıkkınlık içinde başlar.
Bunun için Peygamber Efendimiz (sav); Şevval orucu ve Ramazan orucunun yanında pazartesi ve perşembe günleri de oruç tutmayı tavsiye ederdi. Çünkü nefsimize aç kalmak çok ağır gelir. Aslında oruç, susmayı da beraberinde getiriyor. Hem karnımız aç olduğu için konuşma isteği duymuyoruz hem de açlıkla nefsimizi terbiye ediyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ah, siz 1942 yılını Pankráč’ta yaşamamış olanlar gulaşın ne kadar lezzetli olduğunu bilmezsiniz. Asla bilemezsiniz! O en berbat günlerde, açlıktan gözlerimizin karardığı günlerde, haft ada bir duşa götürülen iskelete dönmüş, bir deri bir kemik bedenleri, en yakın arkadaşınızın bile yemeğinizi nasıl gözleriyle yediğini… Kurumuş sebzeler ve sulandırılmış salçadan oluşan o iğrenç bulamaç bile nefis bir yemek gibi görünürdü gözümüze. O en berbat günlerde, koridor sorum-lusu haft anın iki günü, perşembe ve pazar günleri çanaklarımıza bir kepçe patates boca eder, üstüne de içinde birkaç et parçacığı bulunan bir kaşık gulaş sosu dökerdi. Yeme de yanında yat — ama lezzetinden öte, insanca, uygarca bir şeyler, Gestapo zindanının acımasız olağandışılığının orta yerinde olağan hayattan bir şeyler düşürürdü aklımıza. Ondan söz ederken kendimizden geçerdik. Ah, her gün yaşanan ölüm korkusuyla terbiye edilmiş bir kaşık gulaş sosunun nelere kadir olduğunu kim anlayabilir ki!
Hızır hakkında bildiğin işittiğin sana yeter.
Yalnız Hz. Musa'ya bir ilimden bir parça öğretti.
O bile tahammül edemedi.
Resûlü Ekrem'e Hızır mülâki olmamıştır.
Resûlün ledün ilminden öğrenmeye ihtiyacı olmadığından Hızır, edeben Resûle mülâki olmamıştır.
Hızır'ın kim olduğunu söyleyebilsem yahut bilsem;
Kendi kendinden utanırsın.
Onun için Hızır'a tesadüf etmeye çalış.
Üçler, yediler, kırklar bunlar dünyadan nübüvvet yani.
Resûlün dünyadan ayrılışı ile izn-i ilâhî ile velâyet makamına yani, tahavvül eden her şeyin takib ve tatbik edicileridir.
Tabiînden sonra üçler, yediler, kırklar diye bu ruhanîler ortaya çıkmıştır. Resûlden evvel bunlar yoktu.
Diğer dinlerde ve peygamlerlerde yoktur.
Aslı da meçhuldür.
Herkes bilemez.
Bugün bunların miktarları da azalmıştır.
Üçler yoktur.
Yediler üç kişi kaldı.
Kırklar yediye indi…
Arı başka
Çiçek başka
Bal bambalka...
Aralarında köprü kuramazsın...
Melek balka
Nebî başka
Kul başka...
Yağmur başka,