Bugünün dünyasında bir insanın kendini rahat hissetmesi ve dünyaya nüfuz edebilmesi için kendi kimlik dilinden vazgeçmek zorunda kalmaması çok önemli.
Hiç kimse önüne her kitap açtığında, ekranın karşısına her oturduğunda, her tartıştığında ya da düşündüğünde zihinsel olarak "yurdunu terk etmek" zorunda kalmamalı. Herkes modernliği hep başkalarından ödünç alma izlenimine kapılmak yerine, kendi içine sindirip özümseyebilmeli.
Her kim ki bir kez tadına varırsa, yukarılarda, dünyayı sınırlayan sıradağların zirvelerinde durup ötelerdeki yeni ülkeye, gecenin yurduna bakarsa gerçekten de o kişi bir daha dünya halinin koşuşturmalarına, ışığın sonsuz bir tedirginlikle barındığı o ülkeye bir daha geri dönmez.
"Dur!" diye bağırdı. Beni dinle! Sana şunu söylemeliyim ki hepiniz bir gevezeden, bir boşboğazdan ibaretsiniz! Küçücük bir acınız olsa, bir yumurta için dünyayı velveleye veren tavuklara dönersiniz! Hatta bu işte bile başka yazarların düşüncelerini çalarsınız! Sizde bağımsız bir varlıktan eser yok! Sizin damarlarınızda kan yerine ayran dolaşıyor. İçinizden hiçbirinize inanmıyorum. Hangi şartlar altında olursa olsun, tüm işiniz, her ne pahasına olursa olsun diğer insanlara benzemektir!"