Piskopos uyanıp, Sen şeytan mısın? diye sorar.
Benim.
Tanrı'yı yok etmek istediği söylenen şeytan sen misin? İsa Mesih'i kulu yapmak isteyen?
Evet, demiş şeytan gururla.
Sende utanma arlanma yok mu? diye gülmüş piskopos.
Dünyanın hâkimiyetini Tanrı'nın elinden almak için işe başlayıp, boş binalarda geceleri bir köpek gibi havlayıp domuz gibi homurdandığın yere varmışsın. İnsanların uyumasına izin vermiyorsun. Tanrıya ne tür bir rakip olacaksın böyle?
Şeytan utanır ve aptalca şakalarını sonsuza dek bırakır. Efsane de böyle biter.
Kilise yönetmeliklerinde birçok aptalca şey var. Doğal olarak hakimiyet kurmak istiyor; o zaman da boyun eğen, idare edilmeye yatkın, tutucu bir kitlesi olması gerekiyor. Yüce, dolgun maaşlı ruhanilerin en çok korktuğu şey, alt tabakaların aydınlanmasıdır. Bu kitleleri olabildiğince uzun bir süre İncil'den yoksun bırakan yine onlardı. Hem Hristiyan, hem de yoksul bir cemaat üyesinin, dolgun maaşlı bir piskoposun ihtişamı konusunda ne düşüneceği ortada; görkemli piskopos altı atın çektiği saltanat arabasıyla ortalıkta dolaşırken, cemaat üyesi İncil'de havarileri ile alçakgönüllü bir tavırla yaya olarak yürüyen Hz. İsa'nın yoksulluğunu ve fakirliğini görecekti tabii!" "Luther'e ve reformasyon hareketine," diye devam etti Goethe, "genellikle neler borçlu olduğumuzu hiç bilmiyoruz. Düşüncelerimizdeki tutuculuğun zincirlerinden kurtulduk; gelişen kültürümüzün sonucu olarak, kaynaklara dönmek ve Hristiyanlığı kendi saflığı içinde kavrama yetisini kazandık. Tanrı'nın yarattığı yeryüzünde sağlam ayaklar üzerinde durmak ve tanrısal yetiye sahip insan doğamızı hissetmek cesaretini yeniden edindik. Düşünsel yönden kültür ne kadar ilerlerse ilerlesin, fen bilimlerinin kapsamı istediği kadar genişleyip derinleşsin, insan ruhu ne kadar gelişirse gelişsin, insan İncil'in İsa'nın yaşamını anlatan bölümlerinde pırıl pırıl parlayan ve ışık saçan Hristiyan etik kültürünün ve yüceliğinin ötesine geçemeyecektir!" 59 Yeni Ahit, I. Selanikliler, 19. 750
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir piskopos, fırtınalı bir günde, katedralinde bulunuyordu. Hıristiyan olmayan bir kadın onu görmeye geldi ve sordu: "Ben Hıristiyan değilim. Kurtuluş hakkım var mı benim? Cehennem ateşinden kaçabilir miyim?" Piskopos bakışlarını kadına çevirdi ve' cevap verdi ona: "Hayır, su ve kutsal ruhla vaftiz olanların dışında, kimseye kurtuluş yoktur! " Ve sözünü tam bitirdiği anda, bir gök gürültüsüyle katedralin üstüne yıldırım düştü, yapı bir anda ateş ve alev içinde kaldı. Kentin insanları yetişip kadını kurtarınayı başardılar. Ama piskopos yandı kül oldu, ateş onu yuttu.
İnsanlığın başında cehalet denen bir tiran var. Ben bu tiranın ölümü için oy verdim. Bu tiran haksız bir otorite anlamına gelen krallığı doğurdu, oysa bilim gerçek bir otoritedir. İnsan sadece bilimle yönetilmelidir.
-Ve vicdanla, diye ekledi piskopos.