Aşk hayat ve ölümün, neşe ve elemin, kabir ve dirilişin buluştuğu bir merkezdir. Platoniklerde bu anlam iyice belirginleşir. Onlara göre elemsiz ve ölümsüz aşk yoktur. Aşk ve ölüm birdir. Platonik şair, elemden ve ölümden kurtulmak için aşkından vazgeçmeyi reddeder. Platonik şairin varlığında her şey, aşkın gücüyle büyüye ve dönüştürmenin kimyasına dönüşür. Onun nazarında aşk, efsanevi bir etkililikte yürüyen bir güç ve bir tür sürüklenme ve teslimiyettir ki, ister kavuşsun ister kavuşmasın, şair bunlarda kendini, kendi varoluşunu ve kurtuluş yolunu görür.
Sayfa 13 - Adonis, Cahiliye Şiirini Okumak*
Alıntı
Aristotelesçi bilimin kısıtları ve Platonik Akademi
Aristotelesçi bilimin kısıtları Avrupa'da 15. yüzyıl sonlarına doğru gitgide daha fazla idrak edildi. Bu bilgiye ne kadar deney eklersen ekle bilgi büyümüyor, bir yere varmıyor, bunun farkına varıldı. 1400'lerin ortalarında Floransa'da Platonik Akademi kuruldu, yani Eflatun Akademisi. Fikir babası Bessarion isimli Trabzonlu bir vatandaştı, İstanbul'un Türklere düşmesinden sonra batıya iltica eden Bizans düşünüderinden biriydi. Akademinin kurulmasına önayak olan Marsilio Ficino'yu eğiten, onu Eflatun'a yönlendiren oydu. Akademi, üniversitelere rakip bir kurum olarak ortaya çıktı. Üniversitelerde yüzyıllardan beri hakim olan Aristocu birikimi reddettiler. Bambaşka bir noktadan hareket ettiler. Dediler ki, bilim için önce teori lazım. Mantık üzerinden bir teori kurulur, sonra doğaya bu teoriyi yanlışlayacak olan soruları sorarız. Yani Aristo'nun sıralamasını tersine çevirdiler. Önce oturup matematiksel zeminde hesap yaparız, şöyle olması gerekir, sonra gider bakarız doğada gerçekten öyle mi oluyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Adım Şizofrenik, Soyadım Platonik..
Konuşuyor, ama bir şey de demiyor; Ne çıkar, anlatıyor ya gözleriyle Karşılık vereceğim ben de! Amma da yüzsüzüm, konuştuğu ben değilim ki.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
İnanın birine platonik duygular besleyip hayallere dalmak daha keyifliydi, âşık olmadığımız kişiyi ikna etmeye çalışımaktan.
Kant Platonik bir yaklaşımla ama kanımca yanlış olarak, Spinozayı katil bir baba figürünün oğlu olarak tanımlar. Çünkü daha antikçağlarda Platon, arkaik olanı bir tür baba katli aracılığıyla silip, Birlik kavramından kaynaklanan hiçbir kavramın sonlu olamayacağını görmüştür. Dolayısıyla yay dönmüş, nişan alanın burnunun ucu nişangâha dönüşmüş, sivri uçlu ok filozofun alnının çatına saplanmş, bir an için Birlik kavramından yoksun bir Cogito'ya inanan filozofu vurmuştur.
Sayfa 62·Kitabı okuyor
Hegel’e göre “çalışma aracılığıyla, kö­le kendi gerçekliğinin bilincine varır.” Köleliğin dışına atılan ilk adım, bağımlı kişinin, yaptığı işi kendisiyle ilişkilendirerek “ken­disine ait bir zihni olduğunu” keşfetmesidir. Bu keşfi yaptığı anda özgürleşmeye başlamış demektir. Genç Hegel’e göre toplumda özgürlük koşullarını oluşturma so­rumluluğu ezilenlere aittir; hiçbir Platonik, iyiliksever muhafız, hiçbir melek onları kurtarmaya gelmeyecektir. Tinin Görüngübilimi 'nde Hegel bu görüşü açıklığa kavuşturmuştur. Hegel bunu -kölenin kendi çalışmasının bilincine varışıyla- özgürlüğün doğuşunu tanımlayarak yapar. Ardından kölenin geçtiği özgürlük aşamalarını anlatır. Bu aşamalar dört tanedir; her bir aşamadan diğerine geçişin gerçekleşmesi, ezilen kişinin daha önce inandığı şeyi yadsımasına bağlıdır. Bu dört aşama şunlardır: Stoacılık, şüphecilik, mutsuz bilinç ve rasyonel bilinç.