"...üç yanı denizlerle çevrilmiş olan ülkemizin..." "İki buçuk yanıdır,oğlum Salim." Salim, iki numara traşlı kocaman başını kaldırdı: " O ne demek oluyor Hikmet amca?" " Güney sınırlarımızın yarısı karadır da ondan."
Yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun ,macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan.Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamadan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri,kuşları,çiçekleri ve tepeleri seyret.Bırak dünyanın haritasını yapmayı!Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy.Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Issızdı caddeler :
belki erken
belki geç
belki ölü bir saat,
belki duvarların arkasına çekilmiş hayat.
Yığın yığın
kat kat
mermer
beton
ve asfalt.
Ve heykel
ve heykel
ve heykel,
insan yok fakat.
Ve sonra bozkır :
en beklenmedik yerde
ve her şeye rağmen
şehrin içine kadar giren,
ve sonra derhal toprağın sonsuzluğu...
"-Süleyman," dedi mahkûm Halil,
"şehirle bozkırın kavgasına bak."
"-Görüyorum,
henüz ayakta olsa da
bozkır yeniliyor."