Öteki-lik tarihin hiçbir döneminde yok değildi, yok olmadı ve yok olmayacak. Aynı şekilde tahakküm de geçmişte veya gelecekte sonlanacak bir vadeye sahip görünmüyor. Dikey ve yatay paradokslara bir de üçüncü boyuttan çakışan bir paradoks var ki, o da tarih boyunca tahakküm yularını elinde tutan kesim(ler)in –bu sağlaklık da olabilir, erkeklik de, beyazlılık da, Batılılık da, insanlık da- inisiyatifine (bazen vicdanına) bırakılmış öteki hakları, öteki’ye duyarlılık, öteki’ye rağmen öteki için’cilik pratikleridir. Bu üç boyutlu paradokslar küpü, diğer tüm toplumsal ötekileri kapanına kıstırmayı başardığı gibi, diğerlerinden biraz daha farklı bir seyir izleyip günümüze fizyolojik ve sosyolojik varlığını usulca taşıyabilmiş bir başka öteki olan solaklığa da kapanında yer ayırmaktan hiç çekinmemiştir.