7/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 125. kitabı
"Bir gün Elizabeth Douglas onu bıraktığı için pişman olacaktı. Bir gün onun nasıl bir adam olduğunu görecek ve şu anda hissettiği tüm özlem ve çaresizlikle onu isteyecekti ama o zaman çok geç olacaktı." Herkese selamlar. Bitmeyen seri Highland muhafızlari'nda sondan önceki kitap olan #kaya yorumu ile geldim. Serinin sanırım en "naif" sayılabilecek kitabiydi. Sanki bizim savaşçılar ile alakası yokken araya biraz farklı bir tat olsun dermiscesine alınmış bir hikaye gibi geldi. Seriden sıkıldıgim için mi bilmiyorum ama öyle aman aman sevdim diyemem. Kadin karakterin mantıkla hareket etmeye çalışması ama bir yandan da "premses" tavırlarında olması beni çok yordu. Gerçek hayatta böyle kizlar seviliyor. Herseye "ay, uy, of" diyen bu dünyada da "premses" oluyor, bunu bir kez de kurgu uzerinden animsadim Serinin bu kitabi zengin kız fakir oğlan klişesini içeriyordu. Hani var ya fakir oğlan sonra zengin olur sonrada o kıza ne kaybettiğine donde bir bak der. Hah işte tam öyle gelişti hersey. Ama yine de Demirci'nin oğlu sabırlı iyi niyetli güzel seven bir adam oldu da Elizabeth hanım yırttı. Seride o kadar adam geldi geçti hiçbiri de bu muameleyi görmedi, hepsinde kizlar peşinde koşup gurursuzluk yaptı. Ama neyse ki ogluşum gurursuz yaklasmadi kızı yine kosturdu Seriye baslarken benim en çok ilgimi çeken Iskocya tarihinden esinlenerek ve kitaplar içerisinde (ilk başlarda yani) bunu bolca yedirerek anlatmasiydi. Ama karakterler bitmez olunca bu tarihi esintiler bitti sanki ve gittikçe bu anlatımlar azaldı. Açıkçası böyle olunca da benim biraz ilgimi yitirmemi sagladi. Cunku serinin genel hatlarına baktığınız zaman ilk çağdan hallice, tek düşündükleri cinsellik olan insanların tavırları sıkmaya başladı. En azından savaş sahnelerinde biraz aksiyonda oluyordu ve bu sayede
KayaMonica McCarty · Nemesis Kitap · 202526 okunma
8/10
·559 syf.··
2025 22. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 18:20
Bir #gençyetişkin türü daha okundu. Tikkat genç kurgu değil. Buna biraz da fantastik ekleyelim, Böyle daha iyi. Yalnız serinin ilk kitabı. Bazı şeyleri anlayabilmek için biraz ağırdan alıyoruz. Ve fantastik diyebileceğimiz unsurlar daha çok paranormal gibi geliyor okurken. Malum başlangıç kitabı. Birkaç laf diyeceğim şey var. Misal küçük punto yüzünden kör olmam gibi. Ama kağıdın kalitesine bayıldım. Süslemeler falan çok hoştu. Ama bence biraz fazla uzatılmış. Onun dışında yazar gayet yetenekli. Gizem unsuru kitap sonuna kadar devam etti. Ama birden fazla konu üzerinden. Bence bu da iyi bir şey. Gelelim konuya. Zengin bir aile kızı Güneş Eyüpoğlu. Anne babası ölmüş, halası tarafından yetiştirilmiş. Ancak amcası ile arası yok. Nedenini sonra öğreniyoruz, kesinlikle haklı bir sebep. Güneş bazen şiddetli baş ağrısı ile birlikte tuhaf bir krize giriyor. Ben migren diye düşünmüştüm ama değilmişNeyse kızımız tam bir Buz premses, halası takıntılı soyadlarına. O yüzden böyleler. Derken hayatına gizemli bir delikanlı giriyor. Kafa karıştıran davranışlarıyla Güneş'in önce sinirini bozuyor sonra onu etkilemeye çalışıyor. Tabii bu süreçte acayip gizemli şeyler de oluyor. Ve akıllara sorular takılıyor. Eyüpoğlu sırları ne? Gizemli delikanlı kim ve amacı ne? Ailesi neden Güneş 'e karşı bu kadar korumacı? Güneş' in sırrı ne?
Başlangıç ve KülÖzge Aka · Orionebula Yayınları · 202416 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ah seni bir elime geçirsem Bengisu…
7/10
·248 syf.··
2024 12. kitabı
Spoiler içeren bir yerme yorumu—- Türk kitap, dizi ve film izleyicilerine türlü türlü çeşit çeşit pick-me kızlar sunuldu… Ama sen ‘Bengisu Yılmaz’ evet sen, çok başka bir boyutsun. Bu konuda kitap yazsan yok satarsın. Ben ki kadın karakter sevici, ben ki Edward-Jacob dramasından zevk almış kişi, senin gereksiz aşk üçgeninden gram zevk almadım. Cidden kınamak istemiyorum ama sen nasıl bir toksik insansın? Ya bu çocuk sana ortaokulda açılamadı, kanser olduğunu açıkladığı gün sana aşkını itiraf edebildi ancak. Peki sen ne yaptın? Hala onu sevmene rağmen herkesin içinde ‘ben başkasın aşığım zamanında söyleseydin ok derdim’ dedin. Resmen zamanında söylemediği için trip attın. Bahanen de vay efendim Ege’yi kabul edersem hayattaki amacına ulaştığını düşünür ve kanserle savaşmaktan vazgeçer. Senin kafanı seveyim e mi Bengisu. Nihal Ziyagil senin getir götürünü yapar, Bella Swan elinde not defteri kaşarlık öğrenir senden. Haydi sonra bu çocukcağız hastalığı atlattı. -Ha bu arada yazar seni de unuttuğumu sanma. İlk sayfalarda Ege öldü sandım. Böyle anlatılır mı hiç!!!- Sen yine bu çocuğa triplendin. Hastalığı atlatınca bana yeniden yürümedi ühüüü ben en iyisi mesai arkadaşım Burak’ı friendzone’a alayım keyfime bakayım dedin (tabi bunlar ‘naif premses bengisu’ şeklinde anlatılıyor kitapta). Ya gerçekten sen ne bekliyorsun bu garibandan? Çocuğu hastayken daha iyi bir savaşçı olsun diye güya reddettin. Hem de başkasına aşığım diyerek. Sonra da böhüğğğ Ege iyileşince bana gelmedi korkak Ege dedin. Sen ne istiyorsun bu insandan? Bana erkek savundurttun ya Bengisu daha ne diyeyim sana? Sonra ama yine ve yine Ege senin peşinden Kars’a geldi ya Kars’a. Burakla Ege arasında kaldın. Asla karar veremedin. Ege Burakla yakınlığını gördükçe uzaklaşıp aramadı seni onu seviyorsun diye. Sonra
Hayallerin ÖtesindeDilek Yardımcı · Tudem Yayınları · 2019184 okunma
Millet Ajj Ajj !!!
9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 02:37
İnsan açlığa ne kadar dayanabilir? İnsan bu süreçte ne kadar mücadele edebilir? Dilenmek mı? Çalmak mı? Vücudunu satmak mı? Yoksa soylu bir ölümü tercih etmek mi? Kitabı okurken bu sorular kafamı kurcaladı durdu. Başa gelmeden bilinmez ama eğer bütün imkanlar zorlandıysa, gerçekten artık hiçbir çözüm kalmadıysa ben de soylu bir ölümü tercih ederdim. Açlık sadece hayatta kalma mücadelesi değil ki, asıl zorda kaldığında davranış biçimin insanlığını ortaya koyuyor. Varken paylaşmak çok kolay ama yokken yine de başkaları için de çabalamak takdireşayan. İki kuru ekmeğin varken diğerini komşunla paylaşabilecek misin asıl sınav bu. Işte tam da çoğumuzun sınıfta kaldığı tam da bu nokta. Baş karakterimiz açlıkla savaşan, hayatta kalma mücadelesi veren ,ve kendi halinde zihni el verdikçe makaleler yazmaya çalışan bir sefil. Hayata karşı duruşu örnek alınması gereken bir adam. Kitapta da görüyoruz ki insanı ayakta tutan tek şey sevgi. Gözlerini aydınlatan tek şey umut. Tek ilaç sarılmak... Ben bu hayat mücadelesini okumayı sevdim. Ama rica ederim elinizde çayınız, kahveniz, çikolatanızla okumayınız! Biraz empati. Acaba biz açlığa direnmek için en fazla ne yapabilirdik biraz bunu düşünelim. Okuma grubumuzun 2021 ilk kitabıydı kitabı doğum günüsü şerefine İlayda @Cadyali seçti. Şimdiden iyi ki doğdun premses... Diğer örgüt üyeleri @onderbsra @mmmmeltemmmm Asiye KÖKSAL Göktürk okurdaşlarım sizinle okumayı özlemişim iyi ki varsınız...
AçlıkKnut Hamsun · Kum Saati Yayınları · 200735,7bin okunma
9/10
·160 syf.·
2020 187. kitabı
Okuduğum ilk Hüseyin Rahmi kitabıydi.Serveti Funun eseri olduğu için dili biraz ağır gelebilir ama okumaya devam edince seviyorsunuz.Kitabın konusuna gelecek olursam; Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı ve insanlığın yok olacağız söylentisi dolanıyor. Mahalledeki kadınlar bu yıldızın ne olduğunu bilmeyip, kendilerince bir şeylere benzetmeye başlıyorlar. Bu benzetmeler, mahalle dedikodusu şeklinde olunca tabi gülümsetiyor insanı :) İrfan Bey mahallenin bilgili okumuş beyefendilerinden biri.Bu yıldızı ,mahalledeki kadınlara anlatmak için evinde konferans vermeye başlıyor. Aynı zamanda İrfan Bey evliliğe karşı güzel duygular beslemiyor. Bunun sebebi ise mahallesindeki dedikoducu ve bilgisiz kadınlar gibisiyle evlenmek istemediğinden dolayı. Bu konferanslar sırasında kendisine gizli bir mektup gelir ve Halley yıldızına merak eden bir genç kızdandır. İrfan Bey Mahallesinde bilim hakkında merakı olan bir kızla karşılaşmanın sevinciyle ona aşık oluverir. Hikaye bu şekilde mektuplaşma ile başlıyor. Hikayenin sonunu sizlere bırakıyorum. :) İlk başlarda sıkıcı gelen konu İrfanBey'in ve konuya dahil olan genç kızın mektuplaşmaları ile daha da ilgi çekici hale geliyor. Kuyruklu yıldız 1985 yılında geçmis ve 75 yılda bir görünüyormuş.Eğer ölmez yaşarsak 2060 yılında bizler de kuyruklu yıldızın altında izdivaç kitabındaki gibi bir konu ile karşı karşıya gelebiliriz belki :) @Cadyali sen ne düşünüyorsun onu da merak ediyorum premses :)))
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma
Deliyim, gözü kara deliyim...
8/10
·496 syf.··
2019 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2019 01:57
Kitleleri nasıl yönlendirmek isterdiniz? Mağduriyetinizi nasıl servis edelim? Kendi kendime icat ettiğim, her ay bir nobelli yazar okuma etkinliğinde (bkz. #45837260) haziran ayında adını okumanın da yazmanın da büyük başarı gerektirdiği yazar Henryk Sienkiewicz okudum. MS.64 yılında Neron yönetimindeki Roma'dayız. Bir tarafta konsüller, soylular, zevk sefa bolluk israf, diğer tarafta daha yeni yeni yayılmaya başlayan Hristiyanlık. Bazı şeyler her devirde aynı sanırım... Neron'u yalandan övmeler, sensin Tanrımız, kralımızsın, en güzel şiiri sen yazdın, en sanatçı ruhlu sensin soylum şeklinde bir takım yıkama yağlama işlemleri. youtu.be/ECaFczpklmY Kitaba Vinikyus adında bir soylunun, dayısı Petronyus’u ziyaret etmesiyle başlıyoruz. Vinikyus’un aynı zamanda konsül olduğu söyleniyor ama konsül tam olarak ne demek bilmemekle birlikte bir çeşit ayrıcalıklı rütbe Roma’da.Milletvekilliği gibi canlandırdım ben. Tarihsel olarak çok eksiğim diye hayıflandım hep okurken zaten. Neyse, Vinikyus bir kıza aşık olur ama kız köle midir, in midir cin midir derken aaa bir de bakarlar ki kız Hristiyandır ve prensestir aslında. Premses olmasından bizene derseniz Roma kast sistemine göre köleler efendilere hizmet için varlar, soylular isterse yatağına alır, bıkarsa gönderir, isterse döver,öldürür kimse de hesap sormaz. Ama soylu kanı varsa evlenmeden olmaz. :P Evlenmek de yetmez Vinikyus’un vaftiz edilmesi gerekir. (Aklıma bizde uzunca bir süre izlettirilen yabancı damat / sünnet ilişkisi gelmedi desem yalan olur.) Kitabın bu kısımları bayıktı şahsen, eski Türk filmlerinin ışık hızında akan zaman çizgisine göre akıyor burada da aşk zamanı. :) Bahçede gördüm, vuruldum, gözüm başkasını görmez oldu, kız da beni seviyor,
Tarih
Quo Vadis?Henryk Sienkiewicz · Literatür Yayıncılık · 2009267 okunma