“Ölüm bazen kapıyı çalar, bazen de sessizce bahçeye girer.”
Bahçıvan ve Ölüm, az sayfalı ama duygusu çok ağır bir kitap. Okurken insanın boğazına düğümlenen o tanıdık his var ya… işte tam olarak onu yaşatıyor. Ölüm, bu kitapta korkutucu bir son değil; beklenmedik bir misafir, sessiz bir eşlikçi gibi karşımıza çıkıyor. Bahçıvan ise yaşamı, emeği, sabrı ve alışkanlıklarımızı temsil ediyor.
Yazar, büyük cümleler kurmadan, bağırmadan anlatıyor acıyı. Belki de en çok bu yüzden bu kadar yakıcı. Hayatın içinden, hepimizin bir gün karşılaşacağı o gerçekle yüzleştiriyor okuru. Sevmenin, bağlanmanın ve kaybetmenin ne kadar iç içe olduğunu hatırlatıyor.
Kitabı bitirdiğimde uzun süre elimden bırakamadım. Hüzünlüydü ama karanlık değildi. İnsanı yoran değil, durup düşündüren bir hüznü vardı. Ölümün soğukluğundan çok, geride kalanların sessizliğini anlattı bana. Kısa sürede okunuyor ama etkisi uzun sürüyor. Eğer sade anlatımı, derin duyguları ve insanın kalbine dokunan hikayeleri seviyorsanız, Bahçıvan ve Ölüm mutlaka okunmalı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Ama babam ömründe mektup yazmış değildir. Hep söylediği bir sözü vardır bir lafı birine ağzımla söyleyemiyorsam, demek o laf yazılacak kadar önemli değil, der.