"Bunaldım. İnsanların yoksulluğu sevmesinden bunaldım. İnsanların kendi hayatlarını hapishaneye çevirmesinden bunaldım. Kedilerle serçeler arasına bir sarkaç kurdum. Kapı koluyla puhu kuşları arasına. Ekmekle onur arasına. Uykuyla yıldızlar arasına. Kimse iyileşmedi. Ben bunaldım. Kötülük biraz daha girdi evimize. Güneşler gitti, tarlalar gitti, yosunlu taşlar bile gitti. Kimse dönmedi. Ben bunaldım.
Uzaklara bakmak çok acı.
Sen bunalmadın mı..."
İhmal edilmiş çocukluğun
Epeksi bir yoksulluğun yamalarını yüzünde taşırdı
Kimse öpmezdi kimse
Yüzünün titrek sesini dinlemezdi
İçime dokunan bir hali vardı
Yalnızlığını kazısam Altındağ
Vahşi bir puhu kuşu çıkardı.
Hayata benzeyen bir yanın vardı
Puslu bir güne saklanan karanlık
Bir suskunluğu ikiye ayıran
Bir tabelaydı Frankfurttaydı
Seni sevgilim bir Laternaydı
Hep aynı şarkı çalardı.