Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi başına hiçbir manası ve kıymeti olmayan bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar? İstediğin kadar uzatabileceğin bir eksikler ve ihtiyaçlar listesinden başka ne yapabilirsin? Bir şey değiştirir mi bu? Bilakis yolundan alıkor seni. Kötümser olursun, apışır kalırsın, ezilirsin.
Mustafa İzzet Deliçay, 1939 yılında şehrengizler için şöyle der:
Halbuki "şehrengiz"ler bu klasik diyebileceğimiz manzum romanlardan, diğer mesnevi eserlerden mevzu ve mahiyet itibariyle tamamiyle ayrışırlar. "Şehrengiz"ler şekil ve veznini divan edebiyatından almakla beraber, mevzularını divan edebiyatının hayalî ve maveraî muhitinin dışında alırlar; muhitlerine dair tasvirlerle daha ziyade maddi ve dünyevi bir aşk terennüm ederler. Mesnevi romanların idealist zihniyetine mukabil şehrengizlerde realist bir mahiyet vardır. Ferdi ruhiyat bakımından ters bir sempati ve sosyal bakımdan yabancı bir anane ve temayül tesirile meydana gelmiş aşk ve sevda maceralarını andıran "şehrengiz"ler fazla bir edebi kıymet taşımıyorlar ... "Şehrengiz"ler divan edebiyatına mensup ikinci, üçüncü derecede şairler tarafından kaleme alınarak gazel ve kasideler, mesnevî romanlar, sakinameler, münazaralara müvazi [koşut] olarak birkaç asırlık tekâmül ve inkişafa [olgunlaşma ve gelişime] mazhar olmuşlardır.
Yaşamla ilgili bütün o safsatalara, hukuk fakültesinde bize öğretilen ve içselleştirdiğim demokrasi, özgürlükler ve bireyin haklan gibi palavralara inanmıştım. Bunların ebedi gerçeklikler olduğunu ve
ömür boyu savunacağımızı zannetmiştim.
Büyülenmiş gibi hayatımı bunlara bağlamıştım.
Bir realist olmakla övünürsün, dedim kendi kendime, o zaman gerçeklerle yüzleş. Burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir darbe oldu, tıpkı geçmişte pek çok ülkede olduğu gibi. Liderliğin zor gücüyle değiştirilmesi, daima muhalefetin ezilmesiyle devam eder. Muhalefetin başını iyi eğitimli insanlar çeker, dolayısıyla ilk onların başı ezilir.
Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi başına hiçbir manası ve kıymeti olmayan bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar? İstediğin kadar uzatabileceğin bir eksiklikler ve ihtiyaçlar listesinden başka ne yapabilirsin? Bir şey değiştirir mi bu? Bilakis yolundan alıkor seni. Kötümser olursun, apışır kalırsın, ezilirsin. Hakikati olduğu gibi görmek… Yani bozguncu olmak… Evet bozgunculuk denen şey budur, bundan doğar.