Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir
Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda
Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir
Öpülen ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki
Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında
Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle
aynı boyutta
Yalnızca yaşamaktır belki de, kim bilir...
Ne yerdedir, ne göktedir o - değil mi Abidin?
Mutluluğun resmini yaptın mı bilmem Ama ben onun şiirini yazmak isterim...
Siyahlar giyecek, matemin resmini çizeceğiz dört bir yana. Birkaç saat kedere bürüyeceğiz yüzümüzü. "Nasıl bilirdiniz" denecek, "iyi bilirdik" diyeceğiz hep bir ağızdan. Hem de bir değil, tam üç kez aynı yalana sanıklık ve tanıklık edeceğiz. Ardından "hakkınızı helal ediyor musunuz?" diye soracaklar üç kez. Yine yalan, tekmil yalan, yalan...
Sana kendi kentinden daha yabancı bir kent var mı. Derinliğini bu denli sevdiğin ve anını yaşayamadığın, giderek bırıkıp attığın, uzaklaştığında yalnız bir tek resmini algıladığın o derin kent.