Bekir Bolat

Bekir Bolat
@rindane
Seni bulmuşam sonra. Seni, kaburgamın altın parçası.
Yüksek Mühendis
Yüksek Lisans
Adana
314 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şimdi ayın, şın ve kafları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılar bizi eliflerle he'lerden.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hiyerarşik toplumun varlığı , uzun sürede ,ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.
Sayfa 206 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Sonra kâtibe: “Merhaba bey, nasılsın?” Kâtip de ırgatbaşıyı sevmezdi ama, belli etmedi: “İyiyim. Sen?” “Sağlığına duacıyım...” Kâtip, “pamukçu” oğlanlardan sonra “kütlücü”lerin de kartlarını zımbalayıp “sulu kozacı”lara geçti. Sulu kozacılar sırılsıklam üst başlarıyla titreşiyorlardı. Kâtip, “Ne o?” dedi. “Ne oluyorsunuz?” Kalın kemikli, iriyarı ama kupkuru biri, “Donuyok,” diye tekrarladı. Kâtibin yüzü bok koklamışçasına buruştu: “Donuyoruz desene lan, hırt!” İşçinin çeneleri vuruyordu: “Donuyok,” diye tekrarladı. “Donuyoruz de be!” “Donuyok!” “Mahsus mu yapıyorsun? Do-nu-yo-ruz!” “Do-nu-yok.” “Ayı efendim ayı. Donuyoruz!” “Diyemem kâtip evendi, dilim alışmış bir sefer, dönmüyor...” Araya ırgatbaşı girdi: “Nefesini tüketme. Bunlar nerde insanlık nerde. Bunlara var mı somun! Yerler! Var mı nallı Fatma? Tamam...” Kâtiple ırgatbaşı arka mağazalara gülüşerek giderlerken, “Donuyoruz” diyemeyen işçi eliyle arkalarından “Nah!” yaptı. Sonra da iş arkadaşına döndü: “Donuyoruz,” dedi. Arkadaşı güldü: “Kâtibe niye demedin?” “Keyiflensin diye...” “Keyiflensin diye mi?” “Keyfilensin diye. Bizi ayı, kendini adam bellesin fukara!”
Sayfa 62 - Everest Yayınları
Edebiyat
Birden hayat hakkında çok açık bir gerçeği anladım: Zaman geri dönmüyor, hayatım tükenip gidiyor.
Ona buna saldırmanın ne anlamı var? Hepimiz aynı sandaldayız. Birlikte kürek çekersek sahile sağ çıkabiliriz.