Alasdair Gray, 1934 doğumlu İskoç bir yazar, şair, oyun yazarı ve sanatçıdır. Edebiyatı, toplumsal eleştiriyi ve bireysel özgürlükleri derinlemesine işlerken, İskoç kültürünü de eserlerinde vurgulamıştır. En tanınmış eseri Lanark (1981) adlı romanıdır. Bu eser, gerçeklik ile hayal arasındaki sınırları zorlayan, bireysel kimlik ve toplum üzerine sorgulamalar yapan, aynı zamanda bilim kurgu öğeleriyle bezeli bir başyapıttır.
Godwin Baxter, Glasgow'daki morgda yaklaşık dokuz aylık hamile bir intihar etmiş genç kadının cesedini keşfettiğinde, fetüsün beynini kullanarak onu hayata döndürme arzusuna kapılır. Ünlü cerrah Sir Colin'in oğlu olan Godwin, onu Bella Baxter'a dönüştürecek şaşırtıcı bir nakil yapacaktır; Bella, olağanüstü bir yaşama gücüyle donanmış bir kadındır. McCandless, Baxter’ın tıp fakültesindeki sınıf arkadaşı Bella’ya delicesine aşık olur. Godwin ve Bella'nın bir yıl süren uzun yolculuğu ya da Bella'nın Duncan Wedderburn ile kaçışı, onun tutkusundan vazgeçmesini sağlamaz. O zamanlar McCandless Godwin'in yanına taşınır ve birlikte Bella'nın serüvenlerini uzaktan takip ederler.
Dar görüşlü bir viktoryen dünyasına karşı, bu ön yargısız ve küçük bir çocuk gibi spontane bir yaratıktan, gelişmiş bir kadın bedenine sahip olan Bella'ya ne olacaktır?
«Godwin, "Tıp bir bilim olduğu kadar bir sanattır da," dedi.» S. 38.
Ünlü cerrah Sir Collins'in oğlu Godwin Baxter'ın garip hobileri vardır. Tıp fakültesi arkadaşı McCandless, bir gün evinde yarısı beyaz, yarısı siyah bir tavşan ve onun tam tersi olmuş ikizini gördüğünde bunun farkına varır. Birkaç gün sonra, tavşanlardan biri siyah, diğeri beyaz olmuştur... Bu yüzden Godwin, kendisini taşlarla bağladıktan sonra boğularak intihar eden genç hamile bir kadının cesedini hayata döndürdüğünde, bu muhteşem yaratığı görmeye