Doğanın Seslerini Duyuyor musun?
Rüzgârın değdiği ıhlamurla meşenin aynı sesi çıkar mayacağı belliydi zaten ama bunlar kışın, yazdan ya da bahardan da değişik sesler yayıyorlardı; üstelik aynı ağaç ta gündüz rüzgârıyla gece rüzgârı bile farklı etkiler yara tıyordu. Mayıs ayında ıhlamurun çiçekleri dallardan küpeler gibi sarkmaya başladığında gelip giden böceklerin vızıltısı ve uğultusu kulakları sağır edecek düzeye ulaşır di ve o çiçekli dalların altında durduğumda bir an için evreni yaratan OM sesinin yoğunluk, güç, gizem bakımın dan bu dallar arasındaki senfoniden farklı olamayacağunu düşünürdüm. Günbatımına doğru müzik vavaşlar, birkaç obur ya da kalabalık ailesinin arkasını toplayan anneden başkası kalmazdı. Karanlığın inmesiyle orkestranın bütün üyeleri yuvalarına, inlerine, çayırlarına dönerler; ıhlamur ötekiler gibi bir ağaç olarak baygın kokusunu dört bir yana savuran gece esintisine teslim ederdi kendisini. __Uzun çıraklık dönemimde o seslere dikkat etmeyi ve birbirlerinden ayırmayı öğrendim. Kırların "sessizliği" artık bir sessizlik değil, içindeki farklı ritimleri ayırt etmeyi öğrendiğim bir senfoniydi. Prelüd şubatın ilk hilaliyle işitilir, minik keçiler doğardı; Rossini'yi anımsatan uvertür mayıs ayının sesiydi; polenler uçuşmaya, canlılar cilveleşmeye başlardı; ağustos sonunda hüzünlü bir durgunluk çöker, ağustosböceklerinin ısrarlı ötüşleri yavaşlar; geri kalan az sayıdaki kırlangıç uzun Afrika yolculuğuyla birlikte yüzleşmek için toplaşırdı. Sonbaharda dodekafonik yani on iki sesli bir müzik başlardı: Bütün cıvıltılar kesilir, şurada burada birkaç kuş ötüşürdü sadece; yağmurun şırıltısı, ağaçları sarsan, donmuş parmaklara benzeyen dalları kıran rüzgârın uğultusu duyulur; sis sessiz peleriniyle inip her şeyin üzerini örterdi. Tek tük nota yağan ve örten karla başlayan kış
Sayfa 95·Kitabı okudu
Ulusal dildeki operalar sevildiği halde, İtalyan operası yine de en popüler olanıdır, özellikle de Fransa’da. Rossini, önce Paris’te meşhur olur. Sonra muazzam Bellini gelir: Catania’nın yoksul bir ailesinde doğup, Paris’e gelen ve 1835’te son operası Les Puritains’yi besteledikten hemen sonra, şöhretinin doruğunda, otuz dört yaşında acınacak bir durumda ölen dâhi çocuk. Ve nihayet, eğitimsiz bir pansiyoncunun oğlu olan, Milano konservatuvarı tarafından reddedilip, Toscana burjuvazisi tarafından sahiplenilen Verdi 1842’de Nabucco ile meşhur olur ve ardından İtalyanların Risorgimento’dan izler buldukları I Lombardı'yi besteler. “La donna e mobile” 1851 yılında yapılan Rigoletto’nun prömiyerinin ardından Venedik gondolcuları tarafından söylenir olur. 1852’de tüm İtalya’da insanlar “Viva Verdi!” diye bağırmaktadır, aslında söylemek istedikleri şudur: Viva Vittorio Fmmanuelle Re d’Italia.* Verdi’nin melodik açıdan sanatı dönemin milliyetçi romantizmine gönderme yapar gibi her zaman kaybedenin yanında olan ve iktidarlara karşı ayaklanmayı dile getiren metinler içerir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Rivayete göre İtalyan besteci Gioachino Rossini 'ye en büyük besteci kim diye sormuşlar; "Beethoven" yanıtını vermiş. Karşısındaki, "Peki ya Mozart?" diye sorduğunda, Rossini sakince taşı gediğine koymuş: "Mozart en iyi besteci değil, tek bestecidir!"
1000Kitap
Kadın elbiselerinin ihtişamı, şamdanların parlaklığı, güzel kokular, kollar, gerdanlar, çiçek demetleri. Rossini'nin insanı mest eden havaları, Ciceri’nin tabloları Kendimden geçtim. ~ Uzeri'nin Gezileri
Sayfa 334 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer, önde gelen bir kötümser, mizantrop, kadın düşmanı, kinik* bir irrasyonalist; arkadaşsız, tanrısız bir istenç [bkz. Sözlükçe] filozofu; sevilmemiş, sevgisiz, ukala, annesini hor gören, akademik olarak başarısız, çelişkili bir dünya görüşünün ateşli bir savunucusu; hatta bir kadın terziyi döven, Hegel'den nefret eden bir adam, karalama yapan bir safsatacı olarak değerlendirilmiş olmakla birlikte, bunların birçoğu doğru olmasına rağmen çok az kişi onun hakkında bundan daha fazla bilgiye sahiptir. Schopenhauer ayrıca bir Almanca düzyazı ustası, kaniş köpeği aşığı, Rossini hayranı bir flütçüydü, birçok dil bilmekteydi; Upanishad [bkz. Sözlükçe] okuyucusu bir Budist; Platon'a itibar eden, Kant'a hayran olan, Goethe'ye saygı duyan işine düşkün bir bedendir; cinsel aşk, sanat, huzur, acıma ve kefaret filozofudur. Gerçekten de Schopenhauer birçok anlamda müstesna bir filozoftur.
Biyografi
Ünlü İtalyan bestecisi Michelangelo Rossini, 600 nota sayfasından oluşan Sevil Berberi'ni sadece 13 günde yaratmıştır.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı