"Ömrünün en güzel yıllarını sabah dokuzdan akşam beşe kadar bir iskemleye tüneyip el âlemin muhasebe defterini işlemek! İnsanın... bir ve tek yaşamını bu biçimde harcaması çok saçma, öyle değil mi? Yoksa ben rüya mı görüyorum?"
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı
Bir zamanlar inandığım
Konuşuyorlardı yanımdan geçerken Duymadım sözlerini Yüzlerinde öyle bir esinti vardı ki Aldatmayacaklardı birbirlerini
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İkisi de iyi işleyen, rahat ettiren bir düzen gelip onları bulsun istemişlerdi. Bu büyük rüya gerçekleşmedikçe, sorunlar arttıkça suçu birbirlerinde arar olmuşlardı.
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Alıntı
Celaleddin Rumi konuşuyor Dünyada oyalanırsan, rüya gibi geçer Seyahat et, mekânı bir kader belirler; Ne harareti, ne soğuğu durdurabilirsin, Ve sana çiçek açan şey hemen solacaktır.
Sayfa 82 - Hece Yayınları, 4. Baskı, 2023
Şiir
Uykumun içinde bir rüya, Rüyamda bir gece, Gecede ben.. Bir yere gidiyorum, Delice.. Aklımda sen. Ben seni seviyorum, Gizlice. El-pençe duruyorum, Yüzüne bakıyorum, Söylemeden, Tek hece.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
PARAKUTÂ' "Paranın Romanı"
Salih Mirzabeyoğlu‘nun 1997 yılında yayınlanan eseri… Eserin önsözünden isminin izâhı: "Eserin adı “Parakutâ’”… Alt başlığı, “Para’nın Romanı”… İlk elde belirtmemiz gereken, para’nın “parça” anlamına, “kutâ’”nın da “düş yormak, rüyâ tâbir etmek” anlamına gelmesi… Hayatın bir yönü iktisadî ve onun da bir unsuru para… Anlaşılıyor ki “Parakutâ’”, eserin muhtevasına uygun bir icadedilmiş kelime, bir isim; ve “iflâk” kelimesinin lûgatta, “şiir okurken fesâhat üzerine olmak” ve “kelime icadetme” mânâlarına gelişini belirterek bildirelim ki, bizzat bu icad keyfiyeti de, eserin yazılış vesileleri ve tedaîleri sırasında -göreceğiniz üzere- yerini alıyor… Paranın romanı!.." [*] Aslında eserin ismi ve bu isimdeki “düş yormak, rüyâ tâbir etmek” mânâsı, tâ Üstad‘ın çocukluğundan geliyor. Necib Fazıl, eski harflerle yeni yeni okumayı sökmüş ve evlerindeki “ağır” bir kitabı okumaya hevesli. Soruyor: Parakoti nerede? Ev halkı kahkahadan yıkılıyor. “O” diyorlar, “parakoti değil, para kuvveti”… Eski harfleri bilenler, “para kuvveti”nin nasıl “parakoti” diye okunabildiğini kolayca anlayacaklardır… Diğer taraftan, Üstad bir görüşmede bu çocukluk hatırasını Mirzabeyoğlu‘na anlatıyor. Sebebi yok, öylesine, sanki mizahî bir şeymiş gibi… Herkesin hoş ve boş bir lâkırdı, sıradan bir muhabbet gibi geçiştireceği bu vak'a, Mirzabeyoğlu‘nun kafasına takılıyor. Zaman zaman aklına gelip gelip gidiyor. Ve yıllar sonra, bir büyüğün, kapısına büyük diye gidilen birinin boş söz söylemeyeceği, ilk bakışta ne kadar anlamsızmış gibi görünürse görünsün, yalnız “hikmete bağlı ve hikmet için” konuşacağı ve bunların, tıpkı rüyâlarımız gibi tevil ve tâbir istediği idrakıyla, “Parakutâ’ – Paranın Romanı” doğuyor. __Her ne kadar roman diye de okunabilirse de, eser bir fikrî eser… İktisat,
PARAKUTÂ -Para’nın Romanı- , 13 Mayıs 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme