Sen herşeyi biliyorsun Guevara fakat söylemiyorsun alçakgönüllülükten,
sözetmemek için kendinden
dostum,
Kumandan Che.
Her yerdesin. Düşten ve bakırdan olma kızılderilide ve aslına dönen zencinin
köpüklü kalabalığında
ve benzincide, tuzcuda varsın,
dehşetinde varsın korumasız muzun ve geniş bozkırında derinin ve şekerde ve tuzda ve kahvelerde,
sen, devrilmiş kıpır kıpır heykeli kanın
hiç istemeyecekleri kadar canlısın,
dostum, Kumandan Che.
Küba bir an bile çıkarmıyor seni aklından. Işıyan sakallı yüzünü.
Ve fildişi ve zeytindir teninde yanan,
ermiş delikanlı.
Buyruk beklemeden sıraya giren kararlı ses, yoldaşlık buyuran sıra neferi,
narin ve saf yoldaş komutan.
Gözümüzün önündesin, her gün başımızdasın,
her gün asker, her gün
gençlikle dolu,
başı belada
her gün.
Ve saf bir çocuk
ya da saf bir erkek gibi,
dostum,
Kumandan Che.
Geçiyorsun solmuş, yırtık, delik deşik
sefer elbisen.
O ormanda, eskiden
Sierra'daki gibi. Yarı çıplak
güçlüdür göğsün silah ve sözden,
Nereden biliyorsunuz yolculuklar yaptıkça anlaşılmaz bir şekilde gençleşmediğimi? Saçmaladıkça çocuklaşarak küçüklüğüme dönüyorum, kavramlarla çocukken kurşun askerlerimle oynadığım gibi oynuyorum: Asker imgesine hiç uymayan şeyler yaptırırdım onlara.
Sayfa 661 - Kapının arkasına saklanıyorum ki, Gerçeklik içeri girince beni göremesin. Masanın altına sığınınca, Olası birden korkuyor. Öyle ki, kucaklaşmış iki kol gibi uzaklaştırıyorum kendimden beni sarmalayan iki sıkıntıyı – ...·Kitabı okudu