Austin BAY'den Mustafa Kemal Paşa'nın Subay Portresi
Mustafa Kemal'in askeri içgüdü ve öngörü konusunda kendi etkileyici metaforunu kullanmak gerekirse, Çanakkale Savaşı'nın ilk saatlerinde kılıcıyla değil dürbünüyle savaşmıştı. Burada sahra dürbünü, stratejik içgüdü ve öngörüye yönelik askeri bir metafor olarak gayet yerinde kullanılmıştır. Olayları etraflıca gözünde canlandırma yeteneğine sahip komutan, mevcut durumu değerlendirdikten sonra, zaman içinde gerçekleşmesi muhtemel etki ve tepkiler üzerine varsayımlarda bulunup analizler yapar. Amacı kendi lehine sonuçlanacak şekilde düşmana üstünlük elde etmektir. İçgüdüleriyle mevcut durumun kaos ve karmaşasını aşıp başkalarının göremediği askeri, siyasi, toplumsal ve hatta psikolojik fırsatları saptar. Öngörüsü sayesinde, eylemleriyle [harekâtlarla] yaratıp şekillendireceği gelecekteki koşulla önceden tahmin eder. Gerçekten zeki, stratejik bir lider -yani dahi- bir zaman dilimi içinde diğer liderlerin gelecekte yöneteceği başarılı harekatlar için gereken koşulları yaratır. Dahi kişi onlarca, belki yüzlerce yıl sonrasının olaylarını etkiler ve belirler
PEGASUS Yayınları, 2013-İstanbul, Çeviren: Fethi AYTUNA
Tarih
وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ deki ‎ كَالْعُرْجُونِ الْقَدٖيمِ‎ kelimesine bak, ne kadar latîf bir üslubu gösteriyor. Şöyle ki: Kamerin bir menzili var ki Süreyya yıldızlarının dairesidir. Kameri, hilâl vaktinde hurmanın eskimiş beyaz bir dalına teşbih eder. Şu teşbih ile semanın yeşil perdesi arkasında güya bir ağaç bulunuyor ki beyaz, sivri, nurani bir dalı, perdeyi yırtıp başını çıkarıp, Süreyya o dalın bir salkımı gibi ve sair yıldızlar o gizli hilkat ağacının birer münevver meyvesi olarak işitenin hayalî olan gözüne göstermekle; medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasip, güzel, latîf, ulvi bir üslub-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın.
Reklam
Sahra altından çekilsen de zihniyetin sömürmeye devam edecek beyaz adam.
buldum yankısıyla dolar sahra bir ses! dokunma orası benim yerim ışıklar içinde bir bahçe hissedene cennet ederim
Şiir
Şemsin müstekarrı denilen taht-ı revanıyla ve seyyarat denilen asakir-i seyyaresiyle göçüp sahra-yı âlemde seyr ü seferi, mukteza-yı hikmet görünüyor. Zira kudret-i İlahiye herşeyi hayy ve müteharrik kılmıştır ve sükûn-u mutlak ile hiçbir şeyi mahkûm etmemiştir. Mevtin biraderi ve ademin ammizadesi olan atalet-i mutlak ile, rahmeti bırakmamış ki kaydedilsin. Öyle ise Şems de hürdür. Kanun-u İlahiye itaat etmek şartıyla serbesttir, gezebilir. Fakat başkasının hürriyetini bozmamak gerektir ve şarttır. Evet şems, emr-i İlahîye temessül eden ve herbir hareketini meşiet-i İlahiyeye tatbik eden bir çöl paşasıdır.
Sayfa 81 - Envar Neşriyat
Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış, derler.
Sayfa 410·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam