MEFİSTOFELES: Hemen. Dilerdim kendime şöyle bir başkent, Ortasında halkın yemek artıkları, Eğri büğrü dar sokaklar, sipsivri çatılar, Yoksul pazarında lahana, şalgam, soğanlar, Kara sineklerin yağlı pirzolaları aşırmak için Yerleştiği et tezgâhları: Vardır burada her zaman kesinlikle Pis bir koku ve faaliyet. Sonra büyük meydanlar, geniş caddeler, Sözde bir asalet görünümü uyandıran, Ve sonunda, şehir kapısının dışında Kenar semtler, uzanıp giden sınırsızca. Keyif verirdi bana faytonlar, Gürültüyle sağa sola gidip gelmeler, Oraya buraya sonsuz koşuşturmaları Dağılmış karınca yuvalarının, Binsem de arabaya, gitsem de atla, Olurdum ben hep bunların ortasında, Görürdüm saygı yüz binlerce kişiden.
Sayfa 490·Kitabı okuyor
“Evet, bir gün bütün dünya, Paris’ten Çin’e ey ilahi Saint-Simon, baş eğdiğinde öğretine, yeniden doğacaktır Altın Çağ bütün görkemiyle, dolacaktır ırmaklar çikolata ve çayla; nar gibi kızarmış koyunlar zıplayacaktır ovada, tereyağda pişmiş turnabalıkları yüzecektir Seine''de; ıspanaklar doluşacaktır bol yahnili dünyaya, kızarmış ekmek parçacıklarıyla boydan boya. Ağaçlar komposto halinde elmalar verecektir ve balyalarla demetler edecektir hasat;  kar yerine şarap, yağmur yerine piliçtir yağacak olan ve gökten şalgam garnili ördekler inecektir. ” LAUGLÉ ET VANDERBUSCH: Louis et le Saint-Simonien
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kendimi zaman zaman şalgam gibi hissediyordum.
Alıntı
Soylu aileden bir genç bir mücevher çalınca, buna "kleptomani" dememiz ve o gencin, şalgam çalan kılıksız bir oğlan çocuğuymuş gibi ıslah evine gönderilmesini aklımızdan bile geçirmeyip, bu olaydan filozofça bir tebessümle söz etmemiz…
Sayfa 280·Kitabı okuyor
Karıma Mektup Bir tanem! Son mektubunda: "Başım sızlıyor yüreğim sersem!" diyorsun. "Seni asarlarsa seni kaybedersem," diyorsun, "yaşayamam!" Yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki, sevgili, zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nazım'a!
“Çoktandır yemeğe benzer bir şey yediğiniz yoktu, değil mi?” Genç, yüzünü buruşturuyor: “Sabah şalgam ekmeği, öğlen şalgam haşlaması, akşam şalgam pirzolasıyla şalgam salatası.”
Alıntı