Puan vermedi·472 syf.··
2026 22. kitabı
Sami edebiyatına ait bir roman da okumadım demem. Samiler; İsveç,Norveç,Finlandiya ve Rusya'nın kuzeyinde yaşayan ren geyiği yetiştiren bir halk. Okuduğum romanda İsveç'in "ötekisi" Samilerin hikayesi anlatılıyor . Dışlanan,alay edilen bir halk. Kendilerini ait bir dilleri (Ural -Altay dil ailesinin Ural kolu) giyim tarzları(gakki),kendilerine has şarkıları(joik) olan bir topluluk. İsveç parlamentosunda yer alabilmek için büyük mücadeleler vermişler. Sürekli görmezden gelinen,haklarını alabilmek için büyük mücadeleler vermek zorunda kalan bir halk Samiler. Okuduğum roman gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış. Ren geyiği öldürülen 9 yaşındaki Elsa'nın hikayesi bu. Hem Elsa'nın büyüme hikayesini hem de çalınan ya da öldürülen ren geyikleri için sayısız şikayet dilekçesi veren ve her seferinde sonuçsuz kalan insanların hikayesini okuruz. Hem hakim ulusun baskısını hem de kendi içlerindeki eril baskıyı iliklerine dek hisseden kadınların hikayesine de tanık oluruz. Çok katmanlı bir roman. Doğanın ve özellikle hayvanların katledilmesi,küresel ısınma,kanunların hakim ulusa ait olması,hangi tarafta olursa olsun erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısı,okullardaki akran zorbalığı.....gibi pek çok konuyu içeren roman uzun uzun konuşulmayı ve yazılmayı hak ediyor.
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma
9/10
·472 syf.··
2025 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 13:53
4.5/5 Bu yıl okuduğum en güzel kitaplar arasına giriş yaptı. 470 sayfayı 3-4 gün gibi bir sürede bitirmemden de anlaşılacağı üzere kitap inanılmaz içine çekiyor kendini. Dili anlattıkları çok güzel. Acı şeyler anlatıyor ama bunu kör göze parmak ya da çok acılar içindeyim değil de günün akışında aktarıyor. İskandinavya denince akla insani gelişmişlik endeksi, demokrasi, kadın-erkek eşitliği gibi gelişmişliği gösteren ve ne kadar ileri olduklarını anlatan ölçümler gelir. Benim için de öyleydi bu karanlık yanlarını çok da bildiğimi söyleyemem ama hiçbir şey toz pembe değilmiş ne yazık ki! Yerli halk olan Samiler acı çekenler de onlar. Kitapta ele alınan sorunların çoğu yüzyıllardır süre gelen gerçek problemlere dayanıyor. İnsanın içi acıyor ya hem o gariban ren geyiklerine yapılanlar hem de halkın dışlanması. İnsanların kendi etniklerinden nefret ettirilerek hayattan kopacak noktaya getirilmesi. Sami halkı içinde de hep bir erkek çocuğu özlemi olması beni delirtti. Bu irkkeekk düşkünlüğü sade bizim topluma has değilmiş. Yazık. Çalınan, öldürülen ren geyikleri ile ilgili o kadar şikayet gidiyor polise ama polis daha önemli işlerimiz var diyor. Kanıt götürüyorlar sırf adam Sami değil İsveçli diye suçu örtbas ediliyor. Yolsuzluk, kindarlık da sadece bizim memlekete has değilmiş. Ve neden bilmiyorum şu an bu toprakların sahibi olan biz Türklere de bir yıldırma politikası yapıldığını, en sonunda pes mi etmemiz gerekiyor sorusu doldu durdu beynimin içine. Velhasıl ne kadar medeni görünürse görünsün Avrupa'nın, İskandinavya'nın, insanların içinde her daim kötülük olduğunu bir kere daha okumuş, görmüş oldum... Tavsiyedir...
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·472 syf.··
Beğendi
·
2025 72. kitabı
Çok güzel bir roman bu. Hem doğayla-hayvanlarla kurduğu duygusal bağı, hem politik bir derdi olmasını, hem de anlatım biçimini çok sevdim. “Senin sahibin değilim, sadece ödünç alıyorum.” diye fısıldıyor ren geyiğinin kulağına Elsa ve ona bir isim veriyor. Birkaç gün sonra gözlerinin önünde katlediliyor geyik. Kendinden öncekiler gibi, ölümü asla ciddiye alınmayacak, polis arkasına bile düşmeyecek. Ama Elsa’nın hayatında çok şeyi değiştirecek. Onu önce korkuya, sonra öfkeye boğacak. Büyütecek onu, adaletin peşinden giden, herkese rağmen direnen bir kadına dönüştürecek. Nefis bir büyüme hikâyesi. Laestadius, kendisi de Sámi kökenli bir yazar ve bu kitapla kuzeydeki Sámi halklarının yaşadığı sömürüyü, ırkçılığı, kültürel baskıyı ve özellikle ren geyiği yetiştiriciliği etrafındaki hayatı anlatıyor. Sami’ler uzun yıllar boyunca asimilasyon politikalarına maruz kalmışlar. Dilleri yasaklanmış, çocukları zorla alınıp yatılı okullara gönderilmiş, yaşam biçimleri yüzünden aşağılanmışlar. Ama yazar sadece devletleri eleştirmiyor, kendi halkının geri yanlarını da koyuyor ortaya. Kadınların sesinin bir kıymetinin olmaması mesela, sonradan Sami olanlar için ayrıştırıcı isimler kullanmaları, statükolarını korumak için haksızlığın karşısına dimdik çıkamamaları.. Yazar bir büyüme hikayesiyle toplumsal hafızayı iç içe geçiriyor. Çalınan, sadece Elsa’nın büyüme hikâyesi değil; asimilasyona, ırkçılığa ve sömürüye karşı direnen bütün halkların yankısı var bu hikayede. Benim için en çarpıcı olan ise tüm bu politik derdinin yanı sıra hem insanı hem hayvanı hem de doğayı aynı merhamet halkasında buluşturabilmesi. Okuru çok olsun. Meraklısına Netflix’de bir de filmi var. #yoncametesoy çevirisi
Edebiyat
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma
8/10
·472 syf.··
2025 49. kitabı
Sami’ler hakkında okuduğum ilk romandı sanırım. Başından sonuna kadar yaşadıkları ortamı, kışı, soğuğu, güneşi hissettiren, kültürlerini olabildiğince aktarmaya çalışan satırlar arasında kayboldum. Onlar için ren geyiklerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anladım. Her kültürde öteki olmanın çok zor olduğunu bir kez daha düşündüm. Medeniyetin yalnız bıraktığı insanların acılarını hissettim. Kuzey ülkelerinde hep havanın ya da fazla rutin hayatın sebep olduğunu düşündüğüm intiharların aslında koca bir buzdağının görünen yüzü olmasıyla yüzleştim. Keşke çeviri biraz daha özenli yapılsaymış dedim. Bazı yerleri okurken ne demek istediğini düşündüm. Öylesine zorlayan cümleler vardı. Yazım hatalarıyla da birleşince can sıkıcı oldu. Yine de okuduğum için memnunum. Farklı kültürlere ilgi duyanlara, durağanlıktan sıkılmayanlara öneririm.
ÇalınanAnn-Helén Laestadius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024173 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2025 20. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2025 20:16
#okudumbitti Orhan Kemal’den okuduğum ikinci kitap. İlki etkilememişti ama bu kitap içimde kocaman bir yer etti. Nazan unutamayacağım bir karakter oldu. Tam bir Türk filmi tadında. Bolca dram. Yok artık bu kadarı da olmaz denilen ne varsa hepsi oluyor. İlk başlarda okurken Nazan’ a kızıp öfkelensem de sonunda çok üzüldüm. Herkesin bu kadar çok beğenmesinin sebebi bence bir çoğumuzun hayatına dokunması. Belki anneannelerimiz ya da annelerimizdi Nazan. Belki okurken kendisinden bir şeyler gördü insanlar bu kitapta. O yüzden bu denli seviliyor.Hacer Hanımlar, Jaleler, Mazharlar, Samiler… Hep olacak hayatta. Allah onlar gibilerle karşılaştırmasın diyorum. Onların yanı sıra Nazan gibi Nesrin gibi iyilerde var dünyada. Kalbi tüm bu çirkinliklere rağmen hâlâ saf ve temiz kalabilmiş insanlar.. Öfkeyle okuduğum kitap bir yerden sonra yerini hüzne bırakıyor. Ağlatmasa da iç sıkıntısıyla dolu çok üzülerek okudum. Sonunu çok farklı ummuştum. Öyle olmaması da ayrı bir yaraladı beni. Bunun yanı sıra bazı yerleri de biraz eksik buldum. Hacer hanımdan çok az bahsedildi bence sonlarda. Ne oldu ne halde ? Biraz daha detay verilebilirdi. Bu küçük ayrıntıyı yok sayarsam benim için 8/10 bir kitaptı. Okurken Türk filmi izliyor gibi hissettirdi. Tavsiyedir
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Tarih kazananlar tarafından yazılır
8/10
·294 syf.··
2025 14. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2025 22:41
Bu kitap esasen dindeki ataerkil tutumların doğuş öyküsüdür. Binlerce yıldır, anaerkil toplumlar ve dinler dünyayı kaplamış gibi görünüyor. Kadınların yaşamı besleme konusundaki eşsiz yetenekleri onları anlaşılabilir bir şekilde toplumda yüceltti. Bu yetenekler onlara cinsel, ekonomik veya başka türlü büyük bir özerklik sağladı. Erkekler, yaşam veren statüleri nedeniyle kadınları destekledi. Fakat özellikle Yahudi-Hristiyan dininde yaygın olan ataerkil normlar ve tutumlar bu statüyü baltalamayı amaçladı. Bu saldırı çok yönlüydü ve siyasi, ekonomik ve sosyal cepheleri içeriyordu. Eski Ahit'te sahte (yani kadın olanları) tanrıları ortadan kaldırmak için işlenen soykırımlara bakmak yeterli. Devamında yazarımız, Adem ve Havva öyküsünün kadınların statüsünün bu şekilde altüst edilmesinin bir parçası olduğunu ve çok özel bir amacı olan bir grup bilgin tarafından yazıldığını öne sürüyor. Amaçları, Havva'yı (veya kadını) yeryüzündeki tüm günah ve kederin annesi olarak göstermekti. Havva, kurnaz, aldatıcı, bizzat şeytanla iş birliği yapan biri olarak tasvir edildi. Ayrıca Adem'in sadece bir yardımcısı, günlerini daha az yalnız ve zahmetli hale getirmek için bir astıydı. Bu bağlamda, kadınların ritüellerinin bastırılmasının aslında kadın haklarının bastırılması olup olmadığını sorgulayabiliriz. Özetle, kadınların bulundukları özgür konumdan düşüşün temel sebebi, Samiler ile beraber ataerkil düzenin medeniyetlere hakim olmaya başlamasıdır. Bence çok ilgi çekici bir araştırma ortaya konulmuş. Gerçekten yoğun bir okuma oldu ve kesinlikle 70'lerde yazılmış bir araştırmaya benziyor. Kitabın büyük bir kısmı biraz sıkıcı olsa da, dinlemeye değer bir argüman içeriyor. Objektif kalmaya çalışarak birçok din üzerine araştırma yapmaya çalıştım. Sümerler'den Akatlara kadar... Gördüğüm ve
Tarih
Tanrılar KadınkenMerlin Stone · Payel Yayınları · 2000124 okunma