“… Kavga belli bir samimiyet gerektirir. Seninle o kadar samimi olduğumuzu düşünmüyorum. Halbuki ben gerektiğinde başımı omuzuna koyabileceği birini değil, sinirlendiğimde direktoman kafayı koyabileceği birini arıyorum …”
Sayfa 11·Kitabı okudu
Bakara Suresi
Medine döneminde nazil olmuştur. 286 âyettir. Yalnız 281. âyeti Mekke'de, Veda Haccı'nda inmiştir. İsrailoğulları, Hz. Musa Tur Dağı'nda iken altınlardan yapılmış inek heykeline tapmışlardı. İçlerine sinmiş bu inek sevgisini, onun tapılan kutsal bir varlık olduğu düşüncesini ortadan kaldırmak ve yalnız Allah'a inançlarında samimi olduklarını göstermeleri için kesmeleri gereken bir inek (bakara) süreye ad olmuştur
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İstanbul'da ilk görüştüğüm İsmet'ti. 29 Teşrinisani'de Zeyrek'te misafir olduğum biraderimin bahçesinde Çamlıcalara kadar uzanan geniş manzara içinde İtilaf'ın bir yığın tekneleri ile sanki istihza eden muazzam Süleymaniye Camii karşımızda Türklüğün bir heykel-i vakarı gibi mağrur duruyordu. Pek eski ve pek samimi arkadaşım İsmet çok bedbindi. — Gördün mü Kâzım? Her şey mahvoldu. Vaktiyle gördüğün gibi sürüklediler ve bitirdiler. Derdin ki batıracaklar ve hayatımızla biz didişeceğiz. Fakat benim hiçbir ümidim kalmadı. Ben kararımı sana söyleyeyim mi Kâzım. Köylü olalım. Askerlikten istifa edelim. Senin kaç liran var. Birleşelim Kâzım Ağa, İsmet Ağa olalım. Çiftçilikle hayatımızı sürükliyelim. — İsmet ne söylüyorsun, dedim. Zannediyor musun ki bizi yaşatacaklar. Ermeni, Rumlar şarktan, garptan Türk'ü boğacaklardır. Bırak ki benim bir tarla alacak param yok fakat olsa da ayaklar atında zelilane ölmektense milletimizin bu kadar senelik yediğimiz ekmeğini namuskârane ölmekle ödemek daha çok yakışmaz mı?
Sayfa 7
Alıntı
Sistemler ve bâtıl inançlar görüp geçirmiş olan, fakat hâlâ dünyanın yollarında sebat eden filozof, en az dogmatik olan yaratığın sergilediği kaldırım kuşkuculuğunu taklit etmelidir: Hayat kadınınınkini. O her şeyden kopmuş ve herkese açıktır; müşterinin âsabı ve fikirlerini benimser; her vesilede tutum ve çehre değiştirir; ilgisizliğinden ötürü hüzünlü veya neşeli olmaya hazırdır; ticarî bir tasayla, iniltilerini esirgemez; üzerindeki samimî komşusunun oynaşmalarına, aydınlanmış ve sahte bir bakış yöneltir - ve zihne, bilgelerinkiyle yarışan bir davranış örneği sunar. İnsanlar ve kendisi hakkında kanaati olmamak: Toplum gibi felsefenin de kenarında yer alan gezici zihin açıklığı akademisinin, fuhuşun yüksek öğretisi budur. Kızları örnek alarak yorgun tebessümde uzmanlaştığı zaman; onun gözünde bütün insanlar yalnızca müşteri, dünya kaldırımları da, tıpkı yoldaşının vücudunu satması gibi, burukluğunu sattığı pazar olduğu zaman, her şeyi kabul eden ve her şeyi reddeden düşünür, “bildiğim her şeyi kızların okulunda öğrendim,” diye haykırmalıdır.
Sayfa 89
Eleme, kedere, hatta sevince bir sınır tayin etmek... Bunu, yalnız şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş, toplumun görenekleri, kuralları, insanların yarı çıplak yaşadıkları bu köstebek yuvalarında da aynı şiddetle hüküm sürüyormuş.
Sözlerinde samimi olduğunu hissedebiliyordum. Gerçi samimi olmasa bile fark etmezdi. Ne de olsa ben, hayatı boyunca iltifatlara asla inanmayıp eleştirileri bir din gibi kutsal sayarak yaşamış biriydim.