Yalnızca artık şansım yok. Ama kim bilir. Belki bugün olur. Her gün yeni bir gündür. Şanslı olmak daha iyidir. Ama ben titiz olmayı yeğlerim. O zaman şans yüzüne güldüğünde hazır olursun.
«Bin dokuz yüz kırk beş yılının dokuz Ağustos günü burada bulunmak gibi bir talihsizliğe sahip olduğumuzdan, herkes kendilerine kötü şans getireceğimizi sanmaktadır. Bu yüzden de bizden kaçarlar.»
Kızına şefkatle baktı ve fısıltı halinde konuştu onunla: “Böyle rahat uyuman büyük bir şans yavrum, ileride, büyüdüğün zaman, uykusuz geçireceğin günler de olacak. O uykusuz geceler herkesin başına gelir, kimse kurtulamaz. Ama daha vakit var o günlere. Şimdi uyu, rahat uyu yavrum, güzel rüyalar gör.”
İşin aslı insana ikiden de fazla şans verilir - çok daha fazlası. Bulmanın/ yitirmenin, unutmanın/ hatırlamanın, terk etmenin/ dönmenin asla durmadığını artık, elli yıldan sonra, biliyorum. Yaşamın tamamı bir başka şansla ilintili ve biz yaşadığımız sürece, o son güne kadar, hep bir şansımız daha olacak.
Ama şunu kabul etmek gerekir ki, bize ait
hiçbir şeyi aslında kendimiz seçmiyoruz. Tüm kararlar küçük yaş-
larda daha "aklımız ermezken" bizim adımıza verilmiş oluyor. Bi-
zim daha sonra tek yaptığımız, içinde yaşadığımız bu bedeni, haya-
tı, çevremizdeki her şeyi kabul edip arkasında dumak oluyor.
Tabii ki kabul ederek, arkasında durarak yapabileceğimizin en
doğrusunu yapıyonız ... Zaten başka bir şansımız da yok. Kimseye
küçük yaşta yeni bir hayat için ne farklı bir tercih, ne de yeni bir
şans veriliyor ...