Sosyalist Devrim (SD)/MDD tartışmalarında, TİP’in varsayımı, Türkiye’nin burjuva demokratik devrimini büyük ölçüde tamamlamış ve az gelişmiş de olsa, kapitalist bir ülke olduğuydu. Dolayısıyla önümüzdeki aşama sosyalizmdi. Türkiye’de ise sosyalizm ancak, halkın oyuyla, halkın güvenini kazanarak ve halk tarafından kurulabilirdi.
MDD'cilere (Milli Demokratik Devrimcilere) göre hegemonya ancak iktidar şu veya bu yolla ele geçince kırılan bir şeyken, SD'cilere (Sosyalist Devrimcilere) göre kitlelere giderek, kitleleri örgütleyerek hegemonyayı kırmak mümkündür. Kitlelerin oyunu alarak iktidara gelen parti, egemenler buna direnecek olursa bir karşı direniş içine girmelidir.
"Temâşa-yı cemâlimden nazar ehlini men’ etme
Ne sûd ol hûb yüzden kim ana kılmaz nazar âşık"
“Ey sevgili!..
Sana bakma arzusuyla yanıp tutuşanları yüzünün güzelliğine bakmaktan men etme. Âşıkın bakmadığı bir güzel yüzden ne yarar gelir, öyle bir güzel neye yarar!?.”
Kişi, müşriklerin mezhebini doğrular, içinde bulundukları küfür ve tuğyanı güzel görürse, Müslümanların imasıyla kafirdir.
Çünkü o kişi İslam'ın hakikatini öğrenememiştir.
Islam ın hakikati ise "Tevhid ile Allah'a teslim olma, itaat ile O'na boyun eğme, şirk ve şirk ehlinden beraat etmektir."
Sahihi Müslim'de Mervan el-Fezzari tarikiyle rivayet edilen bir hadiste Ebu Malik
Såd bin Tarık babasından şöyle rivayet eder: Allah Rastlü (sallahu aleyhi vesellem) i şöyle
derken işittim: "Her kim 'La ilahe illallah' der, Allah dışında kendisine ibadet edileni tekfir ederse malı ve kanı haram olmuş, hesabı ise Allah'å kalmıştır."
Bir Müslümanın sadece 'La ilahe illallah' demesi yeterli olmamış, bilakis bununla beraber Allah dışında kendisine ibadet edilenleri de TEKFİR etmek şart koşulmuştur.
Şayet Allah'tan gayrı ibadet edilenler tekfir etmeksizin kelime-i tevhid söylerse kanı ve malı henüz haram olmaz.
Bu kişinin, Allah'ın düşmanlarının isteklerine uyum sağlamaksızın kendisine tabi olmakla, menhecini kendimize bir menheç edinmekle emrolunduğumuz Millet-i İbrahim'in aslından bir aslı zayi ettiği için kendisine keskin kılıç çekilir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur: "İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır.
Onlar kavimlerine demişlerdi ki: «Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız.
Sizi tanımıyoruz.
Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir» Şu kadar var ki, İbrahim babasına: «Andolsun senin için mağfiret dileyeeğim, Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez» demişti.
(O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik, Dönüş de ancak sanadır."(Mümtehine 4)
İşte bu, kendisine yüz çevirenlerin kendi nefsini
Yėter tehī gezdüm yėter
Bir ḥāl olayın bir zamān
Her dil ki zülfüñ ile şehā bī-ḳarār ola
Varı cihān içinde anuñ tārmār ola
Tīġler kim çekdi cevlān içre ol ḳātil baña
Pīrehen çāk eyledüm tā olmıya ḥāʾil baña
Luṭf u ġażab ki ʿayn-ı nigāruñ feni geçer
Ey dil ṣaḳın o ġamze-i ẓālim seni geçer
Bināgūşuñdaki şol ṣāfi dür kim pāk gevherdür
Saʿādet āsmānı üzre ṭāliʿi saʿd aḫterdür
Göñlümi meftūn ėden şol ʿanberīn kākül midür
Baġrumı pür-ḫūn ėden şol nergis-i şengül midür
Cānum ārāmı içün şol söz ki cānāndan gelür
Ṣan nesīm-i cān-fezādur āb-ı ḥayvāndan gelür
Lebüñde ʿıṭr-ı vefādur ḫaṭuñ ki cāna deger
Şemīm-i cāna degül mülket-i cihāna deger
Ne belālar k’ola ol şekl-i hümāyūn eyler
Ne ʿanālar k’ola ol ḳāmet-i mevzūn eyler
Geldi ʿīd elde cām-ı Cem yaraşur
Gitdi devrān-ı ġam naġam yaraşur